SON DAKİKA
reklam
reklam

SAHNENİN ÇOCUĞU: HALDUN DORMEN’İN KÖKLERİ, YOLCULUĞU VE TİYATROYA ADANMIŞ BİR ÖMÜR

Köşe Yazarı: HAKAN MUHTAR   Eklenme Tarihi: 19 Ocak 2026, Pazartesi - 11:44   Okunma Sayısı:

 

Türk tiyatrosu bugün yalnızca bir sanatçısının sağlığı için değil, neredeyse kendi hafızası için endişeli. Haldun Dormen… Onu yalnızca bir yönetmen, oyuncu ya da eğitmen olarak anmak eksik kalır. O, sahnenin kendisiyle yaşıt bir isimdir.

 

1928 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Dormen, kökleriyle olduğu kadar yetiştiği çevreyle ve kültürle iç içe bir çocukluk yaşadı. Ailesinin eğitime verdiği önem, onun erken yaşlarda Batı sanatına ve özellikle tiyatroya yakınlaşmasında belirleyici oldu. Çocukluğu, Cumhuriyet’in henüz genç olduğu; sanatın, modernleşmenin ve “yeni insan” idealinin konuşulduğu yıllara denk geldi.

 

Eğitim hayatı da bu çizgiyi izledi. Türkiye’de aldığı temel eğitimin ardından yolu Amerika Birleşik Devletleri’ne düştü. Yale Üniversitesi Drama School’da tiyatro eğitimi alması, yalnızca kişisel kariyeri açısından değil, Türk tiyatrosunun geleceği açısından da bir dönüm noktası oldu. O yıllarda Türkiye’de tiyatro daha çok geleneksel kalıplar içindeyken Dormen, Batı sahnesinin disiplinini, oyunculuk anlayışını ve sahne estetiğini yakından tanıdı.

 

Amerika’da kaldığı süre boyunca yalnızca eğitim almakla yetinmedi; sahneyi, rejiyi, oyuncu-oyuncu ilişkisini gözlemledi. Döndüğünde ise aklında tek bir şey vardı: Türkiye’de çağdaş, dinamik ve seyirciyle bağ kuran bir tiyatro yaratmak.

 

Bu hayalin somut karşılığı, 1950’li yıllarda kurulan Dormen Tiyatrosu oldu. Bugün Türk tiyatrosunun “altın kuşağı” olarak anılan pek çok isim, sahneye ilk ciddi adımlarını Dormen’in disiplinli ama teşvik edici dünyasında attı. Onun tiyatrosunda ciddiyetle neşe, Batı tekniğiyle yerli mizah yan yana dururdu. Müzikalden komediye, klasik metinlerden çağdaş oyunlara uzanan geniş bir repertuvarla seyirciyi tiyatroya alıştırdı, hatta âşık etti.

 

Haldun Dormen yalnızca oyun sahneleyen bir yönetmen olmadı; tiyatro terbiyesi inşa etti. Oyuncularına “sahneye çıkmak”tan önce “sahneye layık olmak” fikrini aşıladı. Belki de bu yüzden onun öğrencileri yalnızca oyuncu değil, tiyatro insanı olarak yetişti.

 

Yıllar içinde Avrupa’ya, Amerika’ya tekrar tekrar gitti; festivalleri izledi, yeni akımları takip etti ama hiçbir zaman “ithal” bir tiyatro anlayışına teslim olmadı. Onun sahnesi her zaman Türkçeydi, tüm Türkiye’yi kapsayan seyircisiyle ünlendi, her zaman ülke gündemiydi.

 

Bugün 90’lı yaşlarının sonuna yaklaşmış bir ustadan söz ediyoruz. Enfeksiyonla başlayan sağlık mücadelesi, şimdi yoğun bakımda devam ediyor. Entübe edilmesi hepimizi korkuttu ama Haldun Dormen’in hayatına bakan herkes şunu bilir: O, sahneyi kolay kolay terk etmez.

 

Belki de bu yüzden kızı “Yaparsın şekerim” derken yalnızca bir evladın umudunu değil, bir ülkenin ortak inancını dile getiriyor.

 

Çünkü Haldun Dormen, bu ülkede tiyatronun yalnızca oynanmadığını; yaşandığını öğreten isimlerden biridir. Ve bazı insanlar, perde kapansa bile alkışı hiç bitmeyenlerdendir.

 

Kendisine esenlikler ve acil şifalar diliyorum.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam