SON DAKİKA
reklam
reklam

İstiklâl Harbi Öncesi ve Sonrasında Hava Muharebeleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Ağustos 2025, Çarşamba - 11:17   Okunma Sayısı:

 

İşlenmemiş konular

    I. Dünya Savaşı’nın Çanakkale cephesinde hava araçları ve hava muharebeleri pek az yer tutar. Uçakların cinsi, mühimmat taşıma kapasiteleri, uçuş menzilleri ve taşıdığı silahlar hep sınırlı olan bu hava araçları, sık sık arıza yapıyor ve hızları düşük olduğu için kolay vuruluyorlardı.

 

I.Dünya Harbi’nden önce

    Harbiye Nezareti, 23 Şubat 1911 tarihinde Dornier fabrikasına iki adet uçak siparişi vermiş, ardından iki uçak siparişi daha vermiştir. 27 Kasım 1911 tarihinde Fransa’dan iki adet Bleriot marka uçağın satın alınmasını talep etmiştir. 

İki subayın uçak alımı ve eğitimi için Paris’te bulunması, altı subayın da sırada bekliyor olması karşısında bütçenin bu satın almayı karşılayamayacağı anlaşılmış ve proje bir süre askıya alınmıştır.

    Fransız pilot Mösyö Hueges Simon, 9 Ocak 1912 tarihinde Osmanlı Devleti’nin Londra Büyükelçisine İstanbul’da “Uçuş Okulu” açılması için tavsiyelerde bulunmuş ve bu talebinin padişaha iletilmesini istemiştir. 29 Nisan–11 Temmuz 1912 arasında “tayyare ianesiyle” başlayan yardım toplama işi neticesinde altı uçağın daha alınmasına karar verilmiş, bunlardan ikisi 18 Temmuz 1912’de Türkiye’ye getirilmiştir. 

    İlk olarak Yeşilköy’de 3 Temmuz 1912 tarihinde on uçaktan teşekkül ettirilen bir filo ile beraber havacılık okulu da faaliyete geçirilmiştir. Balkan Savaşı’nda Yunanların, Sırpların ve Bulgarların faaliyetlerini tespit etmek maksadıyla uçuşlar yapılmışsa da bu uçaklar yerlere çakılmışlardır.

    Şubat 1913 yılına gelindiğinde ise, Osmanlı Devleti Harbiye Nezareti yöneticileri tarafından; “Tayyare Mektebi Müdüriyetine” tayin edilmek üzere biri Almanya’dan diğeri Fransa’dan olmak üzere iki zabitin ivedilikle görevlerine başlamaları için talimatname düzenlenmiştir.

    18 Ekim 1913 tarihinde Kırklareli’den Yeşilköy’e gitmek üzere “Tarık Bin Ziyad” adlı “Bleriot” tipindeki uçak ile havalanan Yüzbaşı Salim ve Rasıt Kurmay Yüzbaşı Kamil Bey’ler, havadaki görüş mesafesinin kısıtlı olması ve pusuladaki 15 derecelik sapma nedeniyle farkında olmadan Marmara Denizi’ni aşarak Manyas Gölü civarına inmişlerdir. Bu yolla Yüzbaşı Salim Bey (İlkuçan) Bleriot tipi uçağıyla İstanbul-Bandırma arasında Marmara’yı ilk defa havadan kateden Türk pilotu olmuştur.

 

Birinci Dünya Savaşı başladığında 

Osmanlı Devleti’nin hava gücü beş adet kara, iki adet deniz uçağı ve on pilottan oluşan bir filodur. Türklerin Almanlarla birlikte savaşa girmesiyle beraber değişmiş ve zamanla uçak sayıları on kat artış göstermiştir. Önce elliye; dört yıllık savaş süresince de “Tayyare Paşa Bölükleri” dahil, dört yüz elli rakamının üzerine çıkacak ve bu uçaklar Osmanlı hava gücünde görevlerini yerine getirmişlerdir.

