Türkiye ekonomisi çoğu zaman büyük şirketler, holdingler ve dev yatırımlar üzerinden okunur. Oysa rakamlar, ekonomik hayatın asıl omurgasının Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişimler, yani KOBİ’ler olduğunu bir kez daha açık biçimde ortaya koyuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılına ilişkin KOBİ istatistikleri, bu yapının hem gücünü hem de kırılganlıklarını aynı anda gözler önüne seriyor.
2024 itibarıyla sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 3 milyon 928 bin girişimin yüzde 99,6’sı KOBİ niteliğinde. Bu oran, KOBİ’lerin Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin neredeyse tamamını oluşturduğunu gösteriyor. Ancak tabloya sadece girişim sayısı açısından bakmak yeterli değil. KOBİ’ler aynı zamanda istihdamın yüzde 68,5’ini, toplam cironun yüzde 44,1’ini, katma değerin yüzde 41,2’sini ve üretim değerinin yaklaşık yüzde 40’ını üstleniyor. Yani Türkiye ekonomisi, istihdamdan üretime kadar geniş bir alanda KOBİ’lerin omuzlarında yükseliyor.
Ticaret Ağırlığı Sürüyor, İmalat İstihdamda Öne Çıkıyor
Sektörel dağılım, KOBİ’lerin hangi alanlarda yoğunlaştığını da net biçimde ortaya koyuyor. 2024 yılında KOBİ’lerin yüzde 35,1’i toptan ve perakende ticaret sektöründe faaliyet gösterirken, ulaştırma ve depolama yüzde 15,3, imalat sanayi ise yüzde 12,1 pay aldı. Bu tablo, Türkiye’de KOBİ’lerin hâlâ ağırlıklı olarak ticaret eksenli bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
Buna karşın istihdam tarafında dengeler değişiyor. İmalat sanayinde faaliyet gösteren KOBİ’ler, toplam KOBİ istihdamının yüzde 25,4’ünü oluşturuyor. Daha da önemlisi, imalat KOBİ’leri personel maliyetinde yüzde 33,5, katma değerde yüzde 34,9 ve üretim değerinde yüzde 41,2 gibi yüksek oranlara sahip. Bu veriler, imalat sektöründeki KOBİ’lerin sadece istihdam değil, verimlilik ve katma değer üretimi açısından da kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.
Katma Değer Artıyor, Ama Ölçek Farkı Derin
Son on yıla bakıldığında KOBİ’lerde çalışan başına katma değerde dikkat çekici bir artış görülüyor. 2015’te 26 bin TL olan çalışan başına katma değer, 2024’te 479 bin TL’ye yükselmiş durumda. Bu artış, nominal büyümenin yanı sıra üretim yapısında belirli bir dönüşüm yaşandığına işaret ediyor.
Ancak ölçekler arasındaki fark hâlâ oldukça belirgin. Orta ölçekli KOBİ’lerde çalışan başına katma değer 969 bin TL ile zirvede yer alırken, küçük ölçekli girişimlerde bu rakam 558 bin TL, mikro girişimlerde ise 175 bin TL seviyesinde kalıyor. Bu durum, mikro işletmelerin verimlilik ve teknolojiye erişim açısından ciddi bir dezavantaj yaşadığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de KOBİ ekosistemi homojen değil; kendi içinde derin bir ayrışma barındırıyor.
Personel Maliyeti Yükseliyor, Baskı Artıyor
Benzer bir tablo personel maliyetlerinde de görülüyor. KOBİ’lerde çalışan başına personel maliyeti 2024’te 253 bin TL’ye ulaşmış durumda. Orta ölçekli işletmelerde bu rakam 439 bin TL ile dikkat çekiyor. Artan ücretler ve sosyal güvenlik yükleri, özellikle mikro ve küçük ölçekli işletmeler için ciddi bir maliyet baskısı yaratıyor.
Bu durum, KOBİ’lerin bir yandan istihdam yaratma rolünü sürdürürken, diğer yandan maliyet artışları karşısında kırılganlaştığını ortaya koyuyor. Verimlilik artışı sağlanmadığı sürece, bu maliyet baskısının işletmelerin kârlılığını ve sürdürülebilirliğini zorlayacağı açık.
Teknolojide Yol Var Ama Mesafe Uzun
İmalat sanayinde faaliyet gösteren 3 bin 790 KOBİ’nin yüksek teknoloji sınıfında üretim yapıyor olması, önemli ama henüz sınırlı bir başarıya işaret ediyor. KOBİ’lerin yüzde 54,8’i düşük teknoloji sınıfında yer alıyor. Mikro işletmelerde bu oran daha da yüksek.
Bu tablo, Türkiye’nin teknoloji odaklı büyüme hedefleri açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Orta ölçekli KOBİ’lerde orta-yüksek ve yüksek teknoloji payının artması umut verici olsa da genel resimde teknoloji dönüşümünün hızlanması gerektiği açıkça görülüyor.
Girişimcilik Dinamiği Güçlü, Ama İstihdam Etkisi Sınırlı
2024’te KOBİ’lerin girişim doğum oranı yüzde 15,9 olarak gerçekleşti. En yüksek doğum oranı mikro ölçekli girişimlerde görüldü. Bu durum, Türkiye’de girişimcilik refleksinin canlı olduğunu gösteriyor. Ancak doğan girişimlerin istihdam içindeki payı görece düşük kalıyor. Yeni kurulan işletmeler çok sayıda olsa da istihdam yaratma kapasiteleri sınırlı.
Bu tablo, niceliksel girişimcilikten niteliksel girişimciliğe geçiş ihtiyacını bir kez daha gündeme getiriyor.
Dış Ticarette KOBİ Gerçeği
KOBİ’ler 2024 yılında toplam ihracatın yüzde 29,6’sını, ithalatın ise yüzde 15,9’unu gerçekleştirdi. İhracatta orta ölçekli KOBİ’ler öne çıkarken, mikro işletmelerin payı oldukça sınırlı kaldı. KOBİ ihracatının yaklaşık yarısı Avrupa ülkelerine yapılıyor. Bu durum, Avrupa pazarına bağımlılığın sürdüğünü gösterirken, aynı zamanda kalite ve standart baskısının KOBİ’ler üzerinde belirleyici olduğunu da düşündürüyor.
Ar-GE ve Patent: Potansiyel Var, Derinlik Eksik
KOBİ’ler, şirketler kesimi Ar-GE harcamalarının yüzde 28,8’ini gerçekleştirirken, Ar-GE personelinin yüzde 43,7’sini istihdam ediyor. Bu oranlar, KOBİ’lerin insan kaynağı açısından Ar-GE’de önemli bir rol üstlendiğini gösteriyor. Buna karşın patent tescil sayılarının sınırlı kalması, bilginin ticarileştirilmesinde hâlâ mesafe olduğunu ortaya koyuyor.
Sonuç: KOBİ’ler Güçlü Ama Desteksiz Bırakılamaz
2024 KOBİ istatistikleri, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan bu yapının hem vazgeçilmez hem de kırılgan olduğunu gösteriyor. KOBİ’ler istihdam yaratıyor, ihracata katkı sağlıyor, girişimciliği canlı tutuyor. Ancak ölçek büyütme, teknolojiye geçiş ve verimlilik artışı sağlanmadığı sürece bu yapı sürdürülebilir bir büyüme zemini oluşturmakta zorlanacak.
Önümüzdeki dönemde KOBİ politikalarının, sayıyı artırmaya değil; ölçeği büyüten, teknolojiye yönlendiren ve verimliliği ödüllendiren bir çerçevede yeniden düşünülmesi, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli sağlığı açısından kritik önem taşıyor.