SON DAKİKA
reklam
reklam

Işıklar'ın Sevgili 'Işık'ları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Ocak 2018, Salı - 11:00   Okunma Sayısı:

Paşabahçe’de doğmuş ve büyümüştüm. Beykoz ortaokulunu bitirmeye yakın Kuleli Askerî Lisesi’ne girme fikri kafamda yer etmişti. Okulun her önünden geçtiğimde de büyük bir heyecan duyuyordum. Size samimiyetle söylüyorum, bugün de aynı heyecanı duyuyorum.
15 Temmuz Darbe Girişimi’nden hemen sonra askerî liseler de harp okullarıyla birlikte kapatılmıştı. Paşabahçe’ye annemi ziyarete gittiğim günler okulun önünden geçerken onun kapalı haline bakarak içimin burkulduğunu söyleyebilirim. “Atatürk’ten Söylemler ve Fotoğraflar” konulu sergiyi 2004-2010 yılları arasında askeri liseler başta olmak üzere Marmara Bölgesi ve Batı Anadolu’da Denizli’ye kadar taşımış ve halkımıza sunmuştuk. 
Son olarak 2010 yılında Bursa Işıklar Askerî Lisesi’nde sergilediğimiz 60x40 cm ebadındaki 115 adet tabloyu bu okula bağışlamıştık. Okul Komutanının isteği üzerine öğrencilerin çıkardığı dergiye de bir yazı yazmıştım.
Bugün Kuleli Askeri Lisesi’nin önünden geçince duygulandım ve Işıklar Askeri Lisesi öğrencilerine yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Ben de 1972 yılında mezun olduğum Kuleli Askeri Lisesi başta olmak üzere tüm askeri liselerin bir an önce açılmasını ve modern eğitim metotlarıyla yeniden faaliyetlerini sürdürmelerini candan gönülden arzulayanlardan birisiyim.

             Işıklar’ın Sevgili ‘Işık’ları,
 
 Artık içeriye geçecektim, babamın elini öptüm…
Allah muvaffak etsin, devlete millete bağışlasın seni
derken, gözleri dolu dolu oluyor, 
hıçkırıklarını saklıyordu.                                                      Yanından uzaklaştım, uzaktan bakarken
ağlıyordum, ağlıyordu.

   Sizler bu satırları okurken sanki karşınızdaymışım gibi heyecanlandığımı ve ellerimin titrediğini hissediyorum. Bir asker, his ve heyecanını muhafaza ettiği sürece yurt sevgisi ve yüksek bir tahammül gücüne sahip olabilir. Bu duygudan hareketle sizlere hitap edebilmeye çalışacağım.   
    Burç dergisinde yazı yazmamın öyküsüne gelince; Teknik Ressam Abdullah Topçuoğlu ile birlikte 2004 yılında Atatürk’ün Nutuk’tan alınma sözlerini ve o döneme ait resimlerini 60x40 cm ebadında çerçevelettirmiş ve 115 parçalık bir kültür hazinesi elde etmiştik.  Bu çalışmayı “Atatürk’ten Söylemler ve Fotoğraflar Sergisi” adı altında İstanbul başta olmak üzere yurdumuzun bazı yörelerinde halkın ve genç kuşakların ilgisine sunmuştuk. 
    Sergiyi Bursa’da açmayı düşündüğümüz anda aklımıza ilk gelen Işıklar As. Hv. Lisesi olmuş, sergiden sonra da okula bağışlamayı planlamıştık. İlgili mercilerin hemen kabul etmeleri üzerine 11 Aralık 2010 günü bağış işlemini gerçekleştirmiştik.
    Okula geldiğimiz gün çok samimi karşılanmış, tesisleri gezdikten sonra bizlere verilen Burç Dergisi ve şükran belgelerini alınca hepimiz çok duygulanmıştık. Tüm bunların yanı sıra bana Burç dergisinden sizlere seslenebilme olanağını veren ve “Bir Avuç Gökkuşağı” adlı kitabımın kütüphanenizle buluşmasını sağlayan Işıklar As. Hv. Lisesi’nin değerli Komutanı’na şükranlarımı sunarım.
    Işıklar’ın Sevgili Işık’ları, 
    Bilime kapalı, çağa ayak uyduramayan, dış dünyadaki gelişmelerden habersiz olan ve Gerileme Devri’ne giren Osmanlı Devleti’nin donanması, “iç açılarının toplamı üçgenine göre değişir” diyen deniz topçu subaylarına ve “…mahrem bilgilerin zahire ihracı men edilmiştir” emrini∗∗ aldığı zaman deposundaki zahirenin çalınarak satıldığını sanan ve tarttıran alaylı subaylara sahipti. Ramazan ayının veya bayram gününün rehavetine kapılarak düşmanın saldırmayacağına inanan ve hüsrana uğrayan komutanlardan da söz edilebilir tabii ki…
    Balkan Harbi, yoklukların yanı sıra istihbaratın zamanında ve doğru olarak alınamamasından dolayı bir faciaya dönüşmüştür. Mustafa Kemal’in I. Dünya Harbi’nin Çanakkale cephesinde yarbay rütbesinde olmasına rağmen sahip olduğu engin öngörüsü, onun Kurtuluş Savaşı’nda lider ve başkomutan olmasına, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra da Atatürk olmasına sebep teşkil etmiştir.  
    Sevgili yavru kartallar, sizler ülkemiz için birer ışık, birer meşalesiniz. Bu güzel ülke bazı dönemlerde öğrenci ve işçilerin kışkırtılmasıyla değişik olaylara çekilmek istenmiş, bazı dönemlerde de siyasal çalkantılara sahne edilmiştir. Bu tür olayların daima dışında kalmalı ve meslek hayatınız boyunca da yasalara bağlı olmalısınız. Cehaleti ve öngörüsüzlüğü savunmaya bu toprakların artık tahammülünün olmadığını bir kez daha sizlere anlatmak istedim. 
    Sevgili öğrenciler, Kıbrıs’ta küçük bir kara birliğinin komutanıydım. 15 Kasım 1983 günü Federe Devlet sisteminden (KTFD) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ye geçilerek bağımsız Cumhuriyet ilan edilmişti. Karşı tarafın muhtemel bir reaksiyonuna karşı Türk Hava Kuvvetleri’nden bir filo, sürekli olarak Türk tarafının semalarında alçaktan uçuyor ve bizlere koruma sağlıyordu. Hepimiz her defasında o gururlu, çelik yürekli kartalları gözyaşlarıyla karşılıyor, alkışlarla uğurluyorduk. Hava gücünün ne kadar etkili olduğunu ilk kez yaşamış ve görmüştüm. 
    Yarın sizler de bu vatanın topraklarını korumaya, Anadolu insanını kanatlarınızın altına almak üzere önceki kartalların yerine geçmeye adaysınız. Öğrenim hayatınız boyunca ve meslek yaşantınızda engin başarılar diliyor ve şiirimi sizlere ithaf ediyorum.  

Usanma

Yıldızdır, gökteki solgun ışıklar, 
ışıltılarını birbirinden sakınan… 
Hedefin onlara ulaşmaksa ‘Işıklar’
sen olma yakınan,
çalışmaktan çabalamaktan…
 
Bağlı kal Cumhuriyet’e, sev onu!
Belki şimdi yolun başındasın.
Çiğnetme yine de 
Atatürk’ün asaletini…
Sana yakışanı yap!
Kır, bâtılın esaretini,
yitirme, ümidini ve cesaretini

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam