Irak’ın Kuveyt’i işgalinden sonra Suriye ve İran dostluk anlaşması yapmışlardı. İran, nükleer tesis yapımı ve faaliyetlerini sürdürmesi nedeniyle ABD tarafından ciddî şekilde uyarılmış ve hatta Basra Körfezi’nde yapılan askeri yığınaklanma ile tehdit edilmişti.
Suriye-Türkiye ilişkilerinde değişiklikler
Bugün hızı kesilmiş gibi görünen BOP projesi sebebiyle sıranın kendisine geleceği endişesini hisseden Suriye, yüksek teknolojiye dayalı bir askeri harekâtı her an yapabilecek olan İsrail’i birinci öncelikli tehdit olarak görmektedir. Bir de Amerikan tehdidi ortaya çıkınca ABD’yi yumuşatacak tek ülkenin Türkiye olacağını düşünmüştü.
Türkiye’nin İsrail’le olan ilişkilerinden (Manavgat suyu projesi, askeri anlaşma ve yakınlaşmalar) komşumuz Suriye pek hoşnut olmamıştı. Marmara yolcu gemisi faciası nedeniyle gerilen Türkiye-İsrail ilişkileri Suriye’de yeni bir anlayışın ve barış havasının doğmasına neden olmuştur. İlişkilerin bu şekilde gitmesi de bir süre sonra bozulmuş ve Türkiye-Suriye adeta iki muhasım ülke durumuna düşmüştür.
Suriye’nin Arap dünyasındaki yeri
Arap ülkeleri içinde saygın bir yeri olmayan Suriye’nin, kendisinde yeterli gücü gördüğü veya ortalığın durulduğunu ve komşularının pasif siyasetini sezdiği anda kıpırdanma göstermesi her zaman ihtimal dahilindedir.
Bugün için çıkar birliği sağladığı Rusya ve İran ile askeri anlaşmalar yapmış olan Suriye, başta BM olmak üzere uluslararası platformlarda Türkiye aleyhine sesini yükseltmekte, Türkiye’nin gösterdiği dostluğa Amanos Dağları üzerinden ithal ettiği terörle cevap vermektedir. Var mıdır, Suriye’nin kendi topraklarında yakalayıp da Türkiye’ye teslim ettiği terörist?
Karabağ sorunu
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki bu sorun halen çözülmüş değildir. Türkiye, Rusya ile kanka dönemi yaşamasına rağmen bu meselenin çözümü için gayret sarf etse de sonuç elde edememektedir. Ermenistan gibi gücü zayıf bir ülkeye destek vermek amacıyla Rusya bu ülkeye büyük kara gücü konuşlandırmıştır.
Bu sorunu çözmek amacıyla 1992 yılında ABD, Rusya ve Fransa'nın eş başkanlıklarında kurulan AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konseyi) Minsk Grubu, bugüne kadar somut bir şey yapamamıştır.
Tarafları bir araya getiren uluslararası platform olan Minsk Grubu, 26 yıl boyunca işlevsiz kalmıştır. Sorun sadece Dağlık Karabağ’ı ilgilendiren bir sorun değil, Azerbaycan’ın işgal altındaki yedi büyük ilçesini de kapsamaktadır. Şimdiye kadar yapılan ise sadece statükonun korunmasıdır. Grup içinde çok fazla karşıt görüşün olması çözüm ihtimallerin zayıflatmıştır.
Ermenistan’ın eylemlerine bağlı olarak Azerbaycan’ın da askeri güç kullanmaya devam etmesi halinde, Ortadoğu’dakine benzer büyük bir anlaşmazlığın Kafkasya’da ortaya çıkması muhtemeldir. AGİT’e düşen ise yine taraflara itidal tavsiyesi ve çatışmasızlığın sağlanması olacaktır.
Rusya belirleyici aktör
SSCB egemenlik alanının büyük bir kısmını kaybeden Rusya kendisini toparlamış ve eski hayallerini canlandırmaya başlamıştır. Avrupa ülkelerinin bugün tedirgin olmasının ve Rusya’yı birtakım ekonomik ambargolarla zayıflatmaya çalışmasının nedeni de budur.
Geçen yıl Kaliningrad’a kuvvet yığması, Belarus’ta tatbikat yapması, Çin donanmasından gemilerle Akdeniz’de müşterek harekât icra etmesi çok dikkat çekicidir. İlk hedef Birlik içerisinde biraz tıngırdayan ve uyarılara maruz kalan Polonya’yı AB’den koparmaktır.
Değerlendirme
Rusya, sıcak denizlere inme hayalini Suriye’de üsler inşa ederek ve kuvvet bulundurarak gerçekleştirmiş, Kafkasları kontrol altına almıştır. Türkiye’ye karşı bugün yakınlık duyması, hedeflerini gerçekleştirmeyeceği anlamına alınmamalıdır. Rus hayalleri sadece bugün için Moskova’daki PKK bürosunu kapatmamakla ilgili değil, 19’uncu yüzyılın sonlarında oluşturduğu ayrıştırıcı Kürt kurgulamalarıyla ve Kürt enstitülerinin kurulmasıyla ilgilidir.
NATO’nun en doğu ülkesi Türkiye, Kafkaslardan olduğu gibi Suriye vasıtasıyla güneyinden ve Akdeniz’den de kuşatılmıştır. Rusya, bugün elindeki kartların sağladığı avantajı yarın olumsuz durumlarda kullanacaktır. ABD ve Rusya, nasıl ki çözüm için Minsk Grubu’nu oluşturarak Kafkaslarda birlikte hareket etmiş ve çözüme ulaşamamışsa Suriye’de de ulaşamaz. Sorunlu bölgede bulunan Türkiye, sorunlarla yaşamaya devam edecektir.