Rüya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle
Her ânına her rengini, her şiirini hazdan
Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle,
Bir gün bir uzak hâtıra özlersen o yazdan
Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde
Mehtap… iri güller… ve senin en güzel aksin
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde
Yahya Kemal Beyatlı
2 Aralık 1884-Üsküp doğumludur. Türk şair, yazar, diplomat ve siyaset adamıdır. Asıl adı Ahmet Agâh’tır.
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. Şiirleri Divan edebiyatı ile modern şiir arasında köprü görevi üstlenmiştir. Türk edebiyat tarihi içinde Aruzcuların dördünden biri olarak kabul edilir (Diğerleri Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Ahmet Haşim'dir). Sağlığında Türk edebiyatının baş aktörleri arasında kabul edilmiş ancak hiç kitap yayımlamamış bir şairdir.
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde milletvekilliği ve bürokratlık gibi siyasi görevler üstlenmiştir. 1 Kasım 1958’de İstanbul’da vefat etmiştir.
Mevsim dönüyor
Yukarıdaki satırlar Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz” isimli kitabından alınmış “Geçmiş Yaz” isimli şiiridir. Eskiler ağustos ayının on beşi yaz, on beşi kıştır, derler. Evet, doğrudur belki ama yaz yazlığını kış kışlığını mı şaşırdı yoksa tabiat bizlerden bir şeylerin intikamını mı alıyor?
Bizler geçen yazdan pek haz alamadık. Malatya’nın kayısı, Siirt’in Antepfıstığı yeteri kadar üretilemediği için çok pahalı. Üretilen birçok sebze ve meyve satılamadığı için üreticiler tarafından yola veya dereye dökülüyor. Nakliye çok pahalı…
Evet, mevsim dönüyor. Her dönüşüm sancılarla başlar. Gökyüzü de böyledir. Eski takvime göre eski adlarıyla fırtınalardır dönüşümü başlatacak sancılar. Bunlar birer günlük de olsalar eylül ayı içine yerleşmişlerdir.
Tabiat koruyucu sistemi devreye sokuyor
Evet, mevsim dönecek, kâinat eczanesi, ısı değişikliğini ve bunun yaratacağı zayıflık ve hastalıklara karşı önlem olarak farklı meyve ve sebzeleri bizlere sunacaktır. Sonbahar meyveleri arasında; üzüm çeşitleri, incir, mürdüm eriği, kızılcık, hünnap, böğürtlen, frambuaz, kuşburnu, elma, nar, armut, mandalina, portakal, greyfurt, muz, ayva, cennet hurması, kivi, muşmula ve kuşburnunu sayabiliriz.
Sebzelerin içinde kereviz, yer elması, pırasa, beyaz lahana çok önemli yer tutar. Babaanne ve ninelerimizin yapacağı patates ve közlemesi, reçel, pekmez, gül şurubu, kestane kızartması sanırım şimdiden ağzımızı sulandırıyordur.
Yağmurlar başlayacaktı, “Cama Vuran Damlalar” daha sonra yerini “Kar Musikileri”ne bırakacaktı. Hiçbirisi olmadı. Her sene yılbaşına doğru beklediğimiz kar, çok az bir atıştırmayla kendini gösterdi.
KAR MÛSIKÎLERİ
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.
Bir kuytu manastırda dualar gibi gamlı,
Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,
Bir erganun ahengi yayılmakta derinden…
Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden.
Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanburî Cemil Bey çalıyor eski plâkta.
Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle
Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.
Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,
Uykumda bütün bir gece Körfez’deyim artık!
(Yahya Kemal Beyatlı)


































