SON DAKİKA
reklam
reklam

SAĞLIĞIN ÖNEMİ -IV

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Eylül 2025, Çarşamba - 10:06   Okunma Sayısı:

Çocukluktan emekliliğe    

    Küçüktüm ve her çocuk gibi ben de çocuk hastalıklarına yakalanırdım. Annem beni Paşabahçe Cam Fabrikasının revirine götürür ve tedavimi başlatırdı. O yıllarda bütün çocuklar gibi ben de iğne olmaktan çok korkardım. Nerede bugünkü gibi kıl iğneler? O zamanın iğneleri çivi gibi kalındı, kolumuza veya kalçamıza girmesi meseleydi. Hele diş çektirmek, ameliyat olmaktan beterdi…

    Çıkrıkçı Caize Hanım, çocukluğumdan kalan yegâne isimdir. Esas uğraşısı çıkrığıyla yün eğirmek olan Caize Hanım, kırık ve çıkık işlerinde, kulunç ağrılarında, kramplarda bir otoriteydi (!). Paşabahçe’nin yerlileri hastalık halinde bu otorite hanımı göz ardı etmezlerdi.

    Yapılanların veya yapılması gerekenlerin sağlıkla ilgili olduğunu Kuleli Askerî Lisesi’ne girdiğim zaman anlamıştım. Mutat aşılar, periyodik muayeneler ve taramalar bizler için ve düzenli olarak yapılır, tarihleri sektirilmezdi. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü, bizim için prensip haline getirilmişti.

    TSK’da görevli olduğum yıllarda Kızılay kan ekibi gelir, TSK mensuplarından gönüllü olanlardan kan alırlar, beş altı kişinin kan vermesi karşısında bir futbol topu hediye ederlerdi. Biz boş zamanlarımızda maç yaptığımız için neredeyse 60-70 kişi kan verir, Kızılay ekibi de kışlaya üç dört top bırakırdı. 

 

Emeklilik dönemi

    Yıllar geçti, emekli oldum. Her yıl zorunlu olarak yaptırdığımız periyodik muayeneleri aksatmaya başladım. İlk zamanlar kan vermeye devam ettim. Daha sonraki yıllarda “sizden kan alamayız” demeye başladılar. Sebebini hiç sormadım, çünkü “yaşınız ileri” diyeceklerdi. Bunun yanında hastane ziyaretlerini arttırdım. Her 15 günde bir eşimle birlikte seçtiğimiz bir hastaneye gider, hasta koğuşlarında onlarla konuşur ve küçük yardımlarda bulunuruz. Çalıştığım şirketteki gençler arasında da bu adeti yer ettirmiştim. 

    Ziyaretlerimiz sırasında ana babasından miras kalmayacağını sezen çocukların hasta ana babalarını ziyaret etmediklerini öğreniyorduk. Bu çok acıydı bizim için...

 

Zor şartlar altında

    Sağlıklı bile olsak hepimiz mutlaka kontrol ve tahlil yaptırmak için hastanelere gidiyoruz. İnsan sağlığı konusunda titiz çalışmalar yürüten sağlık personelinin çabalarını görüyoruz. Hele hele pandemi döneminde sağlık çalışanlarımızı yere göğe sığdıramadık; ama dövmekten de geri kalmadık. Bu çalışmaları sırasında bazı hoyrat kişilerin saldırılarına uğrasalar da çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları girişimlerden sonuç alamasalar da ettikleri yemine son derece sadık kaldılar. 

    Arka planında hasetlik ve hainlik yatan bu davranışlar, ancak bizim gibi olgunlaşmamış toplumlarda görülebilir. Doktorlar hakkında, “aç ağzını yum gözünü” diyerek hastaya az zaman ayırdıkları, çok para aldıkları gibi çirkin yakıştırmalar yapıldığına da tanık oluyoruz. 

 

Doktor De Bakey 

    Doktor De Bakey, arabası bozulunca tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey’e dönerek, 

    ---Size bir şey soracağım. Neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Meselâ ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım. Kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim; hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım! Söylesenize nasıl oluyor bu iş? Siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz da ben meteliğe kurşun atıyorum? Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve; 

    ---Bunların hepsini bir de motor çalışırken denesenize! demiş…

 

    Ben de tanık olduğum bir olayı anlatayım:12 Eylül öncesinde her gün yürüyüşler, protestolar yapılıyor, ücret dengesizliğinden, çalışma koşullarından ve iş kanunundan şikâyetler yapılıyordu. Büyük yürüyüşü durdurmak için bir tank birliği set oluşturmuştu. Tank subayı halkı teskin etmeye çalışıyor, istekleri alıp ilgili makamlara ulaştıracağını söylüyordu. İşçi temsilcilerinden biri doktorların maaşlarıyla kendi aldıklarını anlatmaya başlayınca tankın üstündeki subay,

    ---Bir doktorun yaptığı ameliyatım yaparsanız sizi hemen hastaneye götürelim ve ameliyathaneye sokalım. Aynı ücreti alacağınızı garanti edeceğim, demiş ve sızlanmalar kesilmişti. 

Sağlık personelimize her zaman şükran borçluyuz. Elleri dert görmesin…

 

TEŞEKKÜR

 

Aralık 2023’te kanser teşhisi konulmasıyla dünyamızı değiştiren kız kardeşim

Birsen Kohen, tedavisinin başlamasıyla iki ameliyat atlatmış, sonrasında kemoterapi tatbikleri, Ultrason, PET, MR çekimleriyle yüklü bir süreci tamamlamış ve 14 Ağustos 2025 tarihinde Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin

Jinekoloji-Onkoloji bölümünde üçüncü kez ameliyata girmiştir. Ameliyatı başarıyla gerçekleştiren ekibin isimleri takdir edilmek üzere gerekli yerlere yazılmıştır.

 Ameliyat sonrasında bir hafta süreyle özel ihtimam gösteren

 

Uzm. Dr. İpek Pehlivan’a, Dr. Melih Çıplakkılıç’a, Ass. Dr. Fulya Fitnat Kınay Çevirgen’e

Ass. Dr. Emine Betül Baltacıoğlu’na, Ass. Dr. Elif Sera Katmer’e,

Ass. Dr. Esra Şeker’e, İnt. Dr. Solmaz Guliyeva’ya

Pansuman Hemşiresi Arzu Doğan Oral’a ve İd. Per. Tunahan Ballıkaya’ya

 

sonsuz şükranlarımızı sunar, sağlıklı günler ve meslek hayatlarında başarılar dileriz.

                                                      (Birsen-yeğenim Murat Kohen / E. Yarbay Cengiz Baysu)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam