SON DAKİKA
reklam
reklam

NÜKLEER ÇIKMAZI GÖLGESİNDE İSTANBUL’DA KRİTİK BULUŞMA

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 29 Temmuz 2025, Salı - 10:01   Okunma Sayısı:

İstanbul, son yıllarda bölgesel ve küresel krizlerde diplomasiye ev sahipliği yapan şehir olarak bir kez daha tarihi bir görüşmeye sahne oldu. İran’ın nükleer programı etrafında dönen gerilim, geçtiğimiz cuma günü İngiltere, Fransa ve Almanya’dan diplomatların, İranlı yetkililerle İstanbul’da yaptığı kritik toplantıyla yeniden dünya gündeminin merkezine oturdu. Bu buluşma, özellikle haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan ve 12 gün süren sıcak çatışmaların ardından yapılan ilk yüz yüze diplomatik temas olması bakımından da ayrı bir önem taşıyor.

Avrupalı liderlerin, “Eğer diplomatik ilerleme sağlanmazsa ağustos sonuna kadar yaptırımlar geri gelecek” mesajı, Tahran üzerindeki baskıyı artırırken; İran cephesi ise ABD’nin 2015 nükleer anlaşmasından tek taraflı çekildiğini hatırlatarak, güvenin yeniden tesisi olmadan yeni bir anlaşmanın mümkün olmayacağını savunuyor. Toplantının yapıldığı İstanbul’daki İran Konsolosluğu, uzun süren görüşmelere ve perde arkasında yürütülen zorlu müzakerelere sahne olurken, toplantının sonucu uluslararası toplum için de merak konusu oldu.

Snapback mekanizması ve diplomasi trafiği

2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) ile İran, nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) sıkı denetimlerine izin vermeyi kabul etmişti. Bu anlaşma karşılığında Tahran’a yönelik ekonomik yaptırımlar kaldırılmış; İran ekonomisi için bir nefes alma dönemi başlamıştı. Ancak 2018’de dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın “anlaşma yeterince sert değil” gerekçesiyle ülkesini anlaşmadan çekmesi, dengeleri tamamen değiştirdi. İran, anlaşma yükümlülüklerini kademeli olarak askıya almaya başladı; Avrupa ise diplomatik çözümü korumaya çalıştı.

Bugün masadaki en kritik başlıklardan biri, uluslararası kamuoyunda “snapback” olarak bilinen ve İran’ın yükümlülüklerine uymaması hâlinde otomatik olarak devreye girecek yaptırım mekanizması. Avrupalı bir diplomatın da belirttiği gibi, İran’ın UAEA ile tam iş birliğine dönmesi ve uranyum stoklarını düşürmesi hâlinde bu mekanizmanın ertelenmesi mümkün olabilir. Ancak aksi hâlde yaptırımların yeniden devreye girmesi, Tahran’ın küresel ticaret ve finans sisteminden daha da izole olmasına yol açacak.

Uranyum stoku, gerilim ve tehditler

UAEA’nın en son raporuna göre İran’ın %60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoku 400 kilogramı aşmış durumda. Bu seviye, nükleer silah üretimi için gerekli %90 seviyesine oldukça yakın ve Batılı ülkelerde kaygıları artırıyor. İran ise programının tamamen barışçıl ve sivil amaçlı olduğunu savunuyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, El Cezire televizyonuna verdiği demeçte ülkesinin “yeni bir savaşa hazır” olduğunu ifade ederken; nükleer silah geliştirme niyetlerinin olmadığını vurguladı.

Bununla birlikte, Tahran yönetimi, yaptırımların geri gelmesi hâlinde Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’ndan (NPT) çekilme tehdidini de masaya koydu. Bu durum, sadece Batı ile İran arasındaki gerilimi değil, Orta Doğu’daki genel güvenlik dengesini de derinden sarsabilecek bir gelişme olarak görülüyor.

ABD ve Avrupa’nın diplomatik ikilemi

Anlaşmanın diğer imzacıları olan Rusya ve Çin, teorik olarak snapback mekanizmasını veto edemiyor. Bu da Avrupa’nın elini güçlendirse de İran açısından Batı bloğuna olan güven sorunu derinleşiyor. ABD’nin 2018’deki ani çekilmesinin ardından Tahran, Washington’un verdiği hiçbir güvenceyi artık yeterli görmüyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de bu güvensizliği açıkça dile getirerek, “İran’ın ABD’ye hiçbir güveni kalmadığını” ve güvenin yeniden inşa edilmesinin şart olduğunu söyledi.

Avrupa tarafı ise zamanın daraldığını belirtiyor. Diplomatik kaynaklara göre, önümüzdeki haftalarda ya İran somut adımlar atacak ya da yeni bir yaptırım dalgası kaçınılmaz olacak. Avrupalı temsilciler, diplomasiye hâlen bir şans vermek istediklerini; ancak İran’ın UAEA denetimlerini askıya almasının ve uranyum stokunu artırmasının kendilerini köşeye sıkıştırdığını ifade ediyor.

İstanbul’un rolü ve Türkiye’nin sessiz katkısı

Bu kritik görüşmenin İstanbul’da yapılması, Türkiye’nin son yıllarda üstlendiği “arabulucu ve ev sahibi” rolünü bir kez daha ortaya koyuyor. Daha önce Ukrayna-Rusya barış görüşmelerine de ev sahipliği yapan İstanbul, coğrafi konumunun yanı sıra siyasi esnekliği sayesinde küresel diplomasi için önemli bir platform hâline geldi. Türkiye resmî olarak bu görüşmelere katılmasa da toplantıların İstanbul’da yapılması, Ankara’nın bölgedeki istikrarı koruma isteği ve uluslararası diplomasideki etkisini de güçlendiriyor.

Sonuç: Diplomasi penceresi kapanıyor mu?

Batılı ülkeler hâlen bir diplomatik çözümün mümkün olduğunu savunuyor. Ancak diplomasi için zaman giderek daralıyor. Ağustos sonu, İran ve Avrupa arasında yeni bir kırılma noktası olabilir. İran, uranyum zenginleştirme hakkının “meşru ihtiyaçlar” çerçevesinde tanınmasını ve yaptırımların tamamen kaldırılmasını talep ediyor. Avrupalı liderler ise nükleer silaha giden yolu kapatacak net adımlar ve UAEA ile şeffaf iş birliği istiyor.

Bu kritik süreçte İstanbul’daki görüşme, belki de son barış şansı olarak tarihe geçebilir. Diplomasi galip gelir mi, yoksa yeni bir yaptırım ve gerilim dalgası mı dünyayı bekliyor? Önümüzdeki haftalar, sadece İran ile Avrupa değil, tüm Orta Doğu ve dünya için de belirleyici olacak.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam