Kasım 2025’te açıklanan veriler, yeni yılın başında maaşlarda ve asgari ücrette yapılacak zam beklentileri açısından önemli ipuçları verdi. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, 2025 Kasım ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,87, yıllık bazda ise yüzde 31,07 arttı.
Bu veriler, hem emekliler için “5–6 aylık enflasyon farkı” hesaplarının hem de asgari ücretlinin alım gücünün yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.
Emeklilerde 2026 Ocak Zammı — Nereye Doğru?
Geleneksel uygulamaya göre, SGK ve BAĞ-KUR (SSK/BAĞ-KUR) emeklileri, her altı aylık dönemde (Temmuz–Aralık 2025 bu kez) açıklanan enflasyon oranına göre maaşlarına zam alıyor.
Kasım ayı enflasyonu ile birlikte, Temmuz–Kasım dönemi için 5 aylık enflasyon farkı şimdiden yaklaşık %11,21 olarak hesaplandı.
Ancak nihai zammın oranı, Aralık 2025’te açıklanacak enflasyon verisiyle netleşecek.
Öte yandan bir başka referans, TCMB (Merkez Bankası)’nın yıl sonu enflasyon tahminini %31–33 aralığında öngörmüş olması. Bu tahmine göre 6 aylık enflasyon farkı %12,3–%14 bandında olabilir; bu da emekli maaşlarına bu aralıkta zam yapılabileceği anlamına geliyor.
Eğer bu beklenti gerçekleşirse ve alt eşik olan %12,3 kabaca baz alınırsa, örneğin bugün 16.880 TL olan en düşük emekli maaşı, 2026 Ocak itibarıyla yaklaşık 18.900 TL’ye çıkabilir.
Memur emeklileri için durum biraz daha karmaşık: Çünkü onlar sadece enflasyon farkı değil, ayrıca toplu sözleşme zammı da alıyorlar. Bu yılki toplu sözleşme zammı + enflasyon farkı toplamı, bazı senaryolarda %17–18 bandına kadar çıkabileceği öne sürülüyor.
Yani: 2026 Ocak ayında SSK/BAĞ-KUR emeklileri için %12–14, memur emeklileri için ise %17–18 civarında zam bekleniyor.
Asgari Ücret ve Asgari Ücretli Dar Gelirliler — Ne Bekleniyor?
Asgari ücret doğrudan devlet kontrolündeki bir “enflasyon / toplu sözleşme + refah payı + sosyal politika” bileşimiyle belirleniyor. Bu yılın ilk 11 ayında, TÜFE yüzde 31’e dayandı.
Bu tabloda, asgari ücretlinin yıl boyunca yaşadığı kayıp sadece maaşın sabit kalmasından değil; aynı zamanda fiyat artışının maaşa yansıtılmamasından kaynaklanıyor.
Örneğin, sendikalara göre, yıl boyunca asgari ücretlinin yaşadığı toplam gelir kaybı (yine enflasyon fiyat artışlarına göre) 6–7 bin TL’yi bulabilir.
Eğer yeni asgari ücret belirlemesinde enflasyon bu kadar yüksek dikkate alınırsa, maaşın nominal artışı yanında reel kaybın telafi edilmesi hedeflenebilir. Ancak bu, politik irade ve ekonomik dengelerle doğrudan bağlantılı.
Bazı uzman yorumları, asgari ücrette yapılacak zammın önceki yıllara göre görece sınırlı kalabileceğini; çünkü maaş artırımı ile fiyat artışı arasında makro ekonomik istikrarın göz önünde tutulduğunu vurguluyor.
Sonuç olarak: Asgari ücretlinin 2026 başında makul bir enflasyon karşılığı zam alma ihtimali yüksek; ancak bu zammın ne kadarını reel alım gücünü korumaya yettiği konusu belirsiz.
Sosyal Politika ve Ekonomik Gerçeklik — “Zam” Yeterli mi?
Yüzde 12–14 arası bir zam, nominal gelir artışı anlamında önemli. Ancak pratikte, fiyat artışı hedeflenen enflasyon oranlarını (yıllık %30 civarı) yakalamanın ötesinde, bazı ürün/grup fiyatlarında daha sert artış yaşandığını de unutmamak gerek. Dolayısıyla, özellikle emekli ve asgari ücretli haneler açısından “maaşa yapılan zam = hayat pahalılığı artışıyla telafi” demek her zaman geçerli olmayacak.
Ayrıca, maaş artışına rağmen kira, elektrik, gıda gibi temel ihtiyaçlardaki artış, sabit giderleri yükselterek “reel refahı baskılamaya devam edebilir. Bu da devletin maaş zammı yanında ek sosyal destek, vergi indirimleri ya da fiyat kontrolleri gibi politika adımları atmasını gündeme getiriyor.
Özellikle asgari ücretli ailelerde — tek gelirli hane, çocuklu aile, tek emekli + çocuk destekli ev gibi durumlarda — maaş zammı baz alınan enflasyonun altında kalırsa, alım gücünde somut bir kayıp yaşanması sürpriz olmayacak.
Beklentiler, Riskler ve Vatandaşın Gözünden
Eğer Aralık 2025 enflasyonu da yüksek gelirle kapatırsa, 2026 Ocak’ında emekliler ve asgari ücretliler için umut edilen zam oranları %12–14 (emekli), %15–20 aralığında (memur emekli / toplu sözleşmeli memur) olabilir.
Ancak enflasyonun yıl boyunca %–beklenenden fazla artması, bu zam oranlarının reel alım gücünü korumaya yetmemesi riskini doğuruyor.
Asgari ücretlinin beklediği zam — maaşın nominal artışı dışında — fiyat istikrarı, enerji ve konut maliyetlerindeki artışın frenlenmesi, vergilerin makul seviyede tutulması gibi önlemlerle desteklenmezse, “iyileşme hissi” kalıcı olmayabilir.
Sosyal politika çerçevesinde devlete düşen görev sadece “maaş zammı” ile sınırlı değil; refah devletinin gerekleri gereği, özellikle dar gelirli kesimlerin yaşam maliyetini düzenleyecek tedbirleri güçlendirmesi bekleniyor.
Sonuç:
Kasım 2025 enflasyonu, 2026 Ocak’ında emekli ve asgari ücretliler için zam beklentilerini haklı çıkarıyor. Ancak bu zammın “refah artışı” mı, yoksa “enflasyonun erittiği gelirin korunması” mı olacağını zaman gösterecek.
Özellikle SSK/BAĞ-KUR emeklileri açısından, yüzde 12–14 bandı “nominal artış” için makul görünüyor; fakat temel gıda, kira, enerji gibi giderlerde yaşanacak artışlar göz önüne alındığında, devletin yalnızca maaşlara değil; sosyal koruma mekanizmalarına da odaklanması gerekiyor.
Asgari ücretliler için ise maaş artışı kadar, fiyat istikrarı ve vergisel düzenlemeler belirleyici olacak. 2026 başında yapılacak zam — eğer doğru hesaplanırsa — bir nebze nefes aldırsa da uzun vadede “alım gücü korunursa” bu süreç değerlendirilmeli.
Sonuç: Şu an için önümüzde belirsizlik de var, umut da. Ancak gerçekçi bir senaryo, maaşlarda nominal artışın olacağı; fakat reel refah artışının — yani fiyatların sabit kalması ya da makul artması — devlete bağlı olduğudur.