SON DAKİKA
reklam
reklam

BALKAN HARBİ’nde YAŞANAN ZORLUKLAR -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Ekim 2025, Cuma - 10:30   Okunma Sayısı:

*Hiçbir limanda donanmayı onarıp noksanlarını tamamlayacak tesis yoktur.

*Yine mali imkânsızlıklar nedeniyle Çanakkale Boğazı kuvvetli şekilde tahkim edilememiştir. Bu durum, Osmanlı donanmasını deniz harekâtı yapacak bir kuvvet halinden çıkarıp Boğaz savunmasına katılacak seyyar bir tahkimat haline getirmiştir.

*13 ve 14 Ekim 1912 akşamları veliahdın Romanya’dan döneceği tam teyit edilmeden donanmanın iki defa Boğaz’dan Köstence’ye gidip gelmiş olması nedeniyle kömürü kalmamıştır. Bundan dolayı Başkomutanlığın Varna ve Burgaz’ı bombardıman etmek ve bölgeyi abluka altına almak hakkındaki emri yerine getirilememiştir.

 

Hamidiye kruvazörünün seyir ve harekâtı

    Hamidiye kruvazörü 21 Ekim 1912 günü saat 06.30’da bir gösteriş taarruzu yapmak maksadıyla hareket eder ve 08.00’de Kavarna-Varna kuzeyi önüne gelerek kıyıya yakın bir mesafede demir atar. Kıyıyı gözetlemeye başlar ve bir filika indirir. Bu filika sahile 200 m. kala düşmanın tüfek ateşine maruz kalır ve geri döner. Ateşler, Hamidiye kruvazörüne yönelince gemi demir alır ve 6.700 m. açığa çekilerek buradan top ateşine başlar. 

    Varna Üs Komutanlığına, 5.000 Osmanlı askerinin karaya çıkarak Kavarna’yı zapt ettiği ve Dobruca’ya yöneldikleri ihbarı yapılır. Ortalığı heyecan ve panik kaplamıştır. Balçık halkı köylerini terk etmeye başlar. Daha sonra bir yanlışlık olduğu, bu yanlışlığın da askeri telgraf hattının sivil şebekeye bağlanmış olmasından ve sivil telgraf memurunun konuyu abartılı yansıtmasından kaynaklandığı anlaşılır.

 

Başkomutanlık emirlerinden

*Başkomutanlık Vekâleti’nin emirlerinden; “… Gerekirse gemileri tehlike ze zarara sokmamak şartıyla bombardıman yapılması, ancak tahkimatsız açık şehirlerle mabetlerin topa tutulmaması…” 

*Başkomutanlık, 31 Ekim 1912 günü yayınladığı emirde eşkıya tarafından taciz edilmekte olan Ahtabolu ve İğneada halkının donanmaya yardım etmesini istemiştir.

*1 Kasım 1912 günü Akdeniz vapuru, 2 Kasım 1912 günü Reşitpaşa vapuru Barbaros zırhlısının himayesinde asker yüklü olarak Midye önlerine gelmiştir. Boşaltma sırasında aşırı fırtına çıktığı için asker sahile çıkamamıştır. Ertesi gün Barbaros zırhlısı kömür yetersizliği nedeniyle İstanbul’a dönmek zorunda kalınca asker yüklü iki gemi korumasız duruma düşmüştür.

 

Müstahkem Mevkide yiyecek sıkıntısı ve hastalıklar

    Çatalca ve Gelibolu bölgesindeki Bulgar birliklerine Edirne savunucularının gözlerinin önünde katar katar yiyecek ve giyecek maddeleri, silah ve cephane taşınırken Müstahkem Mevki birliklerinde ve şehirde yiyecek sıkıntısı başlamıştır.

    50 günlük muharebe süreci için hesaplanan fakat harbin başında ancak yarısı tamamlanabilmiş olan yiyecek maddeleri stokunun büyükçe bir kısmı da Rum, Ermeni ve Yahudi müteahhitlerin depolarında bulunmaktaydı. 

    Bu erzakın müteahhit depolarından birlik kilerlerine aktarılması ise elde yeteri kadar para olmadığından mümkün olamıyordu. İş, artık Hristiyan vatandaşların insaf ve hamiyetlerine kalıyordu. 

    Edirne’de bulunan ve müdürleri Rum, Ermeni ve Yahudi asıllı olan Osmanlı Bankası, Selanik Bankası ve Deutsche Bank isimli üç banka ise gerçek nakit miktarlarını doğru olarak bildirmediklerinden ve ödemelerde güçlük çıkardıklarından İstanbul’dan havale edilen paralar bile tam zamanında ve istendiği kadar olamıyordu…

 

Sonraki aylarda durum

*18 Mart 1913 günü Bulgarların Tekirdağ sahillerine attıkları mayınların Bandırma’ya ve Tekirdağ sahillerine geldiği görülünce Silivri’deki istihkâm birlikleri ve deniz birliklerine müşterek görev verilmiş ve bir mayın arama tarama faaliyeti başlatılmıştır. Fabrikalar mayın taramaya elverişli uçurtmalar imal etmişlerdir. Mayın döktükten sonra esir düşen Bulgar askerleri de gönüllü olarak çalışmışlardır.

*7 Şubat 1913 günü şehit edilen Türk erlerine mukabil Bulgarlara karşı gösteriş taarruzu yapmak üzere saat 18.00’de Asar-ı Tevfik zırhlısı Karadeniz Boğazı’ndan çıkış yapar. Gemi saat 00.45’te Arpaağzı-Demiryolu iskelesi arasında ve kıyıdan 1.550 m. açıkta karaya oturur. Durumu sezen Bulgar torpidobotlarındaki askerler gemiye tüfekle ateş etmeye başlarlar. Yan yatmış olan gemi kendi toplarıyla saldırıyı püskürtür. 

12 Şubat 1913 gününe kadar Bahriye Nezareti’nce gemi kurtarma hizmeti sağlanamaz. İstanbul’da bulunan Alman, Romen ve Grek şirketlerinin de Pazar tatilinde olmasından dolayı geminin kurtarılması mümkün olmaz. 13 Şubat 1913 günü güneş doğduğunda gemi batmıştır. Denizin üzerinde yalnız bacasıyla direği görünür.

                                                                                                                          (Devam edecek)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam