Denizcilerimizin sorunlarından…
Sabahın erken saatleri… Tatil yöresinde deniz kıyısında yürüyüşe hazırlanıyorum. Kırklı yaşlarda bir kişiyle selamlaştım. O da yürüyüşe çıkıyormuş. Birlikte yürüme teklifini kabul ettim. Tanıştık. Uluslararası sularda kaptanlık yapıyormuş.
Yunan Adalarına gidenlerden Yunan hükümeti 20 euro alıyormuş. Kendisi 15 yıllık denizci olmasına rağmen yeşil pasaportu olmadığını, AB Schengen Bölgesi'ne seyahat eden gemi insanlarının çoğu için konsoloslukların sınırlı kapasiteleri ve karmaşık başvuru süreçleri nedeniyle ret oranlarının arttığını ve büyük engeller oluştuğunu, Avrupa’nın Türk vatandaşları için Schengen vize imkânını bazı koşullarla daha yeni uygulamaya koymaya başladığını belirtti.
Devletin bazı sektör mensuplarına yeşil pasaport hakkı tanıdığını ancak denizciler için şimdiye kadar bir girişiminin olmadığını belirtti. Ne kadar haklıydı söylediklerinde… Hem iç denizlerde hem de uluslararası sularda Türk bayrağını taşıyan, Türkiye’nin tanıtımına ve ticarî hayatına katkı sağlayan denizcilere neden yeşil pasaport verilmediğini içi sızlayarak dile getiriyordu. Bir önemli konu olarak da Türk armatörlerin yurtdışında personel değişimi yapmaları halinde vize problemleriyle karşılaştıklarını ilave etti.
Ben de konuyu araştırdım: Evet söyledikleri doğruydu. TBMM’de konuyla ilgili kanun teklifi sayısı 19’a çıkmıştır. Dışişleri Bakanlığı’nın konuya nasıl ve nereden baktığını bilmiyorum, ama diğer meslek gruplarının da bu konuda istekli olduğunu ve müracaatlarının bulunduğunu biliyorum. Meslek grupları arasında bir öncelik tayin edilebilir ve denizcilerin de hizmet süreleri 20 yıl veya daha uygun bir hizmet süresini tamamlayanlara yeşil pasaport hakkı tanınabilir.
Pandemi döneminde her sektör, kendi personelini biraz emniyet altına almak ve korumak maksadıyla işlerini biraz rölantiye almış olsa da denizcilik sektörü olağanüstü çaba sarf ederek dış ticaretimizi ayakta tutmuştur.
Bu güzide personelimizin sorunlarının bir an önce TBMM’de ele alınması ve çözümlenmesiyle taşımacılıkta, liman hizmetlerinde ve yabancı firmalarda çalışmak isteyen Türk denizcilerinin yabancı denizcilerle rekabet edebilmesi kolaylaşacağı ve yeni bir ivme kazanılacağı değerlendirilebilir.
Her şey aslına rücu eder
Bizde adettir, tek başımıza karar vermeye bayılırız. Oysa eski insanlar meşveret ya da danışmaya çok önem vermişlerdir. Mahallede bir konuda karar alınacaksa ihtiyar heyeti ile birkaç kişi toplantıya katılır. Sorunu yaşayan insan bilir ve çözümü de o getirir.
İlkokul, ortaokul ve liselerde kıyafet serbestisine son verileceği bildirilmiştir. Bu kararın alınmasında, okul kıyafetinin 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu (Resmi gazetede çıkış tarihi: 24 Haziran 1973) ve 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu gereğince temel ilkeler doğrultusunda ekonomik, sade, kullanışlı, kolay temin edilebilir ve pedagojik esaslara uygun olacağı belirtildikten sonra;
**Bu kararın okul aile birliği yönetim kurulunun ve öğretmenlerin görüşlerinin alındıktan sonra işaret, baskı ve desen gibi kısıtlayıcı ayrıntılara yer verilmeden okul müdürlüğünce belirleneceği,
**Uygulamaya ara sınıflardaki öğrencilerin bir üst yönetim kademesine geçinceye kadar mevcut okul kıyafetlerini giymeye devam edebilecekleri,
**Sağlık özrü bulunan ve bu durumunu belgelendiren öğrencilerin özürlerinin gerektirdiği şekilde kıyafet giyebilecekleri,
**Özel gün, hafta ve kutlamalarda, ders içi ve ders dışı faaliyetlerde kullanılmak üzere veliye mali yük getirecek özel kıyafet aldırılamayacağı,
**Okul kıyafeti temin edilmesine yönelik, okul-aile birliklerince kıyafet satışı ve serbest rekabet şartlarını ihlal eden yaklaşım ve yönlendirmelerin yapılamayacağı,
**Öğrencilerin öğrenim gördükleri programın özelliğine göre atölye, işlik, laboratuvar ve iş yerlerinde okul yönetiminin onayı ile önlük, tulum veya yapılan işin özelliğine uygun kıyafet giyebilecekleri belirtilmiştir.
Bu iktidar döneminde en çok Milli Eğitim Bakanları ve milli eğitim müfredatı değişmiştir. Önceki Bakanların da birtakım gerekçelerle değişiklikler yaptıkları malumdur. O zamanki veliler çocuklarının okul kıyafetlerinin aile bütçesine büyük yük getireceğini ısrarla vurgulamalarına ve hatta karşı çıkmalarına rağmen kıyafet serbestisi kararı alınmış ve zengin ile yoksul ailelerin çocukları arasında kıskançlığa, hırçınlığa ve ailelerin çocuklarına kaliteli mal alamamasının yarattığı üzüntüye neden olmuştur.
Bu bir eskiye dönüştür. 1973 tarihli Kanun’da ne gibi eksik yanlar bulunduğu önceki Bakanlara sorulmalıdır. 2021 yılındaki kıyafet serbestliği değişikliğinden sonra okuyan öğrencilerden psikolojisi bozulan fakir çocuklarının durumu ne olacak?
Daha sorulacak çok soru vardır ama umarım her şeyin aslına rücu ettiği bir dönemi yaşıyoruz.