Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri olan tarım, gıda ve içecek sektörü, 2025’in ilk yarısında da ülke ekonomisine önemli katkılar sunmaya devam etti. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu’nun (TGDF), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derleyerek hazırladığı Dijital Veri Paneli sonuçları, sektörün yılın ilk altı ayında ihracat ve ithalat performansını tüm detaylarıyla gözler önüne serdi.
Rakamlara bakıldığında, Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek ihracatı Ocak-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,4’lük hafif bir artışla 13,42 milyar dolara yükseldi. Buna karşılık ithalat, aynı dönemde yüzde 21,91 gibi kayda değer bir yükselişle 12 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu tablo, sektörün dış ticaret fazlası üretmeye devam etmesine engel olmadı; Türkiye, 2025’in ilk yarısında 1,42 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi.
En dikkat çekici gelişme ise birim ihracat değerindeki artış oldu. Ton başına düşen ihracat değeri geçen yıla göre yüzde 7,24 artış göstererek 1347 dolara çıktı. Bu artış, sektörün sadece miktar olarak değil, değer olarak da daha kaliteli ve katma değerli ürün ihracatına yöneldiğini ortaya koyuyor.
Şeker sektörü ihracatta lider: İlk 6 ayda 1,6 milyar doları aştı
2025’in ilk yarısında en fazla ihracat yapılan kalem şeker ve şekerli mamuller oldu. Bu ürün grubunun ihracatı 1 milyar 629 milyon doları aşarak sektör genelinde adeta “zirveye” oturdu. Şekerli mamulleri, 1 milyar 240 milyon dolarla sert kabuklu meyveler (başta fındık ve Antep fıstığı), 1 milyar 139 milyon dolarla bitkisel yağlar, 1 milyar 136 milyon dolarla yaş meyveler ve 932 milyon dolarla balıkçılık ve su ürünleri takip etti.
Şeker ve şekerli mamullerin ihracat performansı, küresel pazarda Türk markalarının artan bilinirliği ve talebin yüksek seyretmesiyle doğrudan bağlantılı. Türkiye’nin geleneksel tatlı ve şekerli mamulleri, Orta Doğu’dan Avrupa’ya, Amerika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yoğun ilgi görmeye devam ediyor.
Fındık hâlâ en değerli ihraç ürünü: 662,6 milyon dolarlık satış
Ürün bazında bakıldığında, ilk 6 ayda en çok döviz getiren kalem ise yine fındık içi oldu. Türkiye, fındık içinden 662,6 milyon dolarlık gelir elde ederken, bu ürün ihracatında yüzde 2,31 oranında hafif bir düşüş yaşandı. İkinci sırada 551,5 milyon dolarla ayçiçeği yağı (rafine) ihracatı yer aldı; burada ise yüzde 25,32 gibi ciddi bir artış kaydedildi. Üçüncü sırada ise 428 milyon dolarlık ihracat hacmiyle buğday unu yer aldı; ancak bu kalemde ihracat geçen yıla göre yüzde 36,61 azaldı.
Bu tablo, Türkiye’nin hem geleneksel ürünlerde güçlü pozisyonunu koruduğunu hem de özellikle bitkisel yağ gibi katma değerli ürünlerde büyümeyi başardığını gösteriyor.
İthalatta hayvan yemi ve bitkisel yağlar dikkat çekiyor
Öte yandan, ithalat cephesinde tablo biraz daha farklı. En fazla ithalat yapılan ürün grubu 3 milyar 92 milyon dolarla hayvan yemi oldu. Türkiye’de tarım ve hayvancılığın büyümesine paralel olarak yem ithalatı artışını sürdürüyor. Hayvan yemini, 2 milyar 42 milyon dolarla bitkisel yağlar, 1 milyar 424 milyon dolarla kakao ve çikolata ürünleri, 745 milyon dolarla canlı hayvan ticareti ve 641 milyon dolarla un izledi.
Ürün bazında bakıldığında, soya fasulyesi ithalatı 1 milyar doları aşarken, kakao ve mısır dane de yüksek ithalat kalemleri arasında yer aldı. Bu durum, Türkiye’nin gıda sanayisinde kullandığı bazı hammadde ve yarı mamullerde hâlen dışa bağımlı olduğunu gösteriyor.
Hedef pazarlar ve en çok ihracat yapılan ülkeler
Tarım, gıda ve içecek sektöründe en çok ihracat yapılan ülke her zamanki gibi Irak oldu. İlk 6 ayda Irak’a yapılan ihracat 1 milyar 544,8 milyon dolar seviyesine ulaştı. Ancak bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1’lik bir düşüşe işaret ediyor. İkinci sırada 990,5 milyon dolarla Almanya gelirken, bu ülkeye yapılan ihracat da yüzde 3,53 azaldı. Üçüncü sırada ise 905,3 milyon dolarla ABD yer aldı ve buradaki ihracat yüzde 12,23’lük kayda değer bir artış gösterdi.
Bu tablo, Türkiye’nin geleneksel pazarlarda dalgalanma yaşarken, ABD gibi büyük pazarlarda güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığını ortaya koyuyor.
En çok ithalat yapılan ülkeler: Rusya, Brezilya ve Ukrayna
Türkiye’nin ilk 6 aydaki ithalatında başı çeken ülke 1 milyar 434,9 milyon dolarla Rusya oldu. Rusya’yı 1 milyar 343,2 milyon dolarla Brezilya ve 1 milyar 212,9 milyon dolarla Ukrayna izledi. Bu üç ülke, Türkiye’nin tarım ve gıda sektöründe en çok hammadde ve ara ürün aldığı ülkeler olarak öne çıkıyor.
Genel değerlendirme: Katma değerli ürün stratejisi şart
Sonuç olarak, tarım, gıda ve içecek sektörü yılın ilk yarısında ihracatta ılımlı bir artışla yoluna devam etti ve dış ticaret fazlası üretmeyi başardı. Ancak ithalattaki hızlı yükseliş ve bazı temel ürünlerde dışa bağımlılığın devam etmesi, sektörde katma değerli üretim ve yerli hammadde stratejilerinin önemini bir kez daha gündeme taşıyor.
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde hem mevcut pazarlarını koruması hem de yeni pazarlarda güçlü şekilde yer alması; şekerli mamuller, bitkisel yağlar, işlenmiş gıda gibi katma değerli ürün ihracatını artırması, sürdürülebilir büyüme için kritik görünüyor.
Son söz: Rakamlar gösteriyor ki, şeker ihracatında dünya vitrinine çıkan Türkiye, fındık, bitkisel yağ ve un gibi geleneksel ürünlerle birlikte, inovasyon ve kalite odaklı yeni ürün gruplarıyla ihracatını güçlendirmeyi hedeflemeli. Böylece yalnızca miktar değil, değer olarak da kazanan bir tarım ve gıda ekonomisi mümkün olabilir.