Devletin önemli kurumlarında ve bürokraside görev değişikliklerini basından öğreniyoruz. Ne acıdır ki, bu sancılı değişiklikler Cumhuriyet hükümetlerinin hepsinde olmuştur. Aralarında devir teslim yapmayanlar, küskün ayrılıp veryansın edenler, dedikoduya yol açacak açıklamalar yapanlar, ikinci hatta üçüncü kez aynı göreve getirilenler görülmüştür.
Tarihte Türk devletlerinin yıkılışlarına bakarsak birinin diğerini tepeleme arzusundan kaynaklanan böbürlenmesini ve iktidar hırsını görmek mümkündür. Osmanlı devlet bürokrasisi bu keyfiyet yüzünden çalkalanmıştır adeta… Bazı kaynaklarda 44, bazı kaynaklarda ise 45 veziriazamın kellesi alınmıştır. Bunların hepsinde o yere gelmek isteyen kişinin entrikaları göz ardı edilemez.
Abdülmecid’in 22 yıllık saltanat süresinde Başbakanlık 24 kez el değiştirmiştir. II. Abdülhamid, 33 yıl hükümdarlık yapmış, 27 Başbakan değişikliği olmuştur. Vahdettin’in 4 yıl hükümdarlığı süresinde 12 Başbakan değişikliği olmuştur.
Birkaç örnek
1.Arnavut Sinan Paşa, İlbasanlı; 1572’de kubbe vezirliğine tayin olmuş, çeşitli nedenlerle beş kez görevden uzaklaştırılmış, 1596’da eceliyle ölebilmiştir.
2. Ferhat Paşa Kanuni’nin Sigetvar’da vefatı üzerine naaşı İstanbul’a Ferhat Ağa’nın nezareti altında getirilmiştir. 1581’de Yeniçeri Ağalığına tayin olmuştur. 1591’desadrazam oldu. İki kez sadrazamlık yapan Ferhat Paşa boğdurulmuştur.
3. Hadım Hasan Paşa, 1597’de İbrahim Paşa’nın yerine veziriazam olmuştur. Memuriyetleri yüksek para mukabilinde satar ve aldığı parayı Valide Sultan’a vermek zorunda olduğunu söylermiş. Sadareti süresince her hafta Safiye Sultan’a hediyeler takdim etmiş. Şeyhülislam Hoca Sadettin Efendi, rüşvet defterini ele geçirip padişaha vermiştir. Mayıs 1598’de katledilmiştir.
4. Mehmed Sait Paşa 9 kez, Koca Mustafa Reşid Paşa 6 kez Başbakanlığa getirilmiştir.
Din adamları
Aynı konu din adamları arasında da görülmektedir. Bursalı Mehmed Efendi, medreseden yetişmiş, Mekke kadılığı yapmıştır. Nisan 1659’da şeyhülislam olmuştur. Mehmet Efendi, Köprülü ölüp de oğlu Fazıl Ahmet Paşa sadrazam olunca bir gün birlikte padişahın huzuruna çıkarlar. Köprülü Mehmet Paşa’da söz edilince,
---Öldüğü iyi oldu. Nâhak (Haksız) yere çok kan etmişti, demesi üzerine oğul Fazıl Paşa,
---Öldürdüğü adamlar sizin verdiğiniz fetvalarla öldürüldü, deyince Mehmet Efendi,
---Şerrinden korkardım. Onun için fetva verdim, sözleriyle karşılık verir. Fazıl Paşa ise,
---Allah’tan korkmayıp mahlûktan korkmak ilim ve diyanete layık mıdır?
diyerek şeyhülislamı izam etmiş ve sonra ikisi de padişahın huzurundan çıkmışlardır. Daha sonra Şubat 1662’de Mehmet Efendi azlolunmuştur. Siyasilerin yanı sıra din adamları arasında da çekişmeler olmuştur.
Yorumlama
Kadılarla sancakbeylerinin daha doğrusu ehl-i örfün oldukça şiddetli bir nüfuz rekabeti içinde olduklarını biliyoruz. Geniş halk tabakaları arasında hükümete karşı çıkarılan olayları, ehl-i şer’in kendi yararına kızıştırdıkları görülmektedir. Ehl-i örf, suhte ayaklanmalarını vesile sayarak ilgisi olanlara ve olmayanlara eziyetle, para ve mallarını ellerinden alıyorlardı.
Aslında entrika bu toprakların kaderidir. Bizans’ta yok muydu? Kıskançlık krizleri ve rekabet revaçtaydı. Yönetimde kontrolü kaybetmemek için Sultan Melikşah’ın ölümünü gizleyen Terken Hatun, Halife Muktedî’den oğlu Mahmud adına hutbe okutmasını istemiştir.
Gazâlî’nin, çocuğun yaşının küçüklüğünden dolayı sultan olamayacağına dair fetvasına ve halifenin itirazına rağmen bazı şartlarla Mahmud adına hutbe okutmayı başarmıştır (22 Şevval 485 / 25 Kasım 1092). Sonuç olarak günümüzün hükümetlerinde de benzer şeylerin olması mümkündür.