Balkan Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Türk Havacılığı her türlü olumsuzluğa rağmen üzerine düşen görevleri yerine getirmiştir. Aynı dönem içerisinde bir Macar şirketi, İstanbul’da bir uçak fabrikası yapabilmek için girişimde bulunsa da amacına ulaşamamıştır.

İstiklâl Harbi’nden önce bile üç uçaktan ibaret olan 1 inci Türk Tayyare Bölüğü, 27 Mart-17 Nisan 1915’e kadar Çanakkale bölgesi ve civarındaki adalar (özellikle Limni) üzerinde keşif ve gözetleme uçuşları yapmıştır. 

24 Mart 1915’te Bozcaada’da İngiliz ve Fransızlara ait toplam 18 uçak bulunuyordu. Temmuz ayında İngiliz ve Fransız uçak sayısı 55’e ulaşmıştı. Hepsi de makineli tüfeklerle donatılmıştı. Ayrıca mart ayı içinde bir İngiliz uçak gemisi Ege Denizi’nde dolaşan Demirhisar torpidobotu tarafından yaralanınca donanmaya Ark Royal uçak gemisi katılmıştır. 30 Nisan tarihinde bir deniz uçağımız daha filoya dahil edilmiştir.

 

İstiklâl Harbi süresince hava muharebeleri ve alınan tedbirler 

Basit seviyede karıştırma, aldatma ve dinleme yapılmıştır. Bu dinlemeler ve hava

fotoğrafları sonucu düşman uçakları kendisine havada yaklaşma koridorları yaratmıştır.

Düşman, Türk kara birliklerinin eğitim seviyesini belirlemek ve mevzilerini tespit

etmek maksadıyla aldatma uçuşları ve dalışlar yapmıştır.

Kara birliklerimiz, düşman uçaklarının yaklaşma istikametleri üzerinde en az zayiata

maruz kalacak şekilde X, Y, Z uçak korunma hendekleri kazmışlardır. Çok sık mevzi değiştirmesi yapmalarına rağmen kara birliklerimizin fazlaca zayiat vermesini, yeri tespit edilen birlikler üzerine Manika balon gemisinin donanma topçusuna yaptırdığı ateş tanzimleriyle izah edebiliriz. 

Havanın açık olduğu günlerde düşmanın havadan çekeceği fotoğraflara karşı komuta

yerlerine giden yollar ve lojistik tesisler kamufle edilmiştir. 

Hava gözcüleri çıkarılmak suretiyle göze dayanan tespitlere ve gözcü eğitimine ağırlık

verilmiştir. Uçak sayımız arttıkça havaalanlarında dağılma ve gizleme uygulanmış, maket uçaklar ve çok hasarlı olan uçaklar aldatma amaçlı pistlerde bırakılmıştır.

Birliklerimiz her seviyede sahte tesisler, komuta ve gözetleme yerleri, pistler, yedek

mevziler ve örtülü irtibat hendekleri inşa etmiştir. İstanbul’daki imalât atölyelerinde iki kg ağırlığa kadar olan uçak bombaları yapılabilmiştir.

Bazı zamanlar aldatma amaçlı açık telsiz konuşmaları yapılarak yanlış direktif ve

emirler verilmiş ve sonuçları izlenmiştir.

Gizleme, tahkimat, keşif uçuşlarının yoğunlaştığı saatlerde hareketsizlik, geceleri

karartma veya kontrollü ışıklandırma yapılmıştır.

Dinlemeli telsiz susmasına riayet edilmiş, telsiz konuşmalarında öncelik ve

sınırlamalar belirlenmiştir.

Elimizde uçak sayısı arttıkça uçağa karşı yer tanıtma bezleri kullanılmıştır. 

 

Muhabere Vasıtaları

Telgraf makineleri, santraller

Kablo ve telefonlar

Tlf. Parçaları, hat muayene çantaları

Işıldak, pırıldak ve renkli şerit ve bezler

İşaret fişekleri, gemi telsizleri, haberleşme amaçlı kullanılan ipler

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam