Türkiye, Trakya’da küçük bir tatbikat yapsa veya marşlar çalınsa Yunan birlikleri teyakkuza geçerlerdi. Subay çıktığım günden beri bunu hep gözlemlemişimdir. Hemen NATO’ya haber verir, BM’ye şikâyet ederlerdi. Bu kronik bir alışkanlık olarak bugüne kadar devam edip gelmiştir.
İlk petrol araması
Yıl 1974… Ecevit hükümeti iş başındadır. Yunanlar, Ege ve Akdeniz’de bizim kıta sahanlığı sınırlarımıza yakın yerlerde petrol aramaya başlarlar. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan, Enerji Bakanı Cahit Kayra’ya konuyu açar ve, “Bir şeyler yapalım” der.
O tarihte bizim sismik arama yapma imkânımız yoktur. Ecevit’in onayı ile Cahit Kayra ve Oramiral Kayacan, mayın tarama amaçlı kullanılan, donanmamızın manyometrik Çandarlı gemisini, muhripler refakatinde Ege’ye çıkartınca Yunanlar kıyameti koparırlar.
Yunanistan’ın Kıta Sahanlığı Konusundaki Tezleri
1. Ege Denizi'nde kıta sahanlığı konusu hukuksal bir sorundur ve en iyi çözüm yöntemi uluslararası yargıdır. Yunanistan'ın da taraf olduğu 1958 Cenevre ve 1982 BMDHS kararları esas alınmalıdır.
2. 1958 Cenevre ve 1982 BMDHS (Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) kararları esas alındığında, adaların da kıta sahanlıkları bulunması gerekir.
3. Yunanistan devleti ana kara ve adalardan oluşmaktadır. Uluslararası hukukta var olan devletin ülkesel bütünlüğü ve bölünmezliği ilkesi, Yunanistan ana karası ile adalarının oluşturduğu siyasal ve ülkesel bütünlüğünün arasında başka yabancı bir deniz alanının bulunmamasını gerektirir.
4. Ege Denizi'nde kıta sahanlığının belirlenmesinde eşit uzaklık ilkesi uygulanmalıdır. Bu eşit uzaklığın Türkiye ile Ege adalarının en doğusunda bulunanı arasında olması gerekmektedir (Pazarcı, 1986).
Oysa,
Lozan Barış Antlaşmasının imzalanmasının ardından Yunanistan ve Türkiye Ege Denizi'ndeki karasularını 3 mil olarak uygulamışlardır (Başaran, 2006). Yunanistan'ın 1936 yılında tek taraflı olarak karasularını 6 mile çıkarmasına tepki koymayan Türkiye, Yunanistan ile ilişkilerin tırmandığı Kıbrıs olayları esnasında, 15 Mayıs 1964 tarihinde yayımladığı 476 sayılı Karasuları Kanununu ile Ege’de karasularını 6 mil olarak belirlemiştir. 476 sayılı Karasuları Kanununu 2. Maddesinde, karasuları daha geniş olan devletlere karşı eşitlik ilkesinin saklı tutulduğu ifade edilmektedir (Karasuları Kanunu, 1964).
Yunanistan’ın dümen kırdığı her yere
Evet, Yunanistan’ın her itiraz ettiği yerde GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) yanında olmuştur. Bu iki müzmin mızmız ülke birbirlerine destek vermektedir.
Yeni numaraları Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Libya Ulusal Petrol Şirketi (NOC) arasında, Kıbrıs Adası civarında ve “Mavi Deniz” sahamızda jeolojik ve jeofizik çalışma yapılmasını öngören mutabakat zaptı imzalanması olmuş, Atina yine hareketlenmiştir. Rahatsızlık duydukları konular,
***2019’da Türkiye-Libya arasında imzalanan “Deniz Yetki Sınırlarının Belirlenmesi Anlaşması,
Anlaşmaya göre Libya’nın kıta sahanlığında gösterilen iki bölgede hidrokarbon aramaları için ihaleye çıkan Yunanistan’a hem Trablus’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti hem de ülkenin doğusunu kontrol eden Halife Hafter’e bağlı Bingazi yönetimi tepki göstermiştir. Yapılan her iki açıklamada da Libya’nın egemenlik haklarının ihlal edildiği belirtilmiştir.
*** Türkiye ile Libya arasında 3 Ekim 2022’de imzalanan, hidrokarbonlar alanında iş birliğinin geliştirilmesini öngören mutabakat zaptının uygulama aşamasına gelmiş olması,
***Orta Doğu’da yeniden yoğun bir göçmen akışının yaşanması olasılığının ortaya çıkmasıdır.
Bu anlaşmanın imzalandığı dönemde Miçotakis, üç savaş gemisinin Girit ile Libya karasuları arasındaki bölgeye göndererek gemilerin kaçakçıları caydırma ve Yunan Sahil Güvenliğine yardım amaçlı görev yapacaklarını açıklamıştır.
Şikâyet konusu
2019’da Atina’yı destekleyerek anlaşmayı reddeden Tobruk yönetimi, anlaşmayı onaylamak amacıyla bir inceleme komisyonu oluşturdu. Bu onay çıkarsa Yunanistan’ın anlaşmaya muhalefet ederken kullandığı tezlerden biri olan “Tobruk tanımadı, geçersizdir” argümanı çökmüş olacaktı.
Türkiye ile Libya arasındaki iş birliğinden her zaman rahatsızlık duymuş olan Yunanistan, altı yıl önce imzalanan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” konusunu bir kez daha Avrupa Birliği Zirvesi’nin gündemine taşımıştır.
Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in talebi üzerine Aralık 2019’daki zirve sonuç bildirisinde mutabakat muhtırası için kullanılan, “Üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte olup, Deniz Hukuku’na uygun değildir ve üçüncü devletler açısından herhangi bir hukuki sonuç doğuramaz” ifadelerine de yer verilmişti…
Bu sorun hiç bitmeyecek, ancak diplomatik kanalların tamamen tıkandığı yerde Türkiye’nin BM’yi, NATO’yu, uluslararası mahkemeleri zorlamasıyla çözüm bulabilecektir.