SON DAKİKA
reklam
reklam

Belediyeler ve Sosyal Kooperatifler

Köşe Yazarı: Burak Küçükerman   Eklenme Tarihi: 20 Ağustos 2025, Çarşamba - 11:14   Okunma Sayısı:

 

Sosyal sorunlara çözüm ararken sadece sivil toplumu ya da devleti düşünmek eksik bir yaklaşım olur. 

 

Aslında bu iki büyük yapının iş birliği, çok daha güçlü ve kalıcı çözümler yaratabilir. 

 

Bu iş birliğinin en verimli modellerinden biri de belediyelerin sosyal kooperatiflerle birlikte çalışmasıdır.

 

Peki, belediyeler neden sosyal kooperatifleri desteklemeli?

 

Belediyeler, şehirlerin ve mahallelerin en yakınındaki yönetim birimleridir. 

 

Toplumsal sorunları, yerel ihtiyaçları ve dezavantajlı grupların taleplerini en iyi onlar bilir. 

 

Ancak bu sorunlara doğrudan çözüm üretme kapasiteleri her zaman yeterli olmayabilir. 

 

İşte bu noktada sosyal kooperatifler devreye girer.

 

Belediyeler, sosyal kooperatiflerle iş birliği yaparak, hem sosyal sorunlara daha yaratıcı çözümler bulabilir hem de yerel ekonomiyi güçlendirebilir.

 

Peki bu model nasıl işler?

 

Belediyeler, park ve bahçe bakımı, atık yönetimi, engelli bireylere yönelik bakım hizmetleri gibi alanlarda sosyal kooperatiflerden hizmet alabilirler. 

 

Bu sayede hem hizmet kalitesi artar hem de dezavantajlı gruplara istihdam yaratılır. 

 

Örneğin, bir belediye, parklarının bakımını bir sosyal kooperatife devrederek, bu kooperatifin engelli veya uzun süreli işsiz bireyleri istihdam etmesini sağlayabilir.

 

Belediyeler, sosyal kooperatiflerin faaliyetlerini sürdürmesi için bina, arazi veya ekipman gibi kaynakları düşük maliyetle ya da ücretsiz olarak tahsis edebilir. 

 

Bu destek, sosyal kooperatiflerin başlangıç maliyetlerini düşürür ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmalarını kolaylaştırır.

 

Sosyal kooperatifler, İtalya’da 1970’lerde, hükümetin engelli kişilere verilen sosyal bakım hizmetlerinde kesintilere gitmesine karşı toplumun tepkisi sonucu ortaya çıktı. 

 

İtalyan hükümeti nihayet onlara vergi indirimi ve geleneksel ticari rakiplerine kıyasla başka avantajlar sağlayan bir yasa çıkarana kadar resmi tanınırlıkları olmadan faaliyet gösterdiler. 

 

O zamandan beri, Québec ve Güney Kore gibi yerlerde sosyal kooperatiflerin oluşturduğu sağlık ekosistemleri gelişti.

 

Tıpkı İtalya örneğinde olduğu gibi, ülkemizde de belediyeler yerel düzeyde sosyal kooperatifleri tanıyan ve onlara avantajlar sağlayan yönetmelikler çıkarabilir. 

 

Hatta, bu konuda ciddi AB destekleri de alınabilir. 

 

Ayrıca;

 

Vergi indirimi, ihale süreçlerinde öncelik tanıma gibi teşvikler, sosyal kooperatiflerin rekabet gücünü artırır.

 

Bu model, sadece sosyal kooperatiflerin ayakta kalmasını sağlamaz.

 

Aynı zamanda belediyeleri de daha katılımcı, adil ve etkili bir yönetim anlayışına yönlendirir. 

 

Kamunun kaynakları ile sivil toplumun enerjisi birleştiğinde, ortaya çıkan sonuçlar toplumun tamamına fayda sağlar.

 

Belediyeler ve sosyal kooperatifler arasındaki bu iş birliği, geleceğin şehirlerinde toplumsal dayanışmayı ve kapsayıcılığı güçlendirecek en önemli adımlardan biri olabilir. 

 

Yerel yönetimler bu modeli daha etkin hale getirebilir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam