SON DAKİKA
reklam
reklam

Fransa’nın beklentileri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Aralık 2025, Cumartesi - 13:36   Okunma Sayısı:

 

Fransa-İsrail

    Fransa, İsrail'in tampon bölgeyi işgal ettiğini, Suriye'nin Golan Tepelerinden çekilmesini ve bu ülkenin egemenliğine saygı duymasını istemiş. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Confavreux, iki ülke arasındaki tampon bölgeye herhangi bir askeri konuşlanmanın Suriye ile İsrail arasında 1974'te imzalanan "Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın" ihlali anlamına geldiğini vurgulamış.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Confavreux, "Gazze Şeridi'nde olanlar Batı Şeria'da başka şeylerin yaşanmasına kapı aralamamalı" vurgulamasını yaptıktan sonra, konunun "Fransa'nın kırmızı çizgisi" olduğunu yinelemiştir.

 

Tarihsel gelişimde Afrika

19’uncu yüzyılın ortalarına kadar Fransa’nın Afrika kıtasında yaptığı inceleme ve keşifler, 1870'lere gelindiğinde çok daha güçlü hal almıştı. Fransa, Kuzey Afrika'daki sömürge sınırlarını önemli ölçüde genişleten ve Senegal Nehri boyunca ilerlemeye devam eden Fransa, Gabon'un toprakları olan Dahomey kıyısındaki kaleleri ve ayrıca Fransız Somalisi'ni de ele geçirmişti.

Her ne hikmetse, bu küçük toprak kazanımlarının önemi büyüklüklerinde değil, Batılı güçlerin onlara verdiği roldeydi. Kıtanın iç bölgelerine ulaşmak için karakollardı bu mevkiler.

Fransa'nın Afrika'daki toprakları 9 milyon kilometrekareden fazlaydı, ancak nüfus açısından -25 ila 34 milyon arasında– İngilizlerin sahip olduklarından daha azdı.

    Bunun nedeni, Fransızların işgal ettiği topraklarda büyük bir alanın çöl olmasından kaynaklanıyordu. Koloniler arasında Fildişi Sahili, Gabon, Gine, Dahomey, Kongo, Mali, Moritanya, Nijer, Senegal, Fransız Somalisi, Çad ve ayrıca iki ada -Madagaskar ve Mauritius- yer alıyordu.

    1870'lere kadar Avrupa'nın Afrika'nın iç bölgelerine yayılmasının ana hedeflerinden biri, nehirler boyunca ticaret yollarının ele geçirilmesiydi. Stratejik olarak önemli toprakları ve ticaret yollarını ele geçirme arzusu büyük rol oynamıştır.

    Paris tarafından 1960'ların başında kurulan eski koloniler üzerinde gayri resmi vesayet sistemi olan Françafrique, Afrika ülkelerini ekonomik, siyasi ve askeri olarak Fransa'ya bağımlı hale getirdi. Fransız egemenliğinin mekanizması, Afrika liderlerini rüşvet vermek, doğrudan askeri varlık kullanmak, paralı askerler göndermek ve eski metropolün üniversitelerinde sömürge sonrası elitleri eğitmeye dayanıyordu. Bu politikanın amacı, devletlerdeki siyasi ve ekonomik süreçler üzerinde tam kontrol sağlamaktı.

 

Tarihsel gelişimde Suriye

100 yıl önce Afrika kıtasındaki varlığının çökme noktasına geldiğini gören Fransa, Akdeniz kıyısındaki ülkelere yönelmiş, Fas ve Tunus üzerinde hâkimiyet kurmuş, Suriye toprakları üzerinde nüfuz kurmaya kalkışmıştır. Bu alışkanlığından hâlâ vaz geçmiş değildir. Kâr zarar hesabını yaptıktan sonra önce Libya üzerine çullanmış ve rejimin devrilmesinde büyük rol oynamıştır.

    1914-1918- I. Dünya Savaşı yılları… Anadolu topraklarına ayak basan işgalci güçler arasında Fransa da vardır.  Güneydoğu Anadolu bölgemize yerleşmiş, Musul petrollerini kuzeyden çevrelemiştir. Daha sonra Akdeniz bölgesinde Kilikya üzerinde Ermenilere bir devlet kurdurma derdine düşmüştür.

      Savaşın bitimiyle 1918-1939 döneminde Suriye toprakları ve İskenderun sancağında yürüttüğü “manda yönetimi” sayesinde Fransa, Hatay’ın sosyo-ekonomik ve siyasi yapısında değişiklikler yapmıştır. 13 Ekim 1918’de İskenderun ve çevresi Fransızlar tarafından işgal edilmiş, 27 Kasım 1918’de İskenderun sancağı kurulmuştur. Bu gelişmeyi 8 Ağustos 1921’de sancağa bağımsızlık verilmesi ve 12 Eylül 1921’de Bayırbucak nahiyelerinin Lâzkiye’ye bağlanması izlemiştir.

    18 Mart 1927’de sancağın Suriye devletinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi üzerine 23 Nisan 1927’de bağımsız devlet kurulmuşsa da bu devlet 12 Haziran 1927’de tekrar Suriye’ye bağlanmıştır. Bütün bu gelişmelerde Fransız parmağı vardır…

  

Sonuç

    Daha önce bütçe görüşmelerinde ağır bir kriz yaşayan Fransa’da Parlamento, Macron'u destekleyen zayıflamış bir merkez, solcu bir ittifak ve Le Pen liderliğindeki güçlenmiş bir aşırı sağın bölünmüşlüğünün eşiğine gelmiş olsa da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yaptığı bir açıklamada, Suriye'deki Kürtleri yalnız bırakmayacağını söylemiştir.

    Siyasi çalkantılar yaşayan Fransa’da siyasi karar organları sağlıklı karar alamayacaktır. Bu durumda Fransa, Suriye’yi aklından çıkarmayacaktır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam