SON DAKİKA
reklam
reklam

Çok mu gerekli?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Eylül 2025, Çarşamba - 11:02   Okunma Sayısı:

Rus yüzücünün hazin sonu

    37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı 24 Ağustos 2025’te Kanlıca-Kuruçeşme arasında 81 ülkeden 2 bin 820 sporcunun katılımıyla gerçekleştirildi. Kanlıca’da başlatılan yarışa katılanlardan Rus yüzücü Nikolai Andreevich Svechnikov'un karaya çıkmadığı tespit edilince arama çalışmaları başlatılmıştır.

Dünya yüzme rekortmenliği de bulunan yüzme eğitmeni Rus yüzücünün üç öğrencisiyle birlikte İstanbul’a gelerek bu yarışa katıldığı belirtilmiştir. Amatör yüzücü Hayati Şamiloğlu ise, "Ben Rus yüzücünün yanlış yöne gittiğini görünce uyardım ama dinlemedi. Karaya çıktığını, denizde boğulmadığını düşünüyorum" diyerek yaşananları anlatmıştır. 

Organizasyonu tertipleyenlerin aldıkları tedbirleri, görgü tanıklarının ifadelerini ve emniyet birimlerinin arama sonuçları bir kenara koyalım ve olaya bir de şu pencereden bakalım:

  • Öncelikle İstanbul Boğazı gibi akıntının çok güçlü olduğu bir yerde böyle yarışmaların

yapılmasının büyük risk taşıdığı malumdur. Bu iş, karada yapılan organizasyonlara benzemez. 

  • Akıntının ters akıntıya dönüşeceği rüzgâr durumuna göre de değişebilir. Bu yerler bellidir.

Yarıştan bir gün önce teknelerle gezdirip bilgilendirmek, yarış öncesi çipleri dağıtmak, riskli yerleri göstermek yeterli değildir.

  • Denize ilk giriş adeta birbirinin üstüne atlayış gibi cereyan etmiştir. Beşerli gruplar teşkil

Edilebilir. diğer grupla arasına üçer dörder dakika zaman aralığı konabilir ve her beşli grup bir tekne gözetimine verilebilirdi.

  • Bu tür yarışmaların bir mahzuru da deniz trafiğini kesintiye uğratmasıdır. İçinde et, taze

sebze ve meyve taşıyan bir geminin 5-6 saat Boğaz dışında bekletilmesi -her ne kadar soğutma sistemleri var ise de- doğru değildir. Boğaz çift yönlü trafiğe açık olmadığı için bekleme süreleri daha da uzamaktadır.

  • Sonuçta denizle bağlantılı organizasyon çeşitlerini insanlara risk yaratmayacak, deniz

trafiğini aksatmayacak, Türkiye’nin adını yeterli tedbirleri alamamış duruma düşürmeyecek duruma dönüştürmek gerekir.

 

***                              ***                         ***

Muayene etmek istemeyen doktor

Konya / Meran Devlet Hastanesi’nde göz doktoru, giyiminin açık olduğunu belirterek bir genç kızı muayene etmiyor. Kontrol veya tedavi için gelen genç kız da yaşadıklarını görüntülü olarak kayda alıyor.  

Görüntülerde olgun yaşta olduğu anlaşılan bir doktorun önce olgunluk gösteremediği, gelen hastanın muayenesini yapmak yerine kıyafet kontrolünü yapmaya yöneldiği aşikârdır. Bir doktorun hasta seçme gibi bir hakkının olamayacağı muhakkaktır.

Dini anlayış ve inançlarımızda özgürüz ve tasarruf hakkımız vardır. Ancak doktor-hasta ilişkisinde olay farklıdır. Prostat muayenesi için gelen gayet dindar bir hastanın sadece dindar olduğu için muayenesini yapmak istemeyen doktora da aynı tepkiyi verebiliriz. Ameliyatta olup kan ihtiyacı ortaya çıkan hastaya verilen kanın, bir dinsize, Türk olmayana, dekolteli kıyafet giyinene ait olduğunun tartışması yapılabilir mi? Bunun helâli haramı düşünülebilir mi?  

Konunun mutlaka tahkik edileceğinden ve doğru bir karara varılacağından şüphe etmiyoruz, ama kamuoyunun da bilgilendirilmesi ihtiyacına cevap verilmesini bekliyoruz.

 

***                              ***                         ***

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam