SON DAKİKA
reklam
reklam

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE GIDA FİYATLARININ SEYRİ

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 14 Kasım 2025, Cuma - 11:11   Okunma Sayısı:

Gıda fiyatları küresel düzeyde yıl boyunca dalgalanma gösterdi. Food and Agriculture Organization of the United Nations (FAO) tarafından hesaplanan “Gıda Fiyat Endeksi” (FFPI) Ekim 2025’te aylık bazda 1,6 % düşüşle 126,4 puan seviyesine geriledi. 

Bu, yıllık bazda bir miktar düşüşe işaret etse de — küresel arz koşulları, enerji maliyetleri ve tedarik zinciri riskleri hâlâ gündemde. Türkiye özelinde ise tablo farklı; yerel para birimi ve taşıma-üretim maliyetleri gibi unsurlar nedeniyle gıda enflasyonu hem kronik hem de yüksek seyrediyor.

Küresel görünüm

FAO endeksi incelendiğinde, temel gıda grubu fiyatlarının genel eğilimine dair ipuçları gözüküyor. Ekim ayında hububat fiyat endeksi aylık 1,3 % düşüşle 103,6 puan seviyesine geriledi. 

Bu eğilimde; özellikle buğday ve mısır fiyatlarının hem hasat beklentilerinin iyileşmesi hem de arzın güçlü görünmesi nedeniyle baskı altında olduğu belirtiliyor. 

Öte yandan, yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağlar fiyat endeksi aylık 0,9 % artarak 169,4 puana yükseldi. 

Bu artış, özellikle palm yağı, Ayçiçek yağı ve soya yağı kaynaklı ürünlerde arz sınırlamaları ve biyoyakıt amaçlı kullanım ile alakalı gelişmelere bağlanıyor. 

Bu veriler ışığında, dünya genelinde gıda fiyatlarının “genel olarak azalma eğiliminde” olduğu söylenebilir; ancak alt gruplara bakıldığında farklı yönlerde hareket eden dinamikler söz konusu. Örneğin şeker fiyat endeksi Ekim’de aylık 5,3 % düşerek 94,1 puana geriledi ve yaklaşık üç yılın en düşük düzeyine indi. 

Bu, şeker üretiminin, özellikle Brezilya, Hindistan ve Tayland gibi önemli üreticilerde artması ve bioyakıt sektöründeki talep düşüşünün etkisiyle açıklanıyor.

Ancak bu “küresel düşüş” görüntüsü, tüm ülkelerde eşit şekilde yaşanmıyor. Gıda fiyatlarının nihai tüketiciye yansıması ülkelere göre büyük ölçüde değişiyor. Burada üç başlık öne çıkıyor: (1) arz-talep dengesi, (2) ithalat bağımlılığı + kur değişimleri, (3) yerel üretim ve lojistik koşulları.

Türkiye’de durumu ne gösteriyor?

Türkiye’de genel tüketici fiyat enflasyonu 2025 Ekim ayında yıllık %32,87 olarak gerçekleşti. 

Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık artış, yaklaşık %34,9 düzeyinde bildirildi. 

Bu rakamlar, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında gıda fiyat artışında açık ara önde olduğunu gösteriyor. 

Akademik çalışmalar da Türkiye’de gıda fiyatlarının küresel fiyatlardan bağımsız olarak daha hızlı yükseldiğini ortaya koyuyor. Örneğin Türkiye’de gıda tüketici fiyat endeksi, üretici fiyat endeksi, döviz kuru ve politika faizinin besleyici faktörler olduğu ve döviz kurundaki artışın gıda fiyatlarını güçlü şekilde yukarı çektiği tespit edilmiş durumda. 

Bu tablo, şöyle bir sonuca götürüyor: Türkiye’de küresel gıda fiyatlarının bir nebze düşüş eğilimi göstermesine rağmen, yerel koşullar — özellikle TL’nin değer kaybı, üretim girdi maliyetlerindeki artış, yüksek enerji ve lojistik maliyetleri — gıda fiyatları üzerindeki baskıyı sürdürüyor.

Neden Türkiye’de gıda fiyatları hâlâ yüksek?

Kur geçişkenliği (pass-through): Türkiye büyük oranda tarımsal girdi ve bazı gıda ürünlerinde dışa bağımlı. Döviz kurundaki yükseliş, ithal gübre, enerji, ambalaj gibi maliyetleri arttırarak nihai gıda fiyatlarına yansıyor. Akademik bir analizde döviz kuru artışının gıda fiyatlarını üç ay boyunca etkilediği ve toplam geçiş etkininin %27 düzeyinde olduğu bulunmuş. 

Yüksek girdi maliyetleri: Tarım üretiminde kullanılan gübre, tohum, enerji gibi girdilerde hem uluslararası fiyat artışları hem de yerel maliyet baskısı var. Bu da üretim maliyetlerini yukarı çekip fiyatlara yansıyor.

Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışı: Sürekli yükselen fiyat ortamında tüketici ve üretici beklentileri “yarın daha pahalı olabilir” algısına dönüşebiliyor. Bu da fiyat artışlarının devamlılığını destekliyor.

Yerel arz-lojistik dar boğazları: Üretim bolluğu olsa bile bölgesel tedarik zincirleri, nakliye ve depolama koşulları yüksek maliyet oluşturabiliyor. Taze ürünlerde bozulma, nakliye gecikmeleri vb. ek maliyet oluşturuyor.

Küresel fiyat düşse de yerel aktarım sınırlı: Küresel endeks düşüşü Türkiye’de otomatik olarak tüketiciye geçmiyor. Bu nedenle dünya fiyatları gerilerken yerel fiyatlar yüksek kalabiliyor.

Ne yapılabilir?

Gıda fiyatlarındaki yüksek seyir, özellikle gelir düzeyi düşük hane halkları için temel tüketim kalemlerinde önemli bir baskı yaratıyor. Bu nedenle politika açısından bazı öncelikler öne çıkıyor:

Döviz kuru ve ithal girdi bağımlılığını azaltacak tarımsal politikaların güçlendirilmesi, yerli üretimin desteklenmesi.

Üreticiye verilen desteğin, girdilerde verimliliği artıracak, maliyetleri düşürecek düzeye getirilmesi.

Tedarik zincirlerinde lojistik, depolama ve dağıtım maliyetlerinin kontrolü.

Enflasyon beklentilerini yönetmeye yönelik makro politikaların, fiyatlama davranışlarını sınırlamaya yönelik düzenlemelerle desteklenmesi.

Gıda güvencesi açısından hane halklarının alım gücünün korunması, fiyat artışlarının sosyal koruma programları ile dengelenmesi.

Sonuç

Dünya genelinde gıda fiyat endeksi küresel arzın güçlü seyretmesiyle hafif düşüş eğiliminde olsa da — örneğin Ekim 2025’te 126,4 puan düzeyine geriledi. Ancak bu küresel trend, Türkiye’de gıda fiyatlarının yüksek seviyede seyretmesi problemine çözüm oluşturmuyor. Yerel faktörlerin — kur, girdi maliyeti, lojistik ve talep baskısı — birleşimi Türkiye’de gıda fiyatlarını dünya ortalamalarının çok üzerine taşıyor. Hane halklarının bu yüksek fiyatlara karşı hassasiyeti artarken, politika yapıcılar için gerek arz yönlü gerek talep yönlü tedbirlerin eş zamanlı devreye alınması kritik. Gıda fiyatları sadece bir ekonomi verisi değil, toplumsal refahın, beslenme güvencesinin ve gelir adaletinin de aynası haline geliyor.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam