*Gemi topları gece atışı yapabilecek nişangâhlara sahip değildir. Gemi ışıldakları yetersizdir,
*Silah kullanmak, atış ve manevra yapmak padişah iznine bağlı olduğu için donanmanın eğitim ve atışları zayıf kalmıştır.
*Ereğli Kömür İşletmeleri amele yetersizliği nedeniyle Deniz Kuvvetlerine kömür verememiş, gemiler bazen birbirlerinden kömür almak zorunda kalmışlardır. (Yadıgâr-ı millet muhribi 14 Aralık 1912 günü ifa edeceği bir vazife nedeniyle Barbaros zırhlısından 150 çuval kömür almak zorunda kalmıştır. Mali imkânsızlıklar nedeniyle gemilerin haftalarca kömür alamadıkları olmuştur.
*Osmanlı donanmasının su ikmalini yapacak kendine özel bir su gemisi yoktur. Harp gemilerine su verecek tek kaynak Nara’daki çeşme ve bu suyu gemilere taşıyacak vasıta ise iki adet su dubasıdır.
*Hiçbir limanda donanmayı onarıp noksanlarını tamamlayacak tesis yoktur.
*Yine mali imkânsızlıklar nedeniyle Çanakkale Boğazı kuvvetli şekilde tahkim edilememiştir. Bu durum, Osmanlı donanmasını deniz harekâtı yapacak bir kuvvet halinden çıkarıp Boğaz savunmasına katılacak seyyar bir tahkimat haline getirmiştir.
*13 ve 14 Ekim 1912 akşamları veliahdın Romanya’dan döneceği tam teyit edilmeden donanmanın iki defa Boğaz’dan Köstence’ye gidip gelmiş olması dolayısıyla kömürü kalmamıştır. Bundan dolayı Başkomutanlığın Varna ve Burgaz’ı bombardıman etmek ve bölgeyi abluka altına almak hakkındaki emri yerine getirilememiştir.
Hamidiye kruvazörünün seyir ve harekâtı
*Hamidiye kruvazörü 21 Ekim 1912 günü saat 06.30’da bir gösteriş taarruzu yapmak maksadıyla hareket eder ve 08.00’de Kavarna-Varna kuzeyi önüne gelerek kıyıya yakın bir mesafede demir atar. Kıyıyı gözetlemeye başlar ve bir filika indirir. Bu filika sahile 200 m. kala düşmanın tüfek ateşine maruz kalır ve geri döner. Ateşler, Hamidiye kruvazörüne yönelince gemi demir alır ve 6.700 m. açığa çekilerek buradan top ateşine başlar.
Varna Üs Komutanlığına, 5.000 Osmanlı askerinin karaya çıkarak Kavarna’yı zapt ettiği ve Dobruca’ya yöneldikleri ihbarı yapılır. Ortalığı heyecan ve panik kaplamıştır. Balçık halkı köylerini terk etmeye başlar. Daha sonra bir yanlışlık olduğu, bu yanlışlığın da askeri telgraf hattının sivil şebekeye bağlanmış olmasından ve sivil telgraf memurunun konuyu abartılı yansıtmasından kaynaklandığı anlaşılır.
Başkomutanlık emirlerinden
*Başkomutanlık Vekâleti’nin emirlerinden; “… Gerekirse gemileri tehlike ze zarara sokmamak şartıyla bombardıman yapılması, ancak tahkimatsız açık şehirlerle mabetlerin topa tutulmaması…”
*Başkomutanlık, 31 Ekim 1912 günü yayınladığı emirde eşkıya tarafından taciz edilmekte olan Ahtabolu ve İğneada halkının donanmaya yardım etmesini istemiştir.
*1 Kasım 1912 günü Akdeniz vapuru, 2 Kasım 1912 günü Reşitpaşa vapuru Barbaros zırhlısının himayesinde asker yüklü olarak Midye önlerine gelmiştir. Boşaltma sırasında aşırı fırtına çıktığı için asker sahile çıkamamıştır. Ertesi gün Barbaros zırhlısı kömür yetersizliği nedeniyle İstanbul’a dönmek zorunda kalınca asker yüklü iki gemi korumasız duruma düşmüştür.
Sonraki aylarda durum
*18 Mart 1913 günü Bulgarların Tekirdağ sahillerine attıkları mayınların Bandırma’ya ve Tekirdağ sahillerine geldiği görülünce Silivri’deki istihkâm birlikleri ve deniz birliklerine müşterek görev verilmiş ve bir mayın arama tarama faaliyeti başlatılmıştır. Fabrikalar mayın taramaya elverişli uçurtmalar imal etmişlerdir. Mayın döktükten sonra esir düşen Bulgar askerleri de gönüllü olarak çalışmışlardır.
*7 Şubat 1913 günü şehit edilen Türk erlerine mukabil Bulgarlara karşı gösteriş taarruzu yapmak üzere saat 18.00’de Asar-ı Tevfik zırhlısı Karadeniz Boğazı’ndan çıkış yapar. Gemi saat 00.45’te Arpaağzı-Demiryolu iskelesi arasında ve kıyıdan 1.550 m. açıkta karaya oturur. Durumu sezen Bulgar torpidobotlarındaki askerler gemiye tüfekle ateş etmeye başlarlar. Yan yatmış olan gemi kendi toplarıyla saldırıyı püskürtür.
12 Şubat 1913 gününe kadar Bahriye Nezareti’nce gemi kurtarma hizmeti sağlanamaz. İstanbul’da bulunan Alman, Romen ve Grek şirketlerinin de Pazar tatilinde olmasından dolayı geminin kurtarılması mümkün olmaz. 13 Şubat 1913 günü güneş doğduğunda gemi batmıştır. Denizin üzerinde yalnız bacasıyla direği görünür.
(Devam edecek)