SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir yönetim merkezi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Ocak 2026, Pazar - 13:36   Okunma Sayısı:

 

Doğu Roma İmparatorluğu’nun temellerini Büyük Konstantin,  İstanbul’da 330 yılında atmış. Osmanlı saltanatı 1 Kasım 1922’de bitmiş. Tam 16 yüzyıl boyunca Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları, ardı ardına aynı coğrafi mekânları (Doğu Akdeniz-Karadeniz, Balkanlar-Anadolu) aynı başkentten (Konstantiniye ya da İstanbul’dan) yönetmiş... 

 

Harmanlanan Anadolu

Bu süre içinde yöreye yeni halklar girmiş. Slavlar, Bulgarlar, Türkler eskileriyle karışmış ve yeni oluşumlar ortaya çıkmış.  Anadolu, her zaman birliğini bozacak etkilere açık kalmış. Ayaklanmalar, Beyliklerarası çatışmalar, kardeş kavgaları olmuş ve siyasi alanda milliyetçi söylemler ortaya çıkmış.

Sadece siyasi söylemlerle kalsa iyi; sanat anlayışı da çatışma ve çekememezlikler çalkalanmış. Batı sanat tarihi, Osmanlı anıtsal mimarisini Ayasofya’nın kopyası olarak görmek istemiş, Türk sanat tarihçileri ise aksini savunmaya çalışmış. 

Bugün Batı’yı çatlatmak için Ayasofya’da namaz kılma, tümüyle ibadete açma gibi söylem ve eylemler görülmektedir.

 

Taşlar eski yerine

Eski sözdür; “Her şey aslına rücu eder” derler. Türkiye nelerle mücadele etti şimdiye kadar. Terör örgütleriyle, iktisadi dar boğazlarla, komşu kazanımlarıyla, siyasi çalkantılarla… İktidarlar ayakta kalabilme mücadelesi verdiler. Dışarıdaki gelişmeleri süzemediler, tartamadılar. 

Zaman oldu terör örgütü PKK’nın uzantıları devlete posta koymaya kalktı, zaman oldu sınırımızın dibindeki aşiret ağaları Türkiye’ye parmak salladılar. AB ülkelerinin dost (!) liderleri Türkiye’yi tenkit ederken ABD, PKK terör örgütüne destek vermeye devam etti.  Aleyhimizde kararlar alıyorlardı. Uyduruk siyasi davalar Türkiye’nin kan kaybına neden olurken yerli ve yabancı İnsan Hakları Dernekleri Türkiye’ye hücum ettiler. Avrupa Parlamentosu ve kredi kuruluşları

 

Bir silkelenme  

Suriye olayının patlak vermesinin ardından sınırlarımızın hemen dibinde yeni olaylar cereyan etmeye başlamıştı. Türkiye ağır bir göç sorunuyla karşı karşıya kalmış, Batı’dan istediği yardım teklifleri geri çevrilmişti. Bu gaflet uykusundan uyanmak, bir silkelenmek gerekiyordu.

İlk resti vize ve göçmenlerle ilgili konuda Avrupa’ya çektik. ABD’ye ağır serzenişte bulunduk. Turizmimize katkı sağlayacak şekilde Rusya ile dostluk ve işbirliği çizgisine girdik. Çin ile görüşmelere başladık. 

Suriye’ye küçük bir kara birliğimiz saldık. Demeçlerle dünya kamuoyunu aydınlatmaya çalıştık. Büyükelçilere bilgilendirme yaptık, toplantılar düzenledik. PKK ile mücadele farklı bir anlayışla yürütülmeye başlandı. Tavizsiz, uzantılarına karşı müsamahasız, liderlerin başına ödül konmuş şekilde… 

 

Bugün için yapılanlar

Evet, bugün için yapılanlar doğrudur. Kandil şürekâsı ve Avrupa kaçkınları için yakalama kararları çıkartılmıştır. Polislerimize tokat atan, subayımızı küçük gören, TBMM’de generallerimize çıkışanlardan da hesap sorulmalıdır. Meclis, kimsenin babasının çiftliği değildir.

Milletvekilliği bittikten sonra Belediye Başkanı seçilenlerin ellerine fırsat geçince neler yaptıklarını gördük. Dün bilmem ne isyanında hava kuvveti kullanıldığını söyleyerek kadın pilotumuzun heykelini kaldırtan, onu tahkir eden konuşmalar yapanlar bugün suskun kaldılar nedense…

Bilmeleri gereken bir şeyi ben hatırlatmak isterim: Dünkü kalkışma nasıl bastırıldıysa benzerleri de bugün ve yarın Cumhuriyet var olduğu sürece aynı şekilde bastırılacaktır. Türkiye, başlangıçta saydığım havzaları bu sefer de Ankara merkezinden yönetecektir.  

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam