Deniz ürünleri
Bayramdan sonra bir akşam balık yemeye gittik. Öyle salaş bir yer, ama çalışanlar çok pratik hizmet sunuyorlardı. Ben hep merak ederim, bu kadar insan balık kültürünü biliyor mu gerçekten diye…
İstanbul’da yüzme bilmeyen ve deniz kültüründen uzak bir sürü insan var. Konu sadece balık değil tabii… Midyenin çıkarılması, temizlenmesi, pişirilmesi ayrı bir konu. Hele kalamar, ahtapot, mürekkep balığı gibi deniz ürünlerinin sofraya uzanan süreci hem karmaşık hem de zahmetlidir. Önünüze getirirler, siz de bu süreci bilmiyorsanız sadece midenize indirmekle kalırsınız.
Her deniz ürününün lezzetli olduğu mevsim vardır. Kokusunun giderilmesi, terbiye edilmesi, pişirme şekli ve sunumu önemlidir. Salaş yerleri saymazsak çoğu yerde balık bıçağını dahi masanıza koymazlar. Yanında ne içileceği, nasıl içileceği ayrı bir önem taşır.
Ekranlarda yemek programlarını görüyoruz. Programa katılan hanımlar derme çatma bildikleriyle yemekler hakkında bir şeyler söylüyorlar. Hatta bu söylem o kadar ileri seviyeye gidiyor ki, gönül kırmaktan tutun da sofrayı terk etmeye kadar varabiliyor.
Bir gurme davet edilse, masanın hazırlanması gösterilse, masada konuşulacak konular özenle seçilse ve nezaket kurallarına dikkat edilse daha iyi olmaz mı? Çatal, kaşık, bıçak, peçete, çiçek, bardaklar, tatlı için kaşık veya çatal nerelere ve nasıl konulmalıdır? Bunlar ekranlarda hiç gösterilmiyor. Yemekte dinlenecek müziğe hiç yer verilmiyor. Biraz daha ileriye giderek yemekte kullanılan malzemelerin öyküsünden de söz edilebilir.
Katılımcılara yemek öncesi koca bir lokma ile doldurulmuş ağzını elle kapatarak konuşulmaması, kolların masaya dayanmaması, tabağın sıyrılmaması gibi konularda kısa brifing verilerek izleyicilere göze hitap veya görerek eğitim verilmiş olur. Yemek, güzel bir anlatım veya öyküyle süslenebilir de… Batıl inançlardan söz edilebilir. Midyeyi yemek uygun değildir hipotezini çürütmek gibi.
Televizyon, çekici programlar yapılırsa okul görevi görebilir. Halkımızın her konuda yetiştirilmesi hedef alınmalıdır. Kıyı şehirlerimizde deniz ürünleriyle ilgili festivaller düzenlenmelidir.
Öz benliğimizden kopmayalım
Yemek yerken çokbilmiş olmaya, kendini kasmaya, karşıdakinin davranışlarını küçümser tavır almaya gerek yoktur. Bu onların nazarında bizi itici konuma getirir veya küçük düşürür. Kendimizden kopmuş olmaya gerek yoktur.
Sezen Aksu’nun “Farkındayım” adlı şarkısında şöyle dizeler vardır:
“Ne gemiler yaktım
O kadar yandı ki canım
Sonunda karşıdan baktım
Ne göreyim
Kendime yıldızlardan daha uzaktım.”