SON DAKİKA
reklam
reklam

RAKI SOFRASINDA SELA: BU NASIL BİR ÇÜRÜMEDİR?

Köşe Yazarı: HAKAN MUHTAR   Eklenme Tarihi: 28 Ocak 2026, Çarşamba - 10:35   Okunma Sayısı:

 

Türkiye’nin en kadim meselelerinden biri, dinin samimiyetle mi yoksa siyasal şov malzemesi olarak mı kullanıldığı sorusudur. Burdur’un Gölhisar ilçesinde yaşandığı iddia edilen ve kamuoyuna yansıyan olay ise bu sorunun cevabını adeta yüzümüze tokat gibi çarpmaktadır.

 

Alkol alınan bir ortamda, Allah’ın haram kıldığı bir sofra kurulmuşken, sela okutulması talimatı verildiği iddiası…

Ne büyük bir gaf.

Ne de bir yanlış anlaşılma.

Bu, eğer doğruysa bilinçli bir saygısızlık, derin bir çürüme ve pervasız bir ahlaki savrulmadır.

 

Bu topraklarda sela; ölümün, vedanın, ilahi huzura çağrının sesidir.

Sela; meyhane fon müziği değildir.

Sela; siyasal gönderme aparatı hiç değildir.

 

DİN, MEZE DEĞİLDİR!

 

İslamiyette alkol haramdır. Bu, yoruma açık bir mesele değildir.

Rakı sofrası kurmak bir tercihtir; bu tercihin hesabı bireyle Allah arasındadır. Ancak o sofraya Allah’ın adını, sela gibi kutsal bir çağrıyı meze etmeye kalkışmak bireysel günah sınırını aşar, toplumsal bir saygısızlığa dönüşür.

 

Bir insan içki içebilir.

Bir siyasetçi de içki içebilir.

 

Ama içki içerken dini sembollerle alay edercesine “sela okutulması”, bu, artık, özgürlük değil, küstahlıktır.

 

Bu davranış, ne laikliktir ne de modernlik.

Bu, düpedüz ikiyüzlülüktür.

 

Olayın “siyasi gönderme” amacı taşıdığı iddiası ise meseleyi daha da vahim bir noktaya taşımaktadır.

 

Eğer sela, bir siyasi mesaj vermek için kullanıldıysa; bu, mevta üzerinden siyaset yapmaktan bile daha düşük bir seviyedir.

 

Dini değerler:

 

* Sandık kazanmak için,

* Rakipleri aşağılamak için,

* Alaycı göndermeler yapmak için

  kullanılamaz.

 

Kullanmaya kalkışan ise dini değil, olsa olsa ancak kendini kirletir.

 

Bu ülkede yıllardır “dindarlık” nutukları atanların, iş rakı sofrasına gelince dini hatırlaması; ama onu ciddiyetle değil, istihzayla anması, toplum vicdanında affedilecek bir şey değildir.

 

BU BİR GAF DEĞİL, ÇÜRÜMÜŞ BİR ZİHNİYETTİR

 

Bazıları hemen savunmaya geçecektir:

“Yanlış anlaşıldı.”

“Abartılıyor.”

“Şaka amaçlıydı.”

 

Hayır.

Dinin şakası olmaz! Olamaz.

Sela, şaka konusu değildir.

 

Bu bir refleks değil, kirli ve çürümüş bir zihniyetin dışavurumudur.

 

Kutsalı, sadece işine geldiğinde ciddiye alan, işine gelmediğinde ayaklar altına sermeye kalkışan bir zihniyet.

 

Aynı kişiler:

 

* Cuma günü poz verir,

* Kameraya karşı dua eder,

* Meydanlarda ahlak dersi verir,

  ama kapalı kapılar ardında dini sembolleri eğlence objesine çevirmeye çalışır.

 

Toplumun öfkesi işte tam da buna yöneliktir.

 

İNANANLARIN VİCDANIYLA ALAY ETMEYİN!

 

Bu ülkede milyonlarca insan sela duyduğunda irkilir.

Annesini, babasını, evladını hatırlar.

Ölümü, faniliği, hesap gününü düşünür.

 

Siz bunu alkol buharının içinde, kahkahalar arasında bir “gönderme” malzemesine çevirmeye kalkıştığınızda sadece bir siyasi rakibe değil, milyonların vicdanına saldırmış olursunuz.

 

Bu saldırı:

 

* Ne ifade özgürlüğüdür,

* Ne mizah,

* Ne de siyasal eleştiri.

 

Bu, kutsala hoyratça uzanan bir eldir.

 

HESAP SANDIKTA DEĞİL, VİCDANDA BAŞLAR

 

Bu mesele sadece bir kişinin adıyla sınırlı değildir.

Bu mesele, siyasetin geldiği ahlaki çöküşün fotoğrafıdır.

 

Toplum, artık şunu net görüyor:

 

* Dini değerler bazıları için samimi değil, araçsallaştırılıyor.

* İnanç, bir kesim tarafından iktidar oyununun bir parçası yapılmaya çalışılıyor.

* Kutsal, gerektiğinde ayaklar altına alınmaya kalkışılıyor.

 

Ve bilinmelidir ki;

Vicdanlarda kaybedilen bir itibar, hiçbir sandıkta geri kazanılamaz.

 

BU TOPRAKLAR BU KADAR UCUZ DEĞİL

 

Bu ülkenin dini değerleri,

bu ülkenin insanlarının acıları,

bu ülkenin kutsalları

rakı masalarında oyuncak edilecek kadar ucuz değildir.

 

Kim bunu yaptıysa,

kim buna göz yumduysa,

kim hâlâ savunmaya kalkıyorsa,

önce aynaya bakmalı ve şunu sormalıdır:

“Ben neyin temsilcisiyim?”

 

Çünkü belli ki;

inancın değil, samimiyetsizliğin temsilcisi olmuş durumdalar.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam