Bir tarafta:
Milyon euroluk futbolcular.
Özel jet, lüks villa, manken sevgili, son model araba.
Maçı kaybedince “üzgünüz” tweeti atıp Monaco’ya uçan adamlar.
Diğer tarafta:
Asgari ücretle geçinemeyen,
bilet alabilmek için borçlanan,
üstüne bir de takımına para veren fakir fukara taraftar.
Ve bu taraftar ne yapıyor?
Birbirini dövüyor.
Taş atıyor.
Sopayla kafa kırıyor.
Kazanılan para kimin?
Dayak kimin?
Cevap net:
Para yukarı, dayak aşağı.
FUTBOLCU KAYBEDİYOR, TARAFTAR HAYATINDAN KAYBEDİYOR
Sahadaki adam hata yapıyor.
Maaşı yatıyor.
Prim yatıyor.
Reklam anlaşması devam ediyor.
Tribündeki adam hata yapıyor.
Gözaltı.
Adliye.
Sabıka.
İşten atılma.
Bir futbolcu kırmızı kart görünce kariyerine bir şey olmuyor.
Bir taraftar bir yumruk atınca hayatı kararıyor.
Ama hâlâ “ölümüne takım” diyoruz.
Ölen genelde takım olmuyor.
PARAYI ALAN KEYİFTE, PARAYI VEREN MEZARLIKTA
Bu ülkede garip bir düzen var:
* Futbolcu milyon alır → Kavga etmez.
* Futbol yönetimi servetine servet katar → Kavga etmez.
* Yorumcu stüdyoda gazlar → Kavga etmez.
Ama kim kavga eder?
**Parası olmayan.
**Hayatı zor olan.
**Zaten siniri burnunda olan.
Sonra o sinir tribünde patlar.
Çünkü orası bedava terapi.
Bağır, çağır, vur, kır.
Kimse de çıkıp sormaz:
“Bu öfkeyi kim biriktirdi?”
TRİBÜNDEN “HÜKÛMET İSTİFA” DİYE BAĞIRMAK DA NEYİN NESİ?
Bir de işin en absürt tarafı var.
Maç oynanıyor.
Top sahada.
Hakem düdük çalıyor.
Bir bakıyorsun:
“HÜR-KÛ-MET İS-Tİ-FA!”
Allah aşkına…
Kaleciyle dış politikayı mı çözüyoruz?
Orta saha ile enflasyonu mu düşürüyoruz?
Siyasetin futbolla ne alakası var?
Ya da asıl soru şu:
“Futbol neden her şeyin çöplüğü oldu?”
Topu içeri atamayan,
hayatını da rayına koyamamış,
her öfkesini tribüne boca ediyor.
Sonra futbol “halkın aynası” deniyor.
Doğru.
Ama ayna çatlak.
YÖNETİCİLER ELİNE MEŞALE ALMADAN NASIL YAKIYOR?
Kimse eline taş almadan bu yangını büyütüyor:
* “Bu maç savaş”
* “Bunlara sahayı dar ederiz”
* “Bizim taraftar adamdır”
Adamlık buysa,
kusura bakmayın,
bu ülkede “adam fazlalığı” var.
Yöneticiler konuşur,
taraftar kavga eder.
Yöneticiler para sayar,
taraftar sayımda eksilir.
Ama ceza?
Yok.
Çünkü holigan giderse,
tribün susar.
Tribün susarsa,
rant bozulur.
SPOR DEĞİL BU, SINIFSAL BİR DELİLİK
Bu futbol hikâyesi değil.
Bu “sınıfsal bir trajikomedi”.
Zengin oynuyor,
fakir dövüşüyor.
Zengin kazanıyor,
fakir yatıyor.
Zengin eğleniyor,
fakir ceza alıyor.
Ve hâlâ biri çıkıp:
“Futbol kardeşliktir” diyor.
Kardeşlik buysa,
bu aile çoktan dağılmış.
SON SÖZ: BU TİYATRODA AKILLI OLAN SEYİRCİ OLMUYOR
Bu düzen değişmez, çünkü:
– Suçlu belirsiz.
– Ceza sembolik.
– Para yukarı akıyor.
– Öfke aşağı dökülüyor.
Ve en acısı şu:
Bir gün yine biri ölecek.
Sonra herkes çok üzgün olacak.
İki gün.
Üçüncü gün yine derbi.
Yine meşale.
Yine taş.
Yine “ama onlar başlattı”.
Top yuvarlanır,
akıl durur.