İzmir’in yeniden alınmasıyla birlikte çok sayıda savaş araç ve gereci ele geçirilmiş, 50 subay ve 100 er esir edilmiştir. En önemli sorun, İzmir’in Ankara ve çevre illerle haberleşme imkânının mümkün olmayışı…
İlk etapta ordunun bütün olanakları kullanılarak Akhisar-Söke-Aydın-Denizli-Sarayköy-Alaşehir arasında telgraf hatları tesis edilmiştir. Çeşitli yerlerdeki demiryolu hatları üzerinde bulunan vagon, drezin, makine ve kullanım dışı bırakılmış raylar toplanarak yeni işlevler yüklenmiştir.
Yunan ordusundan ele geçirilen motorlu vasıtalara yürüyemeyecek durumdaki askerlerimiz bindirilmişlerdir. İzmir ve çevresinden çekilen 20 bin civarındaki Yunan askeri Urla Yarımadası’nda toplanır.
İzmir’deki yabancı uyrukluları korumak için İngiliz, Fransız ve İtalyan harp gemilerinden bir miktar asker çıkarılmıştı. 10 Eylül günü ilk siyasi temaslar başlar. Bu ülkelerin harp gemilerindeki amiraller ve İzmir’deki konsolosları 1’inci Ordu Komutanı Nurettin Paşa’yı ziyaret ve tebrik ederler.
İngiliz amiralinin Ordu Komutanına; kendilerini dost mu düşman mı gördüklerini sorması üzerine Ordu Komutanı “Siz Büyük Millet Meclisi hükümetini dost mu düşman mı görüyorsunuz?” sorusuyla karşılık vermiş, “dost” şeklinde cevap vermiş ve bu cevabı hükümet namına yetkili olarak belirttiğini ifade etmiştir.
11 Eylül 1922
14’üncü Süvari Tümeni, dağınık olan birliklerini ancak saat 08.00’de Balçova’da toplar ve kıyı yoluyla yürüyüşe geçer. Kızılbahçe (Kilizman) civarına geldiklerinde Yunan harp gemilerinin baskın şeklindeki ateşiyle karşılaşır ve biraz kayıp verirler.
12 Eylül
3’üncü Süvari Tümeni, erken saatte hareket ederek 05.30’da Tepecik köyü civarında Gölcükköy’den Sığıcık’a çekilmekte olan iki Yunan bölüğüne rastlayınca hemen taarruz eder. Yunan bölükleri 30 ölü verir ve 42 askeri esir düşer. Kurtulanlar Sığıcık civarında bir yelkenliye binerek açıktaki gemilere geçer. Tümen saat 14.00’te Urla’ya geçer, Urla geri alınır.
Yunan harp gemilerinin İzmir Körfezi’ne girişini önlemek üzere bir topçu birliğimiz bugünden itibaren Menemen batısındaki Eskifoça-Karşıyaka arasında ve deniz kıyısında Üçtepeler-Kızılbahçe arasında mevzie sokulmuştur.
13 Eylül
Urla’daki birlik, kolordunun diğer unsurlarıyla takviye edilerek Yağcılar Dağı’na yanaştırıldı. 770 Rakımlı Tepe’de bulunan Yunan birliklerine taarruz edildiyse de Yunan harp gemisinden açılan ateşlerden zarar görmemek için vaz geçildi. Hava karardıktan sonra Yunan birlikleri Alaçatı yoluyla Çeşme’ye çekilmeye başladılar. 14 Eylül günü Yunan artçı unsurlarıyla yapılan muharebe sonunda Yağcılar ele geçirildi. Yunan çekilmesini örten artçı birlikler Zeytinli batısında (Deveci Boğazı) mevzilenirken diğer birlikler 14 Eylül saat 10.00’da Alaçatı’ya geldiler. 1’inci Yunan Tümeni’nin kalıntıları ise gemilere binmek üzere Çeşmeye ulaştı.
15 Eylül
Alaçatı civarına gelen süvari birliklerimiz, Çeşme’den gemilere bindirilen büyük birliklerin himayesini yapan topçu ile destekli Yunan birlikleriyle karşılaştı. Kıyıdaki Yunan torpido gemisinin ateşlerinden zarar görmemek için gece harekâtı planlayan 57’nci Tümen Komutanı bir taburunu görevlendirdi.
15-16 Eylül gecesi Alaçatı ele geçirilmiş ve aynı gün süvari birliğimiz Çeşme’ye ulaşmıştır. Tabur, “Düşman çekilirken Urla yolu üzerinde bir çok otomobil, cepane kamyonu ve at arabasını tahrip etmiş, 500 kadar binek hayvanını öldürmüştür. 3’üncü Süvari Tümeni bu sabah Çeşme’ye girmiştir. Şehir ve yollarda 1000’den fazla hayvan ele geçirilmiştir.” şeklinde rapor vermiştir.
16 Eylül’ü 17’ye bağlayan gece saat 01.00’de Yunan birliklerini tahliye eden son gemiler Sakız ve Midilli Adalarına hareket etmişlerdir. Urla Yarımadası’nda tek bir Yunan eri kalmamıştır. Çekilen kuvvetin 20 bin civarında olduğu tahmin edilmiştir.
Diğer cephelerde (1’inci Ordu’nun 12-18 Eylül arası faaliyetleri)
…14’üncü Piyade Tümeni 14 Eylül akşamı verdiği raporda saat 18.00’de Dikili’ye geldiğini belirtmiştir. Midilli Adası'ndan kaçıp gelen bir kişinin bildirdiğine göre “Ada’da 15-20 bin kişi toplanmış, açlık son haddindedir. Ekmeğin kilosu bizim paramızla iki buçuk liraya çıkmış (o zaman ekmeğin kilosu sekiz kuruştu), Çerkez Ethem ve adamları da aynı sefalet içindedir.”
Örnek davranış
Burada yiğitliklerden de bahsetmek uygun olacaktır. 15’inci Yunan Tümeni’nin 12 Eylül günü Bergama’dan geçip gittiğini öğrenen Takip Müfrezesi Komutanı 14 Eylül günü bölgede görevli Milis Kuvvetleri Komutanı Saçlı Mustafa Efe’ye “Artık bölgede görevinin kalmadığını ve silahlarını hükümete teslim etmesini” bildirir.
Saçlı Mustafa Efe gönderdiği yazıda, “Mahalli hükümetin teşkili nedeniyle vatanıma âcizane hizmetim ve ahalinin hüsn-ü şehadeti ve Miralay Ali Bey Efendi’nin (16’ncı Tugay Komutanı, Albay) vâki müracaatı üzerine efradımla birlikte silahları hükümete teslim ettim. Şimdi ben de efrad-ı ahali (halktan biri) gibi hizmet ve köyümde ikâmet edeceğimi arz ederim.” demiştir.
Gerçekten de Mustafa Efe, vatanına yaptığı büyük hizmetlere karşı hiçbir şey beklemeden doğruca köyüne gitmiştir. (Devam edecek)