Evlilik bir sosyal kurumdur. Ana, baba ve çocuklar bu yapıyı oluşturur. Evli kadının sosyal hiyerarşide protokol önceliği vardır. Sonra dul ve evlenmemiş olan gelir. Bu avantajı ve doğanın kendisine bahşettiği narinliği hazmedemeyen hanımlar olabilir. Geçmişin devlet idaresindeki hanım sultanları, valide sultanları günümüzde “first lady”ler olarak karşımıza çıkmaktadır. Devlet idaresine karışmadıkları sürece zariftirler, saygındırlar. Şirketlerde ise bazı patron hanımları özenir “first lady”liğe. Anadolu’da kadın olmak ise bambaşka bir şeydir. Dert küpü olmayı gerektirir.
Er ‘kek’ olmak
Bir erkeğin, doğanın bahşettiği fiziki güç yanında beyni de vardır. Bazı erkeklerin beyni, tavuğunki kadar küçüktür. Karşısındakine tavuk gözüyle baktığı için onun insan olduğunu algılayamaz. Bazı erkekler ise beyinlerini çalıştırmaktan ziyade kafatası içinde taşımayı ve gezdirmeyi yeğlerler. Bu familyadan toplumumuzda az sayıda vardı; ama giderek çoğalan bir yapı gösteriyorlar. Bu familyaya bilimsel anlamda er “kek” deniyor (!)
Çoğumuz evlendik, evleniyoruz, evlenecek olanlar var. Bu hayatı yaşamak; duyguları paylaşmayı, iş bölümü yapmayı, sorumluluk üstlenmeyi yani sözün kısası “iyi günde kötü günde…” diye sıralanan hususlara “evet” deme taahhüdünü gerektiriyor. Karşılıklı saygı, anlayış ve sevişmeyle işi götürenlerin yanında tepişmeyle götürenler de olabiliyor. Hatta bunlardan bazıları işi cinayete vardırıyor.
Sevgili er ‘kek’ kardeşim,
Sana böyle hitap ettiğim için bağışla! Aslında terbiye sınırlarını aşamıyorum, böyle bir yeteneksizliğim var işte. Erkek olmak tahammüllü olmak demektir. Anadolu insanının ne güzel benzetmeleri vardır. Bizim köyde askerliğini yapmayana kız vermezler derler. Neden? İtaat hissi gelişsin diye. Bırak onbaşıyı, kıdemli askere bile karşı gelebiliyor muydun? Elin darda da olsa, uykunu almamış, yemeğini yememiş de olsan söyleneni yapıyor muydun? Senin itaat hislerin gelişmemiş.
Sen de evliliğin gereklerine “evet” demiş bir kişi olarak neden sözünde durmuyorsun? Her şey kızı alana kadar mıydı? Hani şahitler huzurunda verdiğin sözler? Kadının yaptığı yemeği beğenmeyip hır çıkarmak hayatı bölüşmek mi? Bir gün sabahleyin yatakları toplamakla işe başla, arkasından mutfağa gir. Günün menüsü çorbayı 20 dakika karıştır ve buharını teneffüs et bakalım. Fasulye ayıkla, bamya soy. O bitince mıntıka temizliğine geç. Soyulmuş soğan kabuklarını topla, çöp kovasını boşalt. Lavabonun aynasını sil. Zahmet olmazsa bir gün de tuvaleti temizleyiver. Kadını tenkit etmenin ne demek olduğunu anlarsın.
Kadını dövmek
Kadın dövmeye gelince; gerekçesini sorsak dışarıda kaş göz ettiği birileri var dersin. Oysa senin kırdığın fındığın hesabı yoktur. Kadın eve geç gelince dayak atarsın. Sen, kadının seni aldattığı adamın karşısına çıksana! Tane tane anlat durumu. Adam da sana herhalde şunu söyleyecektir: “Adam ol evinle, eşinle, çocuklarınla ilgilen!”
Ne yazık ki sen, tüm aciz insanların yaptığı gibi kahve peykesinde gürültü ediyor, boş lâflar üfürüyor, üstüne sinen sigara dumanıyla eve gelerek karını dövüyorsun. Yani düşünmekten aciz boş kafalı insanlar gibi basit yolu seçiyorsun. Denedin mi hiç evine tek bir papatya götürerek eşinin gönlünü almayı? Hayatın boyunca bir okka ekmek alarak eve döndüğün gün oldu mu? Çocuklarına çikolata aldın mı? Onlarla yerde yatıp yuvarlandın mı hiç?
İşte bunun için sana er ‘kek’ diyorum. Bana kızmazsan ve gücenmezsen sana er ‘kek’ demeye devam edeyim. Kadın ileriye gider de lâf ederse öldürmeye yöneliyorsun. Sen kafanı hep orman kanununa göre kurguladığın için bir gömlek daha ileriye giderek sana “Ahıra lâyık kardeşim” demek istiyorum. Yo, yoo küçümsemiyorum. Düşünsene eşek bile ne kadar sevimli ve uysaldır. Üstelik senin yaradılıştan tavuk beyinli olduğun da ortada…
Nasihatler
Kendine dön, arkadaş çevreni yeniden kur. Biraz kitap oku. Para vererek değil, kütüphaneye giderek. Gerçi senin gibiler kitaptan yararlanmak yerine sayfalara da zarar verir; ama inanıyorum ki, kütüphane sana anlayış gösterecek, yetişmen için tahammül edecektir. Ara sıra da benim yazdığım kadın hakları konusundaki yazıları oku! Kötü sözler varsa alınma. Ben onları okuyan anlasın diye yazıyorum. Kaldı ki, bu ülkede okumuş adamların da kadın dövdüğüne tanık oluyoruz. Her ne kadar sen “semerli” isen de bunlar “semersiz” takımından. Kim bilir, kendilerine göre ne haklılık payı çıkarıyorlardır.
Senin gibi hassas yapıda (!) olan birini incitiyorsam kusuruma bakma. Adam olduğun gün söz veriyorum, senin için sarf ettiğim kötü sözleri geri almaya hazırım. Bu ülkede kadınlar büyük mücadele veriyor. Sen de katıl bu uygarlık ve insanlık yarışına. Bizi millet olarak küçük düşürme ele âleme… başka yerleriyle güldürme onları, işte barbarların hali diye…
Kadınlar için saçı uzun ve “nâkısat ül akl” (aklı kısa) diyenler de vardır, ama sen bakma onu diyenlere. Kadınlarımız bizden akıllı, bizden sadık ve daha emindirler. Hepimizi yetiştiren analarımız, kadın değil mi? İlk öğretmenlerimiz onlar değil mi? Her şeyi onlardan öğrenmedik mi? Sevgili anneni seni dünyaya getirdiği için pişman etme. Neyzen Tevfik’in başka bir amaçla söylediği şiirini sen sevgili “ahıra lâyık kardeşim”e ithaf ediyorum.
|
Ben sana b.k demem, |
|
|