SON DAKİKA
reklam
reklam

Trafik Değil, Bir "Ruh Sağlığı" Meselesi

Köşe Yazarı: Lütfiye Yasemin ERTÜRK   Eklenme Tarihi: 2 Ocak 2026, Cuma - 11:47   Okunma Sayısı:

 

Her sabah alarm çaldığında kurulan ilk cümle "Acaba yol ne kadar sürer?" oluyor. 

 

Milyonlarca insan, daha mesaisine başlamadan direksiyon başında ya da bir otobüs camına yaslanmış halde tükeniyor. 

 

Akşam eve döndüğümüzde ise ailemize ayıracak vaktimiz olsa bile, o vakti paylaşacak enerjimiz kalmıyor.

 

İstanbul trafiği sadece bir ulaşım sorunu değildir; bu, toplumun üzerine çökmüş açık bir psikolojik krizdir.

 

Bu mesele, iki ana sütun üzerine kurulu bir köprü gibidir. 

 

Bir tarafta şehrin günlük damarlarını açmakla, metroyu, otobüsü ve kavşağı yönetmekle yükümlü olan yerel yönetimler var. 

 

Diğer tarafta ise şehrin ana arterlerini çizen, büyük bütçeli projeleri onaylayan ve en önemlisi bu şehre ne kadar nüfusun, ne kadar konutun sığacağına karar veren merkezi yönetim var.

 

Sorun tam da burada düğümleniyor. 

 

Eğer yerel yönetim bir noktaya metro götürmeye çalışırken, merkezi yönetim o bölgenin kapasitesini aşacak devasa binalara izin veriyorsa; ya da büyük projeler "eş güdüm" yerine siyasi birer çekişme alanına dönüşüyorsa, olan yine yollarda ömrünü tüketen vatandaşa oluyor.

 

Trafik ışığının rengi herkes için aynıdır. 

 

Bu sorun ne yerel yönetimin ne de merkezi yönetimin tek başına altından kalkabileceği bir yük değil. 

 

İstanbul artık bir "kapasite" sınırındadır. 

 

Ulaşım, siyasetin ötesinde bir kamu sağlığı meselesi olarak görülmedikçe; kurumlar masada değil yollarda yarıştıkça, bizler sabahları gergin, akşamları bitkin dönmeye devam edeceğiz.

 

Çünkü bu krizden çıkışın yolu, kurumlar arası inatlaşma değil, ortak akıl ve kesintisiz koordinasyondur.

 

Paylaşmış olduğu bilgilerden dolayı Sn. Erol Altunoğlu hocamıza teşekkürlerimizi iletiyoruz. 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam