Akla ilk gelen soru şu:
“Biz bunu gerçekten konuşuyor muyuz?”
Evet, konuşuyoruz.
Hem de ciddiyetle.
Hem de televizyon ekranlarında, sosyal medya manşetlerinde, köşe yazılarında.
Konu ne?
Fiilen görev yapan, yaklaşık 15 yılını mesleğine vermiş mühendis ve mimarlara “yeşil pasaport” verilmesi.
Yani yıllarını şantiyelerde, projelerde, imzalarda, sorumlulukta geçirmiş insanların, yurt dışına vize kuyruğunda sürünmemesi meselesi.
Ve bu ciddi tartışmanın ortasına…
???? Demet Akalın giriyor.
???? Ardından Funda Arar destek veriyor.
İşte akıl tutulması tam olarak burada başlıyor.
PASAPORT DEVLETİN, YORUM ŞOVU BİZİM
Demet Akalın sosyal medya hesabından diyor ki:
“Yalnızca bize değil, onlara da verilmeli.”
“Bize” kim?
“Onlar” kim?
Bir saniye duralım.
Çünkü burada “biz” dediği şey, bu ülkenin pop müzik evreni.
“Onlar” dediği şey ise sabah 7’de okula gidip akşam 5’te çıkan, 30-40 kişilik sınıfta sabahtan akşama dil döken, velisiyle, müfettişiyle, sistemiyle boğuşan öğretmen.
Aynı kefeye koyuluyor.
Hem de tek bir Instagram cümlesiyle.
YEŞİL PASAPORT MU, YEŞİL SAHNE Mİ?
Şimdi soralım:
İki şarkı söylemekle,
Bir pop albümü çıkarmakla,
Bir yaz HİT’i yakalamakla…
Bir öğretmenin, bir mühendisin, bir mimarın, yani sabahtan akşama gözünün nurunu emeğine katıp çalışan bir memurun yaklaşık 15 yıllık fiili emeği gerçekten aynı mı?
Bunu sormak bile ayıp değil mi?
Ama sormazsak daha büyük ayıp.
Çünkü bu ülkede:
* Öğretmen ek dersle ay sonunu ancak getirir.
* Mühendis imzasıyla hapse girebilir.
* Mimar yaptığı binanın altında kalabilir.
Ama popçu en fazla…
???? “Yaz bitmeden single yetişmedi” diye üzülür.
FUNDA ARAR’DAN “BİZ DE VARIZ” DESTEĞİ
Derken, sahneye Funda Arar çıkıyor.
Daha ağırbaşlı, daha “ben tartışmaya girmem” imajıyla bilinen Funda Arar.
Ama o da diyor ki:
“Yalnızca bize değil, onlara da verilmeli.”
Bakın cümle çok kibar.
Ama alt metni sert:
“Biz zaten hak ediyoruz.”
Neye dayanarak?
Ses rengine mi?
Nota bilgisine mi?
Eurovision elemelerine mi?
Devletin pasaport rejimi,
Pop müzik kariyer basamaklarıyla mı belirleniyor artık?
POP STARLIK BİR MESLEK Mİ? EVET. AMA…
Evet, şarkıcılık bir meslektir.
Emek vardır.
Sahne yorgunluğu vardır.
Turne vardır.
Ama…
“KAMU HİZMETİ DEĞİLDİR.”
Devlet, yeşil pasaportu verirken şunu söyler:
“Bu kişi devleti temsilen, kamusal sorumlulukla ve Devlet Memurları Kanunu sınırları içinde hareket ediyor.”
Öğretmen eder.
Diplomat eder.
Mühendis eder.
Mimar eder.
Ama sahnede playback yaparken devleti temsil eden bir mekanizma henüz keşfedilmedi.
Sahne kostümüyle değil de, Devlet Memurları Kanunu’ndaki kılık kıyafetle çıksın o zaman sahneye de…
YEŞİL PASAPORT = YEŞİL IŞIK DEĞİL
Yeşil pasaport bir “ayrıcalık kartı” değildir.
“Ünlüyüm, tanınıyorum, beni de ekleyin” belgesi hiç değildir.
Bu ülkede herkesin pasaportu aynı renkte olsaydı,
Bu tartışmalar olmazdı.
Ama madem bir ayrım var,
O ayrım alkış sayısına göre yapılamaz.
ÖĞRETMENİN PASAPORTU, POPÇUNUN INSTAGRAM’I
Bir öğretmen düşünün:
20 yıl aynı okulda.
Aynı sıralar.
Aynı tahtalar.
Aynı müfredat değişiklikleri.
Bir gün yurt dışına çıkmak istiyor.
Vize randevusu yok.
Banka dökümü istiyorlar.
Maaşı yetmiyor.
Aynı anda bir popçu:
Story atıyor.
“Paris’teyim canlarım.”
Ve sonra diyor ki:
“Yeşil pasaport bize de verilmeli.”
Kusura