Anekdotlar-III
|
Usûl ve erkân içinde nükteler dinlediğimiz o dem vakitlerinde rakının neyle, nerede, ne zaman, nasıl kiminle içileceği, kadehin şekli, masadaki deniz ürünleri, kıyafet, aydınlık durumu, müzik gibi konuları ‘pîr’lerimizle yaşayarak öğrenmiştik. Bu atmosfere aşina olanlarla bizim simalara yakın olmak isteyenler doldururdu masamızı.
Dem masası
Kaşara hanımefendi, hıyara beyefendi diyen toplumun cüruf tiplerini, iffetsiz, çalçene ve boş kafaları ibretlik vakalar olarak görür, ders alırdık. Dağarcığı boş ama çokbilmiş, mürekkep yalamış ama görgüsüz, ‘iz’an denince uzan’ dendiğini zanneden insanlarla da paylaşmıştım o masaları… ve hâlâ kayıp olarak gördüğüm o demleri.
Gençlik yıllarımda rakıyı sulu içerdim. Olgunlaşınca susuz içmeye başladım. Şimdi kadehimi suyla kaldırıyorum. Daha düne kadar bir kadeh atıyor ve bulutların üzerine çıkıp aşağıdakileri seyrediyordum. Kanser belâsı herkesi korkutuyor, beni de… Yakalanmamak için neler yapmıyorum ki! Bu nedenle alkolü şimdilik rölantiye aldım, arada bir demleniyorum. Rakının içme şekli, zamanları, neyle ve kiminle içileceği konusunda çok kitap yayımlandı ama rakı kiminle içilmez diye kitap yazılmadı.
Boş kafaların daha masaya oturur oturmaz rakı bilgiçliği taslamasına çok tanık olan ben, bu eksikliği kapatmak düşüncesiyle kendi anlayışımda bir kitap yazmak istedim. Dem vaktini zehir etmemek için “ritueli çok olan bir masada oturulamayacağını” ve bir kadeh de olsa rakının “salaklarla içilemeyeceğini” söylemek isterim.
Kişiler, rakıyla ölçülü şekilde demlenmeli, ağızlarından bal akmalıdır. Kadehlerle yarışa girmeye, “gelsin bir büyük” diyerek şişeyle güreşmeye gerek yoktur. Yanakları pembeleşmenin ötesine geçer, dili sarkmaya, salyaları akmaya başlar. Dizginleri çekilecek bir beygir olduğunu asla kabul etmek istemez.
Bu masalara görgü ve kültür açlığıyla gelenler demlenmek yerine yemlenmeyi tercih ederler. Bu hal bir süre sonra da gemlenmeyi gerektirir.
Her şeyin sonu olduğu gibi rakı masasının da sonu vardır. Hayattayken sağlığına kadeh kaldırdılar. Hastalanınca kadehleri kaldırdılar. Ölünce de kendisini…
Rakı bardağı dipsiz ve ince cam olmalıdır. Masada din ve siyaset konuşmamaya özen göstermişimdir.
Destur, eski sohbet ve meclislerde hep vardır. “Doğru ve dikkatli hareket etmek, bir büyüğün yanında kendini toplamak, izin veya müsaade istemek” anlamlarına gelir. Kanun, töre gibi anlamları da vardır. Destur, küçük aptesi yaparken cin çarpmasını önlemek için söylenen boşinanç sözcüğüdür aynı zamanda. Masada sohbetin içine edenlere de destur çekilir.
Destyar: Yardımcı, muin. Arka. (Osmanlıca’da yazılışı: dest-yar)
Deşt-i hayat: Hayatın çölleşmesi
Teşekkürün böylesi
Bilmezliğe sözüm yok, insan okuyarak, sorarak ve etrafına bakarak öğrenebilir. Eğer bunları yapmıyorsa iş ‘dangalaklık’a varıyor demektir. Yazın sıcağında uzaktan gelen kişi Maltepe’deki akrabalarına uğrar.
-- Yeğenim bir su ver hele!
-- Buyur dayı.
-- Allah geçmişine kavuştursun!
Ders çıkarmak veya daha kısa sözcüklerle ifade etmek gerekirse:
Nâdan ile sohbet, zordur bilene
Çünkü nâdan, aklına geleni söyletir diline…