Paylaşmış olduğu bilgilerden dolayı Sn. Erol Altunoğlu hocamıza teşekkürlerimizi iletiyoruz.
××××××××××××××××××××××××××××××××××
Ülkemiz, deprem başta olmak üzere pek çok doğal afet riskiyle karşı karşıya.
Bu gerçek, can ve mal güvenliğimizi tehdit eden, yıkılma riski taşıyan veya afetler sonucu ağır hasar gören yapıların hızla dönüştürülmesini hayati bir zorunluluk haline getiriyor.
İşte tam da bu noktada, devletin yetkili kurumları, vatandaşların izni beklenmeksizin, bizzat uygulama yapma veya yaptırma yetkisine sahip oluyor.
Riskli yapı tespiti masrafları, özel bir hesaptan karşılanarak, doğrudan ilgili Bakanlıkça yapılıyor.
Tespit edilen riskli binaların listesi kapılara asılarak ve muhtarlıklarda iki gün süreyle ilan edilerek maliklere tebliğ edilmiş sayılıyor.
Malikler veya kanuni temsilcileri, bu ilandan itibaren kısa bir süre içinde itiraz hakkını kullanabiliyor.
İtirazlar ise hızlıca teknik heyetlerce incelenip karara bağlanıyor.
Tespitin ardından, maliklere verilen süre içinde yapıların boşaltılması mecburi.
Eğer tahliye süresinde yapılmazsa, kilitli kapıları açmak da dahil olmak üzere, yıkım ve tahliye işlemleri gerektiğinde kolluk kuvveti yardımıyla ilgili Bakanlık tarafından gerçekleştirilebiliyor.
Dönüşümün önündeki engelleri kaldırmak amacıyla, tapu ve kadastro işlemleri (satış, devir, ipotek tesisi, şerhlerin terkini), ruhsat ve izin işleri, maliklerin izni aranmaksızın Bakanlığın talebiyle hızla yapılabiliyor.
Hatta, uygulama bütünlüğü için kamu ve özel mülkiyetteki taşınmazlar, Bakanlık talebiyle Hazine adına tescil edilebiliyor.
Yeni yapının inşaat ruhsatı Hazine adına düzenleniyor ve hak sahiplerine devredilinceye kadar kat irtifakı da Hazine adına kuruluyor.
Dönüşüm alanındaki arsa payı karşılığı inşaat veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri de, tarafların rızası beklenmeksizin Bakanlıkça uygulama kararı alındığı tarih itibarıyla feshedilmiş sayılıyor.
Yeni yapılacak konut ve işyerlerinin özellikleri Bakanlıkça belirleniyor.
Hak sahipliği sürecinde, mevcut taşınmazın değeri ile yeni verilecek bağımsız bölümün değeri karşılaştırılarak hakkaniyet gözetiliyor.
Eğer hak sahibinin borçlanması gerekirse, borç miktarı kadar yeni bağımsız birim üzerine ipotek konuluyor.
Önemli bir ayrıntı da, hak sahibinin belirlenen sürede yeni bağımsız bölümünü teslim almaması durumunda, o bağımsız bölüm üzerindeki hakkının sona ermesi.
Bu durumda, eski taşınmazın güncel değeri, hak sahibi adına açılan vadeli bir hesaba yatırılarak mağduriyet önlenmeye çalışılıyor.
Tüm bu süreç, esasen, olası bir afette yaşanabilecek büyük felaketlerin önüne geçmek, riskli yapı stokunu hızla yenilemek ve vatandaşlarımıza güvenli yaşam alanları sunmak amacıyla hayata geçirilen, devletin zorunlu ve hızlı dönüşüm iradesini gösteriyor.