SON DAKİKA
reklam
reklam

Köpeksiz köyde gezdiğini zanneden Yunanistan

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 21 Ağustos 2025, Perşembe - 11:28   Okunma Sayısı:

Atasözünün anlamı

1.Akıllı, itibarlı, saygın insanların olmadığı mekânlarda bazı dengesiz kişiler kendi kafalarınca hareket edip, dilediğini yapmaya kalkışırlar, kendilerine engel olacak birileri olmadığı için de kabadayılık taslarlar.

  1. Yanlış davranışlarda bulunan birini, hatalarından dolayı uyaran birileri olmazsa kişi hatalı davranışlarına devam eder ve bunu meziyet sanır.

Yazının konusu Yunanistan’dır. Ege’nin öte yakasındaki komşu, müttefikimiz, Akdeniz’in hırçın çocuğu…

 

Yunanistan’ın bağımsızlığı

   Yunanistan, Osmanlı hükümranlığındaki topraklardan 1821 yılında kopmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti 1826 yılında yeniçeri ocağını ortadan kaldırmış, 1827 Navarin baskını sonucunda Osmanlı donanması büyük kayıplar verince Yunanistan bunu fırsat bilmiştir.

İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Yunanistan’ın bağımsızlığı için Osmanlı Devleti’nin karşısında yer alması ve Osmanlı Devleti’nin isyanları bastırma gücünün yetersiz olması sonucu Yunanistan 1829’da bağımsızlığına kavuşmuştur.

Yaklaşık bir asır sonra I. Dünya Harbi’nin bitişini kayıt altına alan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile galip devletler Osmanlı topraklarını işgale başlamışlardır. Yunan Ordusu, Megali İdea’yı gerçekleştirmek düşüncesiyle 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkararak işgale katılmıştır.

30 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Muharebesi sonunda büyük yenilgiye uğramış ve Takip Harekâtı’nın bitimi ve Millî Mücadele’nin sonu sayılan 11 Ekim 1922 tarihli Mudanya Mütarekesi ile Anadolu’yu tamamen terk etmişlerdir.1

    1923-1930 arasında çok karmaşık bir olay olan ve Türkiye ile Yunanistan arasında yüzbinlerce kişi tarafından yaşanan “mübadele”4, karşılıklı anlayış ve iş birliğinin örneğidir.

 

Cumhuriyet’in ilk yılları

     Tüm bu gerginliklere rağmen 1929-1931 yılları arasında Türkiye Yunanistan’a tahıl yardımı yapmıştır. Yunanistan Başbakanı Venizelos, 26 Eylül 1933’te Türkiye’yi ziyaret etmiş, Atatürk ile dostluk ve barış için el ele vererek her iki ülkenin kalkınmasında iş birliği yapmışlardır.2  Tahıl yardımı 1941-1942 yıllarında Yunanistan’da tekrar baş gösteren kıtlık nedeniyle tekrarlanmıştır.3

    Yunanların yenilgisiyle sonuçlanan büyük bir savaşın ardından Atatürk ve Venizelos’un iki ülke arasında kurdukları dostluk köprüsü 1950’li yıllara kadar uzanabilmiştir.

 

NATO’ya giriş

    Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında NATO’ya kabul edilmişlerdir. Kıbrıs’ta 1967 yılında birtakım olaylarla başlayan anlaşmazlık, Türkiye’nin garantörlük hakları gereği 1974 Barış Harekâtı’na neden olmuştur.

    Harekâtın hemen sonrasında Yunanistan, “Türk tehdidi” ile karşı karşıya kaldığını belirterek NATO’nun askeri kanadından çekilmiş, paktın ve üyelerin eleştirileri sonucu 1980’de pakta yeniden dönüş yapmıştır.

 

Balkanlar ve Kafkaslar

    1988 Davos zirvesinden sonra her iki ülke sorunların çözümünde birbirlerine karşı bazı esneklikler göstermek suretiyle NATO alt yapı projesinin 35’inci ve 38’inci maddelerindeki vetolarını geri almışlardır. Daha sonra Yunanistan, NATO’nun alt seviyedeki bazı komutanlıklarının Larissa’da kurulmasına müsaade etmiştir.

    Yunanistan, 1990’dan itibaren Balkanlar’da başlayan soykırımlara Türkiye’nin müdahil olmak istemesini endişeyle karşılamış ve Türk savaş uçaklarının Yunan hava sahasını kullanmasına izin vermemiştir.   

    Türkiye, Yunanistan ve Rusya Federasyonu’nun da aralarında bulunduğu diğer 10 ülkeyle birlikte 1994 tarihli KEİA (Karadeniz Ekonomik İşbirliği Anlaşması)’nın kurucu üyesidir. Eski SSCB’nin dağılma süreci devam ederken Türkiye, Kafkaslardaki petrol ve enerji kaynaklarına yakın ilgi göstermeye başlamıştır.

    Türkiye’nin Kafkasya’ya ilgi duyması, Rusya Federasyonu’nun hoşuna gitmemiş ve Rusya, Yunanistan’ı da yanına çekerek bu anlaşmanın finansal birimi KEİ Ticaret ve Kalkınma Bankası’nın İstanbul yerine Selanik’te kurulmasını teklif etmiş ve bankanın genel merkezinin Selanik’te açılmasını sağlamıştır.

 

Yunanistan’ın hoşnutsuzluğu

    Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’la aramızda Ege Adaları, Batı Trakya Türkleri, Kıbrıs, Kıta Sahanlığı ve FIR Hattı gibi uluslararası anlaşmalarla esasa bağlanmış konularda sorunlar vardır ve dostumuz Yunanistan hep kendi isteklerini dikte ettirmek istemektedir. Şimdi ise Türkiye-Libya arasındaki anlaşma ve yakınlaşma, Yunanistan’ı rahatsız etmektedir.

    Yunan subayları, Bekaa Vadisi’ndeki kamplarda terör örgütü mensuplarına eğitim vermiş, bazı Yunan milletvekilleri de örgüte siyasi destek sağlamışlardır. Çok değil kısa bir zaman önce Yunanistan, sözde Pontus soykırımını gündeme getirmeye çalışmıştır.

    Yunan Hava Kuvvetleri, Ege Denizi hava sahasında sık sık it dalaşları, deniz petrol platformu veya sondaj gemileri civarında tacizler yapmış, Yunan Deniz Kuvvetleri ise Kardak Adası etrafında hücumbot ve muharip gemilerle deniz sınır ihlâllerine sebep olmuştur.

Günümüzde ise Yunanistan, GKRY ve İsrail ile dostluklar kurmakta ABD ve İngiltere’yi arkasına alarak tatbikatlar yapmaktadır. Türkiye’nin elinde F35 bulunmamasını kendisi için bir avantaj olarak görmektedir.

Sorun şurada: Siz, uçak, harp gemisi, tank, füze sayısına bakarak mı değerlendirme yapıyorsunuz? Yani Türkiye’den zayıfsanız barış isteyeceksiniz, kuvvetli olduğunuzu hissederseniz sesinizi çıkaracaksınız öyle mi?

    Üç yıl süreyle Anadolu topraklarından silahlı güçlerini atmak için mücadele verdiğimiz Yunan ulusuyla savaşın bitiminde onurlu, adil ve dengeli dostluk ilişkileri kurabilmişiz.   Bugün de kurabiliriz, hem de en sıkıntılı günlerde. Yıllarca beklemeye gerek yok Her iki devletin daha yoğun çalışma ve karşılıklı görüşmeler yapmak, birbirlerine karşı esneklik göstermek ve menfaatler sunmak suretiyle

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam