SON DAKİKA
reklam
reklam

Rojin Kabaiş

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 18 Ekim 2025, Cumartesi - 13:22   Okunma Sayısı:

 

Terörist saldırıları sonunda nice hanım öğretmenimiz hayatlarını kaybetti…

Çanakkale'de kadın cinayeti: Bir kadın, evli olduğu erkek tarafından öldürüldü…

Ankara'da bir erkek, boşandığı kadının yaşadığı eve silahla saldırdı. Evin kapısını kırmaya çalıştı…

Fatih'te 5'inci kattan düşen kadın hayatını kaybetti…

Denizli'de evli olduğu kadını katleden erkek intihar etti…

Balkondan 'düşen' kadının evli olduğu erkeğin ifadesi ortaya çıktı..

İkbal ve Ayşenur katledileli 1 sene oldu: İktidar verdiği sözleri tutmadı…

 

Menfur cinayet

    Kadın cinayetleriyle ilgili olarak “Unutulanlara İlâveler” ve “Unutulacaklara İlâveler” başlıklarıyla sayısız yazı yazdım. Bu vahim durum hiç ara vermeden devam ediyor. Caniler yakalanıyor,  pis pis sırıtarak poz veriyor ve hâkimin karşısında yalan söyleyerek, yalancı tanık bularak veya ceza almaktan sıyırıcı ifadeler hazırlayarak yeniden aramıza katılmaya çalışıyorlar.  

    11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nün kabul edilmesinin üstünden 30 yıl geçse de kız çocukları hâlâ özgür, eşit ve güvenli bir yaşam sürdüremedikleri gibi küçük yaşta evlendirilmeleri de devam ediliyor.

    Kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümü ise kamuoyunu meşgul etmeye devam ediyor. Kürt baba günlerce ağlamaklı şekilde kızının katil veya katillerinin bulunmasını istiyor. 

Konuya ilişkin olar ak DNA örneklerine dair ATK raporu dosyaya girmiş. Avukat Zeynep Demir, bir DNA örneğinin göğüs kısmında diğerinin ise vajina bölgesinde tespit edildiğini açıklayarak cinsel saldırı ihtimalinin ortaya çıktığını belirtmiştir. İhmal sebebiyle ATK hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını da ifade etmiştir.

    O babanın çırpınışları gözümün önünden hiç gitmiyor. Oysa onun derdi hepimizin derdi olmalıydı. Siyasi partilerin ve özellikle de DEM Parti’nin olaya samimi yaklaşımlarını göremedik. Hani nerede kaldı “Et ve tırnak” olmak? “Türk-Kürt kardeştir” sloganları atmak? O babanın namusu hepimizin namusu olmalı, o babanın acısını hepimiz yüreklerimizde hissetmeliyiz.

 

Tekrar üstüne tekrar    

    Evet, bir gün duymasak bir gün kadın cinayeti haberiyle uyanıyoruz. İnfiale kapılıyoruz. Zanlıya “Allah seni kahretsin” türünden serzeniş veya beddua ediyoruz. Bu infial birkaç gün sürüyor, tam unutulacakken bir yenisi tekerrür ediyor. Fail olan kalın kafalıların suratlarında yılışık gülüşmelere tanık oluyoruz.

    Resmi ağızlarda bugüne kadar neler konuşulmadı ki? Hadım etmekten idama kadar neler dile getirilmedi ki? Sonuç: Boş lâflarla boşa geçirilen zaman ve cesaretlendirilen yeni barbarlar…

Bu olayları önlemek kolaydır. Karar vericilerin, uygulayıcıların ve yasa yapıcıların dik duruşlu ve takipçi olması, adam kayırmadan ve merhametten uzak tavır alması, savunucuların “mangıra mütemayil” olmaması yeterlidir. 

 

İnsanlık için çırpındılar

    Ülkemizde böylesi olaylar ilk defa mı oluyor? Bugüne kadar yüzlercesine tanık olmadık mı? Hep havanda su dövüldüğü için bugünlere geldik. Bu ülkede kendi yasalarımız mı, töreler mi yoksa AB yasaları mı uygulanıyor. Hukuk sistemimiz karmakarışık. Herkesin kendi başına otorite olduğu, kimseye hesap sorulamadığı, istifa müessesesinin çalışmadığı, yapanın yanına yaptıklarının kâr kaldığı topraklarda yaşıyoruz. 

    Lise çağında veya yüksek tahsil gören nice kızımız, bu ülkeye okumuş insanların yararlı olacağına ve gerekliliğine inanmış çocuklarımızdır. Yüksek insanî duygularla insanlık için çırpınırlarken kader diyemeyeceğim umursamazlık çizgisi, onların hayatlarını, yakınlarının ocaklarını söndürdü. Burada devlete düşen bir iki katil bozuntusunu cezalandırmak olmamalı… Din adamı da olsa kadını küçük görenleri, sistemin defolu kafalarını (!) karşısına almalı ve aksayan tarafları hemen onarmalıdır. 

    Dar kafalı, sığ görüşlü bozuk ambalâjlı tipler mahkûm edilmelidir. Kendilerini topluma adayan sanatçılarımıza burada da büyük görevler düşmektedir. Şefkati, analarımızdan, sevgiyi ve inceliği sanatçılarımızdan öğrenmek zorundayız. Umarım cana yönelik, hepimizin içini burkan, bizi dünya âleme rezil eden bu olaylar unutulmaz, unutturulmaz ve faillerinin defterleri mutlaka dürülür. 

    Bu ülkede önce kendi yasalarımızın, törelerimizin ve AB yasalarının hangisi uygulanıyor. Hukuk sistemimiz karmakarışık. Herkesin kendi başına otorite olduğu, çetelerin cirit attığı, kimseye hesap sorulamadığı, yapanın yanına yaptıklarının kâr kaldığı topraklarda yaşıyoruz. 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam