SON DAKİKA
reklam
reklam

Her yağmurda aşinası olduğumuz manzaralar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Aralık 2025, Cumartesi - 14:43   Okunma Sayısı:

 

Hava gayet karanlık… Meteoroloji sık sık kuvvetli yağış uyarısı yapıyor. Kapkara bulutlar, yükseklerde adeta kovalamaca oynuyor ve birazdan uygulayacakları planların son rötuşlarını yapıyorlar. Kadıköy’den Beşiktaş vapuruna bindik. Hareketten hemen sonra yağmur yağmaya başladı. Böyle havalarda keyifli bir yolculuk hayal ederken şiddetini arttıran yağmurla önümüzü göremez olduk.

    Şimşekler çakmaya ve kulakları sağır edercesine gök gürlemeye başladı. Harem sahili görünmez oldu… Denizin ve göğün yer değiştirmesine az kaldı. Vapurun pencerelerinden bakarken kendimi su altı odasında zannedebileceğim bir manzara… İstanbul’un ender gördüğü yağmurlu günlerden biri olsa gerek bugün.

    Beşiktaş’a vardığımızda böyle devam ederse nasıl inecektim? Sonra kendimi unuttum ve İstanbul’un alçak semtlerinde oturan insanları düşünmeye başladım. Yine o cefakâr kadınlar ellerinde tencere ve kovalarla evlerini basan suları boşaltıyor, kurtarabildikleri eşyalarını evin bir köşesine taşıyorlardır.

    İtfaiyeyi arayıp ulaşamayanları, Belediyelere telefon edenleri, hastası için ambulans bekleyenleri ve kilitlenen trafikte sıkışanları düşünürken vapur Beşiktaş’a yanaştı. Bir vapur dolusu insan iskelenin kapalı yerlerine sığışmaya çalıştı. Yağmurun şiddetini belirtmek için burada da çok resim çektim.

    Hemen yanı deniz olmasına rağmen iskele önünden askeri müze önüne kadar olan yolda su birikmiş, insanlar karşı kaldırıma geçemiyordu. İskelenin yanındaki dere kabarmış, çağıldayarak akıyor ve bulduğu her şeyi denize taşıyordu. İskeleyi merkez kabul edersek deniz üzerinde 100 m. yarıçaplı bir alan simsiyah olmuştu. Bunun giderek yayılması da tabii idi. İnsanlar caddelerden çekilmiş, kapalı alanları işgal etmişti.

    Sonunda Osmanbey’e gelebilmiştim. Kilitlenmiş trafikte inleyen nağmelerle gelen bir ambulans… Her zaman görmeye alışık olduğumuz manzaralardı bunlar. Dileriz ki, her ilçe Belediyesi onarıcı, aksaklıkları giderici çalışmalara başlamıştır.   

 

Hadi biraz da gülelim

 

Eli olmayan babaya ne denir? 
- No-el baba... 
 
Ben sünnete karşıyım. 
- Gençlerin önünü kesmeyelim... 
 
Bir gökdelenin üzerinde kırmızi bir ışık yanıp sönüyormuş neden? 
- Çünkü binanın şarjı bitiyormuş... 
 

Elektrik sandalyesinde oturan idam mahkumuna son arzusu sorulmuş. Pekiyi ne demiş? 
- Elimi tutun... Çok korkuyorum.
 
Yaşınız kaç? 
- Bilmem her yıl değişiyor... 
 
Karınca bir zencinin koluna düşmüş ne demiş? 
- Karakola düştüm. 
 
En hızlı sayı hangisidir? 
- 10 
- Niye? 
- Onun arabası var... 
 

Temel arabasıyla dağ başında giderken benzini bitmiş. Bari beni benzinciye kadar idare etsin diye depoya işemeye başlamış. Yoldan gecen bir adam merak içinde sormuş: 


- Abi bu senin yaptığın normal mi? 
- Hayır demiş Temel "Kurşunsuz". 
 
Bağırsak kurtları bağırsakta yaşarlar; bağırmasak da.
 
Tem otoyoluna muz düşerse ne olur? 
- Temmuz 
  
Allah bana "Yürü Ya Kulum!" dedi. 
- Arabayı sattım.
 
Volkswagen Pas at ... şahsi oynama! 
 
Can neden boğazdan gelir? 
- Can Emirgan' da oturduğu için. 
Can bedenden çıkmayınca ne olur? 
- Diğer derslerinden geri kalır 
 
Ben Aydan Şener 
- Ben de Dünyadan Ali. 
 
Sen terlemişsindir, sana terlik getireyim 
 
Tomi' nin annesi kimdir? 
- Anatomi 
 
Bol keseden atmış, dar keseden eşek. 
  
Adam bilgisayar başında uyuyakalmış. Ertesi gün nezle olmuş. Neden? 
- Windows açık kalmış.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam