SON DAKİKA
reklam
reklam

HATIR İÇİN ÇİĞ TAVUK YENİR Mİ?

Köşe Yazarı: HAKAN MUHTAR   Eklenme Tarihi: 29 Ocak 2026, Perşembe - 11:14   Okunma Sayısı:

 

Aşağı yukarı her sofranın, her aile meclisinin, her “aman kırılmasın” anının cebinden düşen o cümleyle başlayalım:

 

“Hatır için çiğ tavuk yenir.”

 

Gerçekten yenir mi?

Yenir de… Sonrası muamma…

 

Bu söz, Anadolu irfanının en fedakâr, en diş sıkan, en mideyi riske atan atasözlerinden biridir. İçinde sevgi vardır, saygı vardır, mahcubiyet vardır. Bir de bol miktarda “Salmonella” vardır ama o kısmı genelde küçük puntolarla yazılır.

 

Hatır Dediğin Nedir?

 

Hatır; komşudur, akrabadır, “beni kırmaz”dır, “ayıp olur”dur, “annen çok emek vermiş”tir.

Hatır; bazen bir tabak dolmadır, bazen üç günlük bayat pastadır, bazen de çiğ tavuktur…

 

Çiğ tavuk, burada mecaz değildir. Gerçekten çiğdir. Pembedir. Lifleri hâlâ hayat doludur. Üzerinde “ben henüz pişmedim” diye bağıran bir bakteri karnavalı vardır.

 

Ama hatır ağır basar.

 

Çünkü ülkemizde insanlar şunu diyebilir:

– “Aç değilim ama yerim.”

– “Sevmiyorum ama yerim.”

– “Ölebilirim ama yerim.”

 

Yeter ki karşı taraf kırılmasın.

 

Çiğ Tavuğun İç Dünyası

 

Şimdi gelin, biraz da çiğ tavuğun iç dünyasına bakalım. Çünkü kimse onu dinlemiyor. Hep “yazık olur, günah” diyoruz ama asıl yazık olan, tavuğun içindeki bakterilerin potansiyelidir.

 

Çiğ tavuk dediğin şey, doğanın mikrobiyolojik lunaparkıdır.

 

* Salmonella: “Merhaba, ben mide-bağırsak sisteminizi iki günlüğüne kapatmaya geldim.”

* Campylobacter: “Ben biraz daha sinsi çalışırım, ateş, ishal, halsizlik… Hepsi benden.”

* E. coli: “Ben her yerdeyim zaten, bana alışmış olmanız lazım.”

 

Bu bakteriler öyle pasif pasif beklemez. Çiğ tavukla göz göze geldiğiniz anda içlerinden biri mutlaka şöyle der:

 

“Arkadaşlar, hatır varmış. Hazır olun, giriyoruz.”

 

Hatır İçin Yapılan Fedakârlıklar Listesi

 

Ülkemizde hatır için yapılan şeyler az değildir:

 

* Hatır için düğüne gidilir.

* Hatır için üç saatlik nişan merasimine katlanılır.

* Hatır için tadı “ilginç” olan yemekler yenir.

* Hatır için çiğ tavuk yenir.

* Hatır için acile gidilir.

 

Bu bir zincirdir. Kırılmaz. Kopmaz.

 

Kimse şunu demez:

 

“Kusura bakma ama bu tavuk biraz salmonellalı.”

 

Denmez.

Çünkü ayıptır.

 

Ama şunu demek serbesttir:

 

“Sanırım bir şey dokundu.”

 

Dokunan şey genelde “hatırdır”.

 

Gazete Köşesi Okuruna Uyarı:

 

Burada küçük bir uyarı koymak lazım. Çünkü bu yazıyı okuyan bazı okurlar, özellikle de “biz çocukken çiğ köfteyi de böyle yerdik” diyenler, şöyle düşünebilir:

 

“Abartıyorlar, bize bir şey olmadı.”

 

Evet, olmadı.

Ama bilim diyor ki:

– Olabilirdi.

– Olurdu.

– Olabilir.

– Oluyor.

– Acilde sıra bekliyordur.

 

Bilim insanları çiğ tavukla ilgili ne zaman konuşsa, yüzleri ciddileşir. Çünkü çiğ tavuk şaka kaldırmaz. Bizim mide kaldırıyor, bağırsak bir yere kadar kaldırıyor.

 

Sonra bırakıyor.

 

“Benim Bağışıklık Sistemim Güçlü”

 

Bu cümle, çiğ tavuk savunma literatürünün temel taşıdır.

 

“Benim bağışıklık sistemim güçlü.”

 

Bağışıklık sistemi güçlü olan insan, genelde:

– Uykusuzdur,

– Streslidir,

– Üç gündür doğru düzgün su içmemiştir,

– Ve az önce çiğ tavuk yemiştir.

 

Bağışıklık sistemi, bu noktada istifa dilekçesini yazar ama göndermeye fırsat bulamaz.

 

Çünkü Salmonella çoktan içeri girmiştir.

 

Hatır mı, Hayat mı?

 

Asıl soru budur.

Hatır mı, hayat mı?

 

Ama bu soru sofrada sorulmaz. Sofrada sorulan soru şudur:

 

“Bir parça daha almaz mısın?”

 

Orada durup “Bu tavuk tam pişmiş mi?” derseniz:

– Şüpheci olursunuz.

– Ayıp edersiniz.

– Aileyi ikiye bölersiniz.

 

O yüzden kimse sormaz.

 

Sonra gecenin bir yarısı Google’a şu yazılır:

 

“Çiğ tavuk yedim ne olur”

 

Google cevap verir:

 

“Geçmiş olsun.”

 

Çiğ Tavukla Gelen Aydınlanma

 

Çiğ tavuk yedikten sonra insanın başına gelenler, bir çeşit varoluşsal yolculuktur.

 

Tuvalette geçirilen o uzun dakikalarda insan düşünür:

– Hayat nedir?

– Neden hayır diyemedim?

– Gerçekten hatır için ölünür mü?

– Annem haklı mıydı?

 

Bu, modern insanın inzivasıdır.

Dağ başında değil, banyoda.

 

Toplumsal Baskı Soslu Salmonella

 

Çiğ tavuğun en tehlikeli yanı bakteri değildir.

Toplumsal baskıdır.

 

Çünkü o baskı olmasa kimse çiğ tavuk yemez.

 

Ama biri başınızda durur:

– “Bir şey olmaz.”

– “Herkes yedi.”

– “Ben hep böyle yaparım.”

– “Midene güven.”

 

Midene güven…

Mide de sana güveniyordu.

 

Çözüm Ne?

 

Çözüm basit ama zor.

 

* “Hayır” demeyi öğrenmek.

* Hatırı mideyle karıştırmamak.

* Tavukla dost olmak ama mesafeyi korumak.

* Pişirmeden sevmemek.

 

Ve belki de atasözünü biraz güncellemek:

 

“Hatır için çiğ tavuk yenmez, pişmişi rica edilir.”

 

Bu hem kimseyi kırmaz hem de kimseyi zehirlemez.

 

Hatır güzeldir.

İnsanı insan yapan şeydir.

 

Ama hatır dediğin, iki gün ishal olmaya değmez.

 

Çiğ tavuk bekler.

Bakteri sabırlıdır.

Ama insan vücudu kin tutar.

 

O yüzden bir dahaki sefere tabağınızda hafif pembe, hafif nemli, hafif “beni biraz daha pişir” diyen bir tavuk gördüğünüzde şunu hatırlayın:

 

Hatır için yenir denilen her şey,

hazmedilecek bir şey değildir.

 

Afiyet olsun.

Ya da en azından…

“geçmiş olsun.”

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam