SON DAKİKA
reklam
reklam

Nasıl anlatacağız?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 31 Temmuz 2025, Perşembe - 11:32   Okunma Sayısı:

Maltepe’de sokak aralarında geziyorum. Apartman merdivenlerini deterjanlı suyla yıkayan
hanım, suyu dışarıya salıyor. Seslendim,
---Hanımefendi, bakın bu suları dışarıya süpürüyorsunuz ama sıcak hava nedeniyle susuzluk
çeken hayvanlar deterjanlı suyu içmek zorunda kalıyorlar.
---Bir şey olmaz. Onlar hayvandır, zarar görmezler.

*** *** ***

Güneydoğu Anadolu’da 10 bine yakın şehit verdik. Gencecik fidanları toprağa gömdük.
Hatırlayan var mı? Askerlerimizin dışında bu vatanın çocuklarını yetiştirmek için büyük bir
heyecanla göreve koşan hanım öğretmenlerimizi, vefakâr korucularımızı, petrol işçilerimiz,
kaçırılan PTT görevlilerimizi, katledilen köylülerimizi, telef edilen hayvanlarımızı…
1984 yılından beri süregelen olayların daha objektif bir değerlendirmesi bile yapılmadan,
her kesimden çözüm önerileri dinlenmeden çözüm getirmeye çalışmak…
*** *** ***

TSK İç Hizmet Kanunu Md: 112
Yer sarsıntısı, yangın, su basması, yer kayması, çığ ve benzeri tabii afetler zuhurunda 7269
sayılı kanun ve ekleri hükümleri dahilinde hareket olunur.
7268 Saylı Kanun’un Mükellefiyetler Bölümü Md: 7
Afet bölgelerinde veya civarında bulunan ordu, jandarma (Şimdi TSK’dan ayrılmıştır), kıta
birlik ve müessese kumandanları, hazarda, kendilerinden vali veya kaymakamlar tarafından
istenilecek yardımları üstlerinden emir beklemeksizin yapmaya mecburdurlar. Ancak bizler
yangına müdahale eden insanlar arasında hiç asker göremiyoruz?
*** *** ***

Sonsuzluk, zamana direniyor ve bize sessizce fısıldıyor önceden var olanı.  Tıpkı
çölleşen göl yatağındaki midye kabukları, suyu olmayan yüzme havuzları, balığı
olmayan konserve fabrikaları, kumulsuz kalan kasabalar, köyler, hayalet limanlar
gibi...
Çukurova’nın, Pamukova’nın, Menderes Havzası’nın verimli alanları, Nevşehir’in
bağ ve özleri yerlerini taş yığınlarına terk etmiş vaziyettedir. Ve sanki hayatın nasıl
yaşanacağına dair doğru bildiklerimizi yeniden gözden geçirmemizi haykırıyor hep bir
ağızdan...
Doğayla ilgili her fotoğraf sergisini mutlaka geziyorum. Bazen izlediklerimden
ürperti duyuyorum. Resimlerin anlatmak istedikleriyle dertli olduklarını ve sessizce
fısıldamak istediklerini hissediyorum.

*** *** ***

Madem, insanlık bir bütündür. Birimizin çektiği acı hepimizin olmalıdır. Günümüzde
teknoloji en üst seviyede… Yaşantımızda onun da büyük payı var, kazandırdıkları ve
bizden aldıklarıyla. Körfez Savaşı ve II. Savaş’ta Irak’a bombalar atıldı. Yaklaşık dört
beş yıldan beri de Suriye toprakları havadan dövüldü. Roketler, havanlar, tahrip
kalıpları…
Atılan bombalar bir sürü kimyasal karışımları içeriyor. Belki bazıları radyoaktif
madde yüklü… Bu iki ülkenin toprağının kimyasal yapısı bozuldu. 10 sene sonra
insanların kanında orantısızlıklar, mide ve solunum sistemlerinde bozukluklar, sinir
sistemlerinde çöküntüler olursa şaşmamak gerekir… Japonya’da hâlâ sakat
doğumlar olduğunu unutmayalım.

Toprak bozulur da hava bozulmaz mı? Nakil vasıtalarının kurşun bileşimli egzos
gazları, süzülmeden atmosfere salınıyor, fabrikaların baca gazları, kullanım sonrası
kontrolsüz şekilde araziye atılıyor, tıbbi atıklar hem havayı hem de yer altı su
kaynaklarını kirletiyor.

*** *** ***

Bir başka olumsuzluk ise, uçakların havaalanlarına iniş-kalkış yaptıkları rotalar…
Gerisinde sıcak egzoz gazının -50, -60 derecelerde buluşmasıyla beyaz izler bırakan
uçakların üzerinden geçtiği mekânlar, mahalleler, bahçeler ve tabii ki insanlar.
Tonlarca egzoz gazının aeresol halde bu varlıkların üzerine yağdığını, geleceklerini
karartacağını, hastalıklara yol açacağını düşünüyor musunuz? Antalya, Ankara,
İstanbul üzerinde inip kalkan uçakların yarattığı tahribat ve hastalık oranları bilimsel
olarak ele alınmış mıdır, alınmakta mıdır?
Kanser patlamalarından söz ediliyor; ama tedavisinde sadece ilâçlar veya
yöntemler dile getiriliyor. Hazırlayıcı sebepler arasında bu sıcak, kurşun bileşimli
gazların etkisi araştırılıyor mu?
Aile büyüklerini kanserden kaybetmiş birisi olarak canım burnumda… Benim gibi nice
insanın tedirgin olduğuna inanıyor, kansere yakalananların acılar çektiğini düşünüyorum.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam