SON DAKİKA
reklam
reklam

Osmanlı yönetiminde mimarî anlayış

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Ekim 2025, Salı - 10:52   Okunma Sayısı:

 

Mimarlık eskiden nasıl algılanıyor, mimar nelerle uğraşıyor, diye Osmanlı arşivlerinde araştırmaya başladım. Bunlar belgeye dayanacağı gibi konular arasında bağlantı kurabilmeye ve tarih önceliklerine bakmaksızın kurgulamalar yapmaya çalıştım. 

Mimarla çalışıyor olmak gayet güzel bir uğraşıdır. Binanın estetiğinden şehir planlamasına, simetriden peyzaja kadar birçok konuyla ilgilenmek insanın ufkunu açıyor, farklı konularda kişinin bilgi sahibi olmasını sağlıyor.

Mimarla çalışmanın azap verici tarafı da var tabii. Çarpık çurpuk yapıları, eski eserlerin ayağa kaldırılamayışını gördükçe içim burkuluyor. Keşke onlarla tanışmasaydım, keşke böyle bir işle uğraşmasaydım diye hayıflanıyordum. Bilmeyince insan daha mutlu oluyormuş…

Şimdi ilk yazımı takdim ediyorum.

 

Kefe sancağı beyine hüküm

Azak Kalesi’nin tamiri için Kefe’de kesilen keresteleri götürecek gemilerin Kefe iskelesinde durmalarına “Mukataatta zararı vardır” (devlete ait bu malların iskelede bekletilmesiyle oluşan kira) diye müsaade edilmemiş. Bu nedenle gemilerin tamiri bu yıl geri kalmış. 

Azak Beyi Mehmet, kadı, mimar ve Azak’ın muhafazasında görevli reisler ihmalden kaynaklanan aksaklığı Osmanlı hükümetine bildirince Kefe sancağı beyine nakliyat için gemi tedarik etmesi ve keresteyi göndermesi ihtar edilmiştir.

 

Mimarlara verilen görevler

Osmanlı döneminde mimarlara yol, suyolları, cami ve minare yapımı, mescit, kervansaray, hamam, çeşme, zahire ambarı inşası, tekne ve kürek yapımı (ilk dönemlerde), palanka, kale, kale burç ve kapılarının onarımı ve kale ahırlarının yapımı gibi görevler verilmiştir.

Çoğu yerde yığma taştan tezekle sıvanmış ahırlar görülse de bunların çırak ve kalfa seviyesinde kişilere yaptırıldığı, saray ve kale ahırlarının biraz daha korumalı olduğu, daha bilgili ve işinin ehli mimarlara yaptırıldığı bir gerçektir.

 

Kale ahırlarının yapımı

Kale ahırlarının yapımını kalfaya veren mimar, yetiştireceği mimarı imtihan etmek üzere sorularını hazırlamış ve ahır seçiminde nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatmış. Ahır yerini seçmesi için keşif yapmasını ve kendisinin sonradan bu yeri görmek istediğini belirtmiş.

Kale ahırlarını rüzgârın estiği yönde değil aksi yönde yapmasını, ahır girişlerini rüzgâr tarafına değil aksi yöne vermesini, tek hayvanlı odalar istenirse mekânın atı sıkmayacak ölçülerde olmasını, zemininin de hafif ve mail (eğimli) olmasını söylemiş.

Daha sonra kalfanın seçtiği yere giden mimar, söylediklerinin tamamı doğru olsa da yer seçimini beğenmemiş ve başlamış kalfayı azarlamaya... Kalfa övüneceği yerde yerildiğini görünce kendini savunmaya geçmiş. Hırslanan mimar da, 

 

    ---Bre cahil, bre akılsız herif! Hâlâ hicap duymadan (utanmadan) yaptığın işin doğruluğunda israr ediyorsun. Sen bana büyük bir hata içinde küçücük doğruları anlatıyorsun. Evet, beygirlerin kalacağı yerleri iyi yapmışsın; ama yeri, rüzgâr tarafında seçerek ahır kokusunun kale halkını rahatsız edeceğini düşünmemişsin, diyerek kalfayı değneğiyle dövmüş.

 

Önemli olan yerler

….. yılında inşasına lüzum görülen kale ahırlarının keşfine, malzeme ikmaline ve inşasına Mimar Halifesi Mehmed Efendi, Mühendis Ali Bey, Hasan Efendi ve Buhar Kalfası memur

edilmişler.

Budun’da gediğinden feragat eden Mimar Nâibi Timur’un yerine Mustafa oğlu İskender iyi ahlâklı diye aday gösterilince yerel yönetim tarafından görevlendirilmiş ve İstanbul’a bilgi verilmiş. 

Yapılan araştırma sonunda kişinin ehliyetli olup olmadığının belirtilmediği ve o bölgede mimarlık liyakati olan kişinin bulunup bulunmadığı soruşturulmadan gediğinin bile tahsis edildiği tespit edilmiş.  Budun bölgesinde ehliyetli bir mimar ortaya çıkarsa Mustafa oğlu İskender’e verilen gediğin geri alınacağı belirtilmiş.

Maraş, Kars, Antep, Andırın, Güvercinlik ve Hısn-ı Mansur (Adıyaman) kazalarından Basra mühimmi (önemli işler) için gemi ağacı kesilmesi ve Birecik’e nakli sırasında bu işle görevli mimar ve diğer görevlilerin değişik adlar altında halktan para aldıkları ve halka zulmettikleri şikâyet edilmiş. Şikâyetlerin araştırılması, haksızlığa uğrayanlar varsa haklarının iadesi ve suçluların bildirilmesi emredilmiş.

İçil (İçel)’de bir kale yaptırılmak istenmiş. Kaleden başka bir de kule yaptırılma zorunluluğu için Magosa’dan mimar getirtilerek keşif yaptırılması, duvar yüksekliğinin 10 zira (1 zira 57-90 cm arası uzunluk) olması ve halkın yaylaya çıkmadan önce bu işin bitirilmesi istenmiş.

Özellik arz eden yerlere önem verilmiş ve hassa mimarları görevlendirilmiş. Bunlardan birisi de Ayasofya ile ilgilidir. Mektup göndererek Ayasofya’nın tamire muhtaç olan yerlerinin tamiri ve tahta minarenin tuğladan yapılması istenmiş.  Ayasofya mütevelli heyetine ve hassa mimarlardan mimar üstad Mehmed’e gönderilen hükümde minarenin çıkılacak yerinin ve sair yerlerin kiremit ve diriz (derz) tamirlerinin yapılması belirtilmiş.

Osmanlı ordusunda topçuluğun gelişmesi sonucu mimarların görevlerinde de artış ve çeşitlilik görülmeye başlamıştır. Buna ihtisaslaşma da diyebiliriz…

Bender Kalesi’nde bulunan top kundaklarına demir konulması ve kale dışındaki duvar ıskarpasından yüzleme parçasıyla sair yerlerin tamiri işlerinde müstahdem memur ile Mimar Halifesi Mehmed Emin Ağa görevlendirilmişler.

Payitahta uzak kalelerin inşa, onarım ve silah mevzileri konusunda dikkatli davranan Osmanlı yönetimi buralarda yapılacak işler için de hassa mimarlarını görevlendirmiş ve göndermiştir.

Kandiye Kalesi’nin dört tarafındaki top sepetleri ve kundakları ile kalenin tamire muhtaç diğer yerleri Hassa Mimar Hulefasından Hacı Abdullah Halife’nin keşfine ve tamirine bırakılmış.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam