Hepimizin ihtiyaç duyduğu; ama hepimizin de şikâyetçi olduğu tek konu tuvalet olayı olsa gerektir. Kimimiz temizliğinden, kimimiz sırada beklemekten, kimimiz de tuvalet malzemelerinin eksikliğinden yakınmışızdır.
İş sadece bu kadar olsa iyi… Tuvaletin nasıl kullanıldığı da hepimizin dikkatini çeken bir husustur. Klozet kapağı kâğıdının kullanılmaması, sifonun çekilmemesi, poposu çok kıymetli (!) olanların ayaklarıyla kapak üzerine çıkıp tavuk gibi tünemesi, hacet esnasında yediği içtiği bir şeyler varsa kâğıdını, şişesini klozete atması gibi nahoş davranışlar da göz ardı edilemeyecek kötü alışkanlık veya umursamazlıklardır.
İnsanoğlu bugünkü kolaylıklara hangi aşamalardan ve nerelerden geçerek gelmiş.
Eski Yunan’da tuvalet nasılmış?
Antik Yunan’da kanalizasyon sistemi hiçbir zaman Romalıların bu konuda ulaştığı düzeye gelememiştir. Ne güzel halk tuvaletleri ne de evlerde akarsu vardır. Evlerde kullanılacak su kuyulardan ya da halka açık çeşmelerden sağlanmaktadır. Hizmetçi takımı ile özgür ancak yoksul kadınların ilk işi çeşmeye yaptıkları ziyaretlerdir.
Tuvaletin nasıl yapılacağı
Hesiodos, kişinin kendisini nasıl rahatlatacağı konusunda tavsiyelerde bulunur. Ona göre kişinin, tuvaletini yaparken yüzünü güneşe vermesi veya gece yol üstünü kullanması doğru değildir.
Kişi hacetini yaparken çömelmeli veya avlu duvarının bir kenarını kullanmalıdır. Akarsulara işemek veya benzeri davranışlarda bulunmak kötü sayılır. Atina’nın klasik döneminde bahçenin ya da avlunun bir köşesini kullanmak oldukça normal kabul edilir.
Daha varlıklı bir evde ise mutfak veya banyonun atıklarını boşaltacak bir kanal bulunabilmektedir. Ancak bu kez de sokaklardaki su birikintilerini kaldırmak için gübre arabalarına gereksinim duyulur.
Evin tuvaleti
Dışarıda eve ait bir tuvalet bulunabilir. Bu tuvaletin bir oturma yeri vardır. Diğer taraftan oturaklar hem gerekli hem de yaygındır. “Amis”, pişmiş toprak veya metalden yapılmış olup evde kullanılan pek çok kapkacağın asıldığı duvardaki yerini alması için bir de kulp’a sahiptir. Erkeklere özgü olan “amis”in biçimi, mutfaklarda kullanılan modern tuz saklama kaplarına benzer. Üst kısmındaki açıklık yerine önünde bir delik bulunur.
Akşam ziyaretlerinde hizmetçilerden birini çağırıp oturağı istemek kibar bir davranış sayılmadığından bu ihtiyaç için odadan çıkılır. Bize insanların alışkanlıkları hakkında çarpıcı deliller sunan vazo resimlerinde bu konu ile ilgili ipuçlarına rastlarız.
Yemek sırasında sabrı taşmış olan ve daha fazla dayanacak hali kalmayanlar, atılmış bir amfora gibi el altındaki ilk eşyayı kullanıyorlarmış.
Atina’da halk tuvaletlerine ait ipuçları
Agoranın güneybatı köşesinde büyük kanalın yanına kurulmuş, büyük kanal beşinci yüzyılın başında ev atıklarından ziyade yağmur sularını boşaltmak için inşa edilmiş. Tuvalet kâğıdının Yunan insanındaki karşılığı “sünger” miş.
Herkes kendi süngerini yanında taşırmış Bunlardan en ünlüsü Dionysos’un tanrısal poposunun temizlenmesinde kölesi tarafından kullanılan süngermiş. Bebekler için de pişmiş toprak lazımlık ve yüksek sandalye kullanılırmış.
İslamiyetle birlikte Türklerde tuvalet anlayışı
Akan suyun sağladığı temizlik esastır. Yıkanmak, abdest almak, yemekten önce elleri yıkamak temiz olmanın gerekleridir. Aslında bir Ortaçağ Kalesi durumunda olan ancak Selçuklu-Osmanlı yönetimleri arasındaki Aydınoğulları Beyliği döneminde ilâvelerle yeni işlevler kazandırılan Beçin Kalesi, gezdiğim yerlerde gördüklerime göre hamam ve tuvalet kanallarının özelliğiyle öne çıkmıştır.
Osmanlı döneminde yapılan sarayların da tuvalet kanalları, koku yapmayacak derinlik, akış sağlayan meyil, rüzgârın estiği yönün aksi tarafında seçilişi, uygun ölçüde iç alanı ve kıbleye dönük olmayışı hassasiyetlerle yapıldığını görüyoruz. Bu anlayış günümüzde de devam etmektedir.
Burada daha çok söylenecek şey var. Esas olan dünyada hâlâ milyonlarca insanın temiz bir tuvalet yeri bulamadığı, özellikle hanım ve kız çocuklarının izbe köşelere gitmeleri nedeniyle tecavüze dahi uğradıkları belirtilmektedir.
Ülkemizde durum
Doğu Anadolu’nun bazı dağ köyleriyle kom ve mezralarında yığma taştan ev yapmış olanın normal bir tuvalet odasına bile sahip olamayacağı aşikârdır.
Ülkemizde bu kadar geniş imkânlarla donatılmış sağlıklı tesisler bulunmasına ve ince düşünceli insanlar olmasına rağmen kibar olamayan insanlarla bu mekânlar şikâyet edilen yerler haline gelmektedir.
Çevrecilik ve temizlik anlayışına sahip olmayan duyarsız insanlar, elinin nemini silmek için havlu kâğıdını rastgele çekmekte ve israfa yol açmaktadır. Oysa aynı kişi tuvalet temizliğine bu kadar önem vermemektedir. Kurutma makinesinde dakikalarca elini ısıtmakta, ellerini yıkarken aynayı yarısına kadar sabunlu suyla kirletmektedir. Konunun bu şekilde gündeme gelmesi ve özel günde anlam ve öneminin belirtilmesiyle mesafe alınacağına inanıyorum.