**Latin Amerika ülkelerinden Kolombiya İsveç yapımı Gripen E / F savaş uçaklarını seçen ikinci ülke oldu. Bu bağlamda anlaşma çerçevesinde 15 ad. Gripen E tek koltuklu ve 2 ad. Gripen F savaş uçağı tedarik edilecek, ayrıca uçaklara ait teçhizat, eğitim ve silah da alınacak. Anlaşmanın toplam değeri 3,62 milyar dolar…
**Almanya F 127 fırkateyn sayısını arttırmayı planlıyor, ABD’den almak istediği 8 gemilik bir hedefi var. Almanya’da zorunlu askerlik geri getirilmesi belirlenmiş durumda. Federal Meclis Bütçe Komisyonuna sunulan tasarıda hava savunma araçları için yaklaşık 26 milyar euroluk bir bütçe öngörüyor. Sadece füze tedariki 3,5 milyar dolar ayrılmış. Yine Almanya torpidoya karşı savunma torpidosu tedarik edecek.
**Polonya’nın tank teslimatı devam ediyor, ancak Jelzc askeri araç teslimatında gecikme var. Yeni Kore 2 tankları ve K 9 obüsleri yolda…
**Çin’in İHA gemisi testlere başladı
**Norveç 534 milyon dolara Güney Kore’den K 9 toplarından alıyor. Kore, ABD obüslerine alternatif olarak K 9 obüslerini öneriyor.
**Myanmar, Rus Mİ 38 T helikopterleri ve Çin Y 8 uçaklarını envanterine kattı.
SIPRI, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü
Çatışmalar, silahlanma, silah kontrolü ve silahların azaltılması konularında araştırmalar yapan bağımsız bir uluslararası enstitüdür. 1966 yılında kurulan SIPRI, politika yapıcılar, araştırmacılar, medya ve ilgili kamuoyuna açık kaynaklara dayalı veri, analiz ve öneriler sunmaktadır.
SIPRI’nin 2024 yılında tahminlerine göre küresel askeri harcama, Rusya-Ukrayna Savaşı ve diğer silahlı çatışmalar ile jeopolitik gerilimlerin etkisiyle üst üste artarak 2,7 trilyon dolara ulaşmıştır. 2015-2024 yılları arasında dünya askeri harcaması %37 oranında artarak tüm beş coğrafi bölgede yükseldi. En büyük artış Avrupa’da oldu (+%83), bunu Asya ve Okyanusya (+%46), Amerika (+%19), Orta Doğu (+%19) ve Afrika (+%11) izlemiştir.
Aynı kuruluş, Orta Doğu'daki tahmini askeri harcamaların 2024 yılında %15 arttığını ve bölgedeki en büyük üç harcayan ülkede de artış kaydedildiğini belirtmiştir: Suudi Arabistan (%1,5), İsrail (%65) ve Türkiye (%12).
Silahlanma yarışlarının sonuçları
Açlık hissi gibidir silahlanma yarışları… Bu pozisyona düşen ülke ekonomik açıdan sıkıntıya düşer. Her olaya güvenlik açısından bakmaya başlar. Ekonomik kaynakları da yetersiz ise, toplumsal huzursuzluk çalkantıya dönüşür.
Bir ülke kendisine rakip olarak gördüğü ülkeye karşı daha üstün duruma gelmek için daha çok para harcar. Kontrolsüz askeri harcamalar ekonomiyi zorlar. Silah ithalatı yapmayı kazanç kapısı gören ülke/ler, üretken yatırım biçimlerini geri plana attığından silahlanma yarışının olumsuz ekonomik etkilerini görecektir.
Silah ithalatı gelişmekte olan ülkeleri borç yükü altına iter. Silahlanma girdabına kapılan ülkeler korku içinde yaşarlar, çevresindeki ülkelere karşı hasmane davranabilirler. Silah üreten ülkeler arasında olan Sovyetler Birliği dahi büyük ekonomik zorlukları içine düşmüş ve parçalanmaya girmiştir. Bu parçalanma ABD’ne ayak uydurmaya çalışmanın maliyetinden kaynaklanmış ve ABD’yi süper güç haline getirmiştir.
Nükleer silahlarda dağılım
Gerek Rusya gerekse ABD, nükleer silahların geliştirilmesi konusunda da yarışlarını devam ettirmişlerdir. Uzun menzilli füzeler, daha ağır nükleer başlıklar ve denizaltılardan atılan füzeler gibi… 2019'un başlarında dünyadaki 13,865 nükleer silahın %90'ı Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri'nin elinde olarak bilinmekteydi. Artık yarış uzaya yönelmiştir. Siber saldırılar düşmanca hareketlerin kamufleli şekli olmuştur.
Bir yanda silahsızlanma çabaları, konferanslar, nükleer silahların kontrolü sürdürülürken nükleer silahların geliştirilmesi çalışmalarına da hız veriliyor. Tabii bu durumda çabalar kâğıt üzerinde kalmaktan öteye gidemiyor.
Yorumlama
Oluklu demir (ateşli silah) çıktığı zaman insanlık titremiş ve kendine çeki düzen vermişti. Buharlı geminin ardından dizel yakıtlı gemiler ve uçaklar çağın harplerin çehresini değiştirmiş, ardından nükleer silahlar ortaya çıkmış, Japonya’da insanlara büyük acılar ve kayıplar verdirmişti. Sırada uzun menzilli füzeler, siber saldırılar ve uzay savaşları vardı.
Silahsızlanma ve nükleer silahların azaltılması yönünde anlaşmalar yapılıyor, bazı devletler bu anlaşmalara imza koymuyor. Ama hiçbir ülke silah üretim tesislerinde azaltma yapmıyor. El altından destek veren, teknoloji transferi sağlayan, askeri malzeme satışı yapan ülkeler bu trafiği hiç seyrekleştirmiyorlar. Peki, biz neden bahsediyoruz? Güçlü olan ülkeler hiç acımadan gelişmemiş ülke insanlarının kısmetlerine el atıyor, yeni hâkimiyet alanları yaratıyor ve onları boyunduruk altına alıyorlar.
Bu durumda Aristoteles’in şu dizelerinin doğruluğunu görüyoruz:
“Bir teki bile özgür değildir insanların,
çünkü ya paranın ya da kaderin kölesidir herkes”