Çalıştığımız masada veya odada birçok materyali yaymışızdır. Evraklar, fosforlu kalemler, bellekler, belki kroki, cetvel, ataş, basmalı kurşun kalem, silgi ve benzerleri… Öyle bir an olur ki, kullanılması gereken ya da ihtiyaç duyduğumuz bir malzemeyi bulamayız. Ararız yine göremeyiz. Oysa o malzeme bizi görüyordur ve gözümüzün önündedir. Biraz masadan uzaklaşsak ve geniş açıyla bakacak olsak görebiliriz. Aynı konuyu çevremize de uyarlayabilir, gözlem ve çıkarsamalar yapabiliriz.
*** *** ***
Günümüzde teknoloji en üst seviyede olup bize kazandırdıkları ve bizden aldıklarıyla yaşantımızda büyük yer edinmiştir. Körfez Savaşı ve II. Savaş’ta Irak’a tonlarca bomba atıldı. Yaklaşık dört beş yıldan beri de Suriye toprakları mayınlar ve tahrip kalıplarıyla ekilemez hale getirildi. Havanlar, roketler ve uçak bombalarıyla havadan dövüldü. Atılan bombalar bir sürü kimyasal karışımları içeriyordu. Belki bazıları radyoaktif madde yüklüydü.
Bu iki ülkenin topraklarının kimyasal yapısı bozuldu. Ülkemizin güneyinden esen güçlü rüzgârlarla toz taşınımı şeklinde üzerimize serpildi. 10 sene sonra insanların kanında orantısızlıklar, mide ve solunum sistemlerinde bozukluklar, sinir sistemlerinde çöküntüler olursa şaşmamak gerekir… Japonya’da hâlâ sakat doğumlar olduğunu unutmayalım.
Toprak bozulur da hava bozulmaz mı? Nakil vasıtalarının kurşun bileşimli egzos
gazları, süzülmeden atmosfere salınıyor. Fabrikalardan çıkan sıcak baca gazları, filtrasyona tabi tutulmadan kontrolsüz şekilde atmosfere salınıyor. Tıbbi atıklar hem havayı hem de yer altı su kaynaklarını kirletiyor.
*** *** ***
Bir başka olumsuzluk ise, uçakların havaalanlarına iniş-kalkış yaptıkları rotalar…
Gerisinde sıcak egzoz gazının -50, -60 derecelerde buluşmasıyla beyaz izler bırakan
uçaklar, aeresol haldeki bu eksoz gazını üzerinden geçtiği mekânlara, mahallelere, bahçelere ve tabii ki insanların üzerine yağdırmaktadır. Tonlarca gazın atmosfere karıştığını ve üzerimize yağdığını, geleceğimizi karartacağını, hastalıklara yol açacağını düşünüyor musunuz?
Antalya, Ankara, İstanbul üzerinde inip kalkan uçakların yarattığı tahribat ve hastalık oranları bilimsel olarak ele alınmış mıdır, alınmakta mıdır? Kanser patlamalarından söz ediliyor; ama tedavisinde sadece ilâçlar veya yöntemler dile getiriliyor. Hazırlayıcı sebepler arasında bu sıcak, kurşun bileşimli gazların etkisi araştırılıyor mu?
Arada bir başımızı kaldırarak havanın rengine bakalım. Kadıköy vapur iskelesinin yanından Galata Köprüsü’nün üzerine ve gerilerine bakalım. Eksoz gazları nedeniyle kahverengine yakın bir hava kirliliğini görebilirsiniz.
Aile büyüklerini kanserden kaybetmiş birisi olarak canım burnumda… Benim gibi nice insanın tedirgin olduğuna inanıyor, kansere yakalananların acılar çektiğini düşünüyorum. Madem, insanlık bir bütündür. Birimizin çektiği acı hepimizin olmalıdır.
*** *** ***
Sağlıklı bile olsak hepimiz mutlaka kontrol ve tahlil yaptırmak için hastanelere gidiyoruz. İnsan sağlığı konusunda titiz çalışmalar yürüten sağlık personelinin çabalarını görüyoruz. Hele hele pandemi döneminde sağlık çalışanlarımızı yere göğe sığdıramadık; ama dövmekten de geri kalmadık. Bu çalışmaları sırasında bazı hoyrat kişilerin saldırılarına uğrasalar da çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları girişimlerden sonuç alamasalar da ettikleri yemine son derece sadık kaldılar.
Arka planında hasetlik ve hainlik yatan bu davranışlar, ancak bizim gibi olgunlaşmamış toplumlarda görülebilir. Doktorlar hakkında, “aç ağzını yum gözünü” diyerek hastaya az zaman ayırdıkları, çok para aldıkları gibi çirkin yakıştırmalar yapıldığına da tanık oluyoruz.
TEŞEKKÜR
Aralık 2023’te kanser teşhisi konulmasıyla dünyamızı değiştiren
kız kardeşim Birsen, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesini Jinekoloji-Onkoloji bölümünde üçüncü kez ameliyata girmiştir. Bir dizi başarılı ameliyatı gerçekleştiren ekibin isimleri takdir edilmek üzere gerekli yerlere yazılmıştır.
Ameliyat sonrası tedavi sürecinde özel ihtimam gösteren
Ass. Dr. Ecenur Arslan’a, servis ebeleri Songül Keleş ve Fatmanur Al’a,
Kat Güvenlik Görevlisi Hülya Yıldız’a
sonsuz şükranlarımızı sunar, sağlıklı günler ve meslek hayatlarında başarılar dileriz.
(Birsen-yeğenim Murat / E. Yarbay Cengiz Baysu)