SON DAKİKA
reklam
reklam

BM uyarısı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 26 Ağustos 2025, Salı - 11:01   Okunma Sayısı:

 

Bir savaş silahı olarak açlık ne anlama geliyor, ne zaman ve nerelerde tatbik ediliyor? Ok atmakla başlayan mancınıkla gelişen, oluklu demirin ortaya çıkmasıyla coşan savaş denilen kahpelik; bireyden kitlesel imhaya göz kırpmaktadır.

    Ancak modern savaşlar artık silah ve kurşunların kullanımıyla yapılmamaktadır. Tıpkı kale muharebelerinde olduğu gibi, karşı tarafın ihtiyaç duyduğu yiyecek, su, ilaç gibi hayati kaynaklar kısıtlanarak yavaş yavaş öldürmeyi amaçlayan bir araç haline dönüştürülmüştür. Bu yöntem, askeri operasyonlar kadar tehlikeli ancak yavaş yavaş öldürücüdür.

 

Gazze'de yaşananlar 

    Halen Gazze’de devam eden İsrail ablukası ve bombardımanlarında binlerce aile gıda, su ve ilaca erişememekte ve özellikle çocuklar arasında açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölümler kaydedilmektedir.

Son BM raporuna göre Gazze Şeridi'ndeki gıda kıtlığı durumu 5. Seviye'ye yani "felaketle sonuçlanması muhtemel" aşamaya ulaşmıştır. Mayıs 2025'te yapılan bir değerlendirmeye göre, 47 bin kişi yani Gazze Şeridi'ndeki nüfusunun dörtte biri- kıtlık derecesinde açlık çekerken nüfusun geri kalanı gıda kriziyle karşı karşıya. Bu durumda insanlar önce bombardımandan kurtulmak zorunda sonra da hayatta kalmak için lüzumlu yardım malzemelerine ulaşmak zorunda kalıyorlar.

 

Dünyadan bir başka örnek

Sadece yeme içme ihtiyacı mı? İlâç temini, ameliyat malzemeleri de karşılanamıyor… Günümüzün askeri ve siyasi kararlarının yeni uygulama şekli. Tarihte örnekleri var mı? evet var.

    1.1932-1933 arasında, Stalin liderliğindeki Sovyet yönetiminin uygulamaya çalıştığı ekonomik ve sosyal politikaların tezahürüdür. Şimdiki Ukrayna ve Rusya’nın Kuban bölgesinde suni olarak yaratılan kıtlık sebebiyle yaklaşık olarak 4,5 milyon insanın öldüğü olaylara “Holodomor” adı verilmiştir.

    Tarım sektöründe zorla kooperatifleştirme uygulamalarını kabul etmeyen köylülerin üretiminden kaçınmasıyla tarım büyük ölçüde durmuştur. Dönemin yöneticileri "anti-kolhoz" hareketin yayılmasını önlemek amacıyla, sorunu hafifletici önlemler almak yerine direnişçi köylülere ibret olacak tedbirler almışlardır. 

Had safhaya varan açlığa rağmen Sovyet yönetimi bölgede artan açlıktan kaçmak isteyenlerin başka bölgelere gitmesine engel olarak adeta katliam yaşanmasına yol açılmıştır. Ayrıca kıtlık haberleri mümkün olduğunca sansürlenerek dünyanın dikkatinden de saklanmıştır.

Ukrayna bu olayı 2006 yılında “soykırım” olarak kabul etmiştir. Lüksemburg, Almanya, Fransa ve Avrupa Parlamentosu holodomoru soykırım olarak tanımıştır

2.Aynı yönetim Kazakistan’da da holodomor uygulamış ve 1,750.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.

 

İnsan eli değmeden

    16’ncı, 17’nci ve 18’inci yüzyıllarda tabiat şartları nedeniyle Avrupa kıtasında büyük kıtlıklar yaşanmış ve binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Bunun dışında "Kitlesel Kıtlık: Tarihi ve Geleceği" adlı kitabında Alex de Waal, günümüzde kıtlığın çoğunlukla doğal bir gıda yoksunluğundan ziyade askeri ve siyasi kararların bir sonucu olduğunu yazmaktadır.

BM Güvenlik Konseyi, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Dünya Gıda Programı raporlarına göre abluka ve açlık "sistematik bir askeri strateji" haline geldiğini ifade etmektedir. Türkiye Yunanistan ve İrlanda’ya tahıl göndererek yardımda bulunmuştur.

    2018'de kabul edilen BMGK 2417 sayılı kararı ise kıtlığın artık bir insani kriz olmadığını; doğrudan çatışmayla bağlantılı bir suç olduğunu kabul ediyor. Tarihçi ve araştırmacı Dr. Issam Khalifa'ya göre dokunulmazlık ve sorumlulara hesap vermeleri için bir adım atmaktan yoksun siyasi iradesizlik, suçlulara bu sessiz silahı kullanmaları ve üzerini kapatmaları için alan tanıyor.

Bu da açlık çekilen bölgelerdeki tüm umutları ve hayatları yok ediyor:

Aslında aç bırakma özellikle organize şekilde yapıldığı zaman, uluslararası hukuk tarafından kınanan bir suç ve uluslararası anlaşmalarda da bir soykırım türü olarak kabul edilmektedir.

Oysa tarih boyunca, açlık halkları caydırmak için bir silah olarak kullanılmıştır. Her bir vakada hedef sosyal yapıyı bozmak, toplulukları göçe ya da boyun eğmeye zorlamaktır. Tarihe bir açıdan bakınca Dr. Khalifa bu yöntemin sadece öldürmek değil; demografik yapıyı değiştirmek ve toplulukların siyasi kararlarını etkilemek için de uygulandığını söylemektedir.

 

Hesap sorulmadığı ve sadece kınamayla geçiştirildiği sürece bu tür cezalandırmaların devam edeceği kaçınılmazdır. Yukarıda dünyadan örnekler bölümünde totaliter rejimlerin ve diktatörlerin icraatı ortadadır. Hangi birisine hesap sorulmuş?  Günümüzde Bulgaristan ve Romanya liderlerini hatırlayalım:

 

Bulgaristan’da Jivkov dönemi

1954-1989 arasında Bulgaristan Komünist Partisini Todor Jivkov yönetmiştir. Sovyetler Birliği'ne yakın olan Jivkov Nikita Kruşçev'in yerini Leonid Brejnev'e bırakmasından sonra da bu bağlılığını sürdürmüştür. 1980'li yıllarda parti ülkede yaşayan Türk azınlığa karşı asimilasyon politikaları nedeniyle uluslararası çapta eleştiriye uğramıştır.

Ocak 1990'da tutuklandı. İki yıl sonra hükümet fonlarını zimmete geçirmek suçundan 7 yıl hapis cezasına mahkûm oldu. Ancak bozulan sağlık durumu nedeniyle hapis cezası ev hapsine çevrildi. 1996'da Bulgar Yüksek Mahkemesi tarafından beraat ettirildi. 1998'de zatürreden öldü. Ölümü nedeniyle yeniden yargılanması için açılan davalar düştü.

 

Romanya’da Çsvuşesku dönemi

    Nikolay Çavuşesku,1965-1989 tarihleri arasında Romanya Komünist Partisi (PCR) Genel Sekreteri, 1967 yılından itibaren Devlet Konsülü Başkanı ve 1974-1989 yılları arasında Romanya Cumhurbaşkanı olan Rumen politikacı… Askeri mahkemede yargılandılar ve karı koca kurşuna dizildiler

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam