SON DAKİKA
reklam
reklam

EKİM 2025 İTİBARİYLE TÜİK, ENAG VE İTO ENFLASYON ORANLARI ARASINDA FARKLILAŞAN GÖRÜNÜM

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 6 Kasım 2025, Perşembe - 10:40   Okunma Sayısı:

Türkiye ekonomisinde 2025 yılının son çeyreğine girerken enflasyon cephesinde farklı kurumlar tarafından açıklanan veriler hem fiyat artışlarının hız kesmediğini hem de ölçüm yöntemlerindeki farkların kamuoyundaki tartışmaları yeniden canlandırdığını gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından açıklanan Ekim 2025 enflasyon verileri, fiyat artışlarının gerek tüketici gerekse üretici düzeyinde yüksek seyrini koruduğunu ortaya koydu.

TÜİK Verilerine Göre: Aylık %2,55, Yıllık %32,87 Artış

TÜİK’in açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre, 2025 yılı Ekim ayında fiyatlar bir önceki aya göre %2,55, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,87 oranında arttı. Bu oran, son beş ayın en yüksek aylık artışı olarak dikkat çekti. Ekim ayında özellikle gıda, ulaştırma, enerji ve kira kalemleri enflasyonun belirleyici unsurları oldu.

Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış %38’i bulurken, konut grubu (özellikle kira ve elektrik fiyatları) %34 civarında bir artış gösterdi. Ulaştırma grubunda akaryakıt fiyatlarındaki oynaklık, döviz kuru baskısıyla birleşince %3’ü aşan aylık artışlara yol açtı.

Temel mal gruplarındaki fiyat artışlarının yanında, hizmet sektöründe –özellikle eğitim, sağlık ve lokanta-otel kalemlerinde– fiyatlar hız kesmeden yükselmeye devam etti. Bu da çekirdek enflasyon göstergelerinde yukarı yönlü bir eğilim yarattı.

TÜİK’in verileri, 2025 yılının genel enflasyon dinamikleri açısından da önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Yılın başında politika faizindeki sert artışların ardından yaz aylarında bir miktar yavaşlayan fiyat artışları, sonbaharda yeniden ivme kazanmış durumda. Bu durum, yıl sonu enflasyon tahminlerinin de yukarı yönlü revize edilmesine neden oldu.

İTO Verilerine Göre: İstanbul’da Aylık Enflasyon %3,15

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan verilere göre ise İstanbul’da Ekim ayında perakende fiyatlar %3,15, toptan fiyatlar ise %2,68 oranında arttı. Böylece İstanbul’un yıllık enflasyonu %40 seviyesine ulaştı.

İTO verileri, İstanbul’un genel fiyat dinamiklerinin ülke ortalamasından daha yüksek olduğunu bir kez daha gösterdi. Özellikle gıda, kira ve ulaştırma gibi kalemlerde İstanbul’un yaşam maliyeti diğer illere kıyasla oldukça yüksek seyrediyor.

Ekim ayında en fazla fiyat artışı konut ve gıda harcamalarında gerçekleşti. Kira artışları kademeli olarak devam ederken, taze sebze-meyve fiyatlarındaki yükseliş ve ulaşım maliyetlerindeki artış, İstanbul’daki hane halkı bütçeleri üzerindeki baskıyı artırdı.

İTO verileri, aynı zamanda TÜİK verileriyle arasındaki farklılığı da yeniden gündeme taşıdı. Çünkü İstanbul, ülke genelinde en yüksek gelir düzeyine ve en hızlı fiyat geçişkenliğine sahip kent olması nedeniyle enflasyon eğilimlerinin öncü göstergesi olarak kabul ediliyor.

ENAG Verilerine Göre: Aylık %3,74 Yıllık %60 Artış

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından yayımlanan Ekim 2025 verileri ise resmi rakamların oldukça üzerinde bir artışa işaret etti. ENAG’a göre Ekim ayında tüketici fiyatları %3,74, yıllık bazda ise %40 oranında arttı.

ENAG’ın hesaplamalarına göre fiyat artışları özellikle gıda, barınma ve ulaştırma kalemlerinde yoğunlaştı. Akaryakıt, kira ve temel tüketim ürünlerinde görülen artışların yanı sıra, eğitim ve sağlık harcamalarındaki yükseliş de hane halkı bütçelerini zorlamaya devam ediyor.

Bu veriler, TÜİK ile ENAG arasındaki yaklaşık 30 puanlık yıllık farkın sürdüğünü gösteriyor. ENAG, alternatif metodolojisiyle günlük fiyat takibi ve daha geniş ürün yelpazesi kullandığı için sonuçlarının gerçeğe daha yakın olduğunu savunurken; resmî kurumlar bu farkın istatistiksel yöntemlerden kaynaklandığını ifade ediyor.

Farklı Kurumlar, Farklı Gerçeklikler

TÜİK, İTO ve ENAG verileri arasındaki farklar, sadece istatistiksel yöntem farklarını değil, toplumun enflasyon algısındaki derin ayrışmayı da yansıtıyor.

Resmi veriler, hükümetin dezenflasyon hedefleriyle uyumlu bir görünüm sunarken; bağımsız gruplar ve piyasa gözlemcileri, sokaktaki fiyat artışlarının TÜİK verilerinin oldukça üzerinde olduğu görüşünde birleşiyor. Vatandaşların günlük yaşamda hissettiği fiyat artışları ile açıklanan oranlar arasındaki uyumsuzluk, enflasyon güvenilirliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.

Diğer yandan, enflasyonun bu seviyelerde seyretmesi, Merkez Bankası’nın para politikası kararlarını da doğrudan etkiliyor. Son PPK toplantısında politika faizinin %45 seviyesinde sabit tutulmasına karşın, fiyat artışlarındaki ivme faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirdi.

Yıl Sonu Beklentisi: %35–40 Bandı

Analistlerin çoğu, Ekim ayındaki fiyat artışlarının yıl sonuna doğru daha da belirginleşeceği görüşünde. Özellikle kış aylarında enerji fiyatları, gıda arzı ve kur hareketlerinin etkisiyle yıl sonu enflasyonunun %30-35 bandında gerçekleşmesi bekleniyor.

TÜİK’in resmi tahmini %33 civarında olsa da piyasa beklentileri bu seviyenin üzerine çıkılacağı yönünde. ENAG tahminine göre ise yıl sonu tüketici enflasyonu %70 sınırına yaklaşabilir.

Bu tablo, 2026 yılına girerken hem para politikasının hem de gelir politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ücret artışları, vergi düzenlemeleri ve sosyal transferler, enflasyonla mücadelede belirleyici başlıklar olmaya devam edecek.

Sonuç: Gerçek Enflasyon Hangi Oran?

2025 Ekim ayı enflasyon verileri, Türkiye’de fiyat istikrarının hâlâ sağlanamadığını bir kez daha kanıtladı. TÜİK, İTO ve ENAG verileri arasındaki farklar, ölçüm yöntemlerinin ötesinde, ekonomik güven ve şeffaflık tartışmasının da merkezinde yer alıyor.

Vatandaş açısından ise tartışmaların ötesinde değişmeyen bir gerçek var: Alım gücü hızla eriyor. Gıda fiyatları, kira, ulaşım ve enerji kalemlerindeki artış, hane bütçelerinde ciddi daralmalara neden oluyor.

Ekim 2025 itibarıyla tablo açık: Resmi ya da gayri resmî fark etmeksizin, enflasyon Türkiye ekonomisinin temel gündemi olmayı sürdürüyor. Geriye kalan iki ayda fiyat artışlarının kontrol altına alınabilmesi için para politikasından çok daha fazlasına, koordineli bir ekonomik denge politikasına ihtiyaç olduğu görülüyor.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam