SON DAKİKA
reklam
reklam

Değerlendirme

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Ocak 2026, Pazar - 13:18   Okunma Sayısı:

 

Dünya harplerini yaşamış olan küremiz “Soğuk Savaş” dönemini kapatmış, ama bu dönem sonrasında belirsizliklerden kurtulamamıştır. Bireysel kavgaların kitlesel kıyımlara dönüşmesi zenginlik ve cazibe alanı olan verimli tarım arazileri, yer altı zenginlikleri ve petrol havzalarının istilâ ve gasp edilmeleri sonucu olmuştur ve olmaktadır. 

 

Rüzgârların sert estiği yerler 

Öyle ki, Arap Baharı ile Akdeniz Havzası’nda ortaya çıkan ve Karadeniz kuzeyine kadar uzanan rüzgârlar yüzyılın göçlerini doğurmuş, Orta Doğu’daki hırlaşmalar ise yeni terör örgütlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

    Afrika’nın zengin hammadde kaynakları, Batılı ülkelerinin ağzını sulandırıyor. 16’ncı yüzyıldan beri sömürge sistemini kurmuş olan Batılı ülkeler, Afrika halklarının uyanması, giderek yoksullaşması ve dünya üzerinde Afrika halklarının hiçbir konuda söz sahibi olmaması nedeniyle yavaş yavaş da olsa etkinliklerini kaybetmektedirler.

Şimdiki büyük oyun Suriye üzerinde oynanmış ve dünya kamuoyu koca bir ülkenin yıkılışına adım adım tanıklık etmiştir. Türkiye’nin güney sınırlarının ötesi -hem Suriye hem Doğu Akdeniz- sancılıdır. Buradaki olaylara, Suriye’nin kuzeyinde yer etmiş çeşitli fraksiyonlardaki etnik ve dini örgütler sebep olmaktadır. Türkiye oradaki gelişmeleri yakından takip etmiş ve etmektedir. ABD, Rusya ve İsrail’in bize rahat yüzü göstermeyeceği kesindir. Bunu da yine terör vasıtasıyla yapabilirler. 

 

Muarız ülke Fransa

Fransa’daki olaylar ele alındığında bu sorunların gelişmiş ülkeleri de rahatsız ettiği ve yüzyılımızın sorunu olarak daha da derinleşeceği kaçınılmaz olacaktır. Fransa, ABD’nin Manş Denizi konusundaki tehditkâr davranışına karşı dikilmektedir. Yavaş yavaş iğneyi kendisine batırmanın acısını da anlamaya başlamıştır. NATO’nun askeri kanadından çekilip sonradan yeniden girmesi, NATO’nun beyin ölümü, Türkiye’nin NATO’dan çıkarılarak Akdeniz ordusunda kullanılması gibi NATO’ya devamlı vurması henüz hatırlarımızda ve tazeliğini korumaktadır.  

Aynı Fransa, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı saldırgan tutumunu devam ettirmesi halinde Ukrayna’ya asker göndereceğini belirtmiştir. Macron elinde bulunan 300 civarındaki nükleer savaş başlığına (açık kaynaklar) sahip olduğunu ima ediyorsa didiştiği Rusya’nın elinde bunun 25 katı nükleer başlık olduğunu unutmamalıdır. Fransa’nın yüzölçümü ile Rusya’nın yüzölçümü karşılaştırırsa nükleer serpintinin etkisini de hesaplamak zorunda kalacaktır.  Rusya ise, Fransa’nın Ukrayna’ya asker gönderme çıkışına şiddetle tepki göstermiş ve nükleer silah kullanacağını belirtmiştir.

 

Amerikan dergisi

ABD merkezli Politico dergisi Macaristan ve Türkiye’yi “NATO’nun yaramaz çocukları” diye nitelendirmiş ve iki ülkenin ikinci Trump dönemine hazırlandıklarını iddia ettiği bir analiz yayımlamıştı. Bu analizde;

          ---Bu ülkelerden birinin Hristiyan değerlerini savunduğunu, diğerinin de popülist İslamcı olduğunu,

        ---Her iki ülkenin de Rusya’ya yakın durduğunu, Ankara ve Budapeşte’nin Ukrayna’yı desteklemekten çekindiğini,

         ---NATO öncelikleriyle sık sık çatışan dış politikalar izlediklerini,

          ---Macar liderin NATO’nun Ukrayna’daki rolünü zayıflatmaya çalıştığını ve Ukrayna’nın Rus kuvvetleri karşısında tutunamayacağını,

         ---İsveç’in NATO’ya alınma sürecini uzattıklarını yazmıştır. 

Dünyanın jandarması ABD’nin Çin’i kontrol altında tutma hırsı

      *    Komünist yönetimin Uzak Doğu’da yayılmasını önlemek,

      *    Dünün sosyalist imparatorluğu olan Rusya’nın tek lider sultasıyla yönetilmesine engel olmak ve Çin’in sağlayacağı desteği kesmek,

  • Uzak Doğu ve Afrika limanlarını kiralamak suretiyle ticari hacmini büyültmek isteyen

Çin’i yeni tedbir ve uygulamalarla zayıf düşürmek istemesinden kaynaklanmaktadır.

 

AB’nin önündeki sıkıntılar 

    Ege Adaları statüsünde anlaşmazlıklar sürerken Yunanistan-Türkiye arasında görüşmelerde kireçlenme olduğu görülmektedir. Buna bir de Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama çabalarının sekteye uğratılması eklenmiştir. Kuzey Afrika’dan başlayan göçmen sorunu çözülememişken Afganistan’dan Batı’ya doğru yeni göçmen sorunu çözümü güçleştirecek yeni bir yumak oluşturmuştur.

Bu sorunları çözecek ülkeler arasında ABD, Rusya, AB önde gelen isimlerdir. AB gerek coğrafi gerekse siyasi açıdan bize daha yakın olmasına rağmen kendi içinde sorunlar yaşamakta ve çözüm bulmakta zorlanmaktadır.

    Kırım’ın ilhakının ardından Ukrayna’da yaşanan olaylar, süper güçleri değişik kavalyelerle dans eder hale getirmiştir. Kuzey Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka ve İzlanda savunma bakanları Rusya’ya karşı aralarında askeri iş birliğinin artırılması yönünde bildiri imzalamışlardır. Ukrayna Savaşı halen devam etmektedir.

 

AB’nin sorunları

***NATO müttefiki olan Türkiye’nin Rusya’ya yakın durması ve S400 füzelerini almak suretiyle NATO’yu zayıf duruma düşürdüğünün iddia edilmesi,

***Polonya’da kendi bölgesini “LGBTİ İdeolojisinden Arındırılmış Bölge” olarak tanımlayan yerel yönetimin Avrupa Birliği’nin baskıları sonucu bu karardan dönmesi, 

***Çözülmüş gibi görünse de Polonya ile LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel veya travesti) sorununun gelecekte nasıl bir hal alacağının bilinmemesi,

 Avrupa uzmanı Janis Emmanouilidis, hukuk devleti ihlâlleriyle öne çıkan Polonya ve Macar hükümetleriyle AB kurumları arasındaki anlaşmazlığın önümüzdeki yıllarda bir kangren haline dönüşebileceğinden endişe edilmesi,

***Türkiye’ye karşı tutum ve davranışları kemikleşmiş bir Avusturya ile devamlı ağlayıp duran ve AB’den bir şeyler koparmaya çalışarak Türkiye’yi sürekli şikâyet eden Yunanistan ve Kıbrıs gibi üyelerle yoluna devam etmek istemesi,

*** Galiba biraz da Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasından kaynaklanan kızgınlıklar da var gibi gözüküyor. Türkiye başlangıçta yaptığı şekliyle AB ile yeniden bir masa etrafında toplanarak görüşmelere kaldığı yerden devam edebilir ve görüşmeleri hızlandırabilir

 

AB mali yardımları  

    AB Konseyi, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Türkiye, Arnavutluk, Bosna Hersek,

İzlanda, Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’a maddi destek amacıyla 2021-2027 yılları için oluşturulacak katılım öncesi mali yardım fonuna yeşil ışık yakmış ve üyelik öncesi fon kapsamında yaklaşık 14,2 milyar euro ödeme yapılmasına onay vermiştir.

    AB, bu maddi destekle, fondan faydalanacak ülkelere olası üyelikleri için gerekli reformları yapmalarında yardımcı olunmasını ve bu fonla ülkelerin AB değerleri, standartları, politikaları ve uygulamalarına uyum sağlayabilmeleri için gerekli siyasi, kurumsal, hukuki, idari, sosyal ve ekonomik reformları yapabilmeleri konusunda desteklenmesi hedefleniyordu.

 

 

Sonuç

Dile getirmeye çalıştığım siyasi konuların başlıkları 2025 yılının gündemlerini oluşturmuştur. Rusya’nın özellikle Gotland (İsveç) ve Aland (Finlandiya) Adaları’na yönelik sınır ihlalleri ve nükleer saldırı simülasyonları, Rusya’nın sadece Ukrayna’ya saldırmakla kalmayacağını göstermiştir.

Türkiye’nin iktisadi durumu da sancılıdır. Bu konu her emeklinin, her akademisyenin, her vatandaşın yakındığı bir acıdır. Bu konunun da 2026 yılında düzelmesi mümkün görülmemekltedir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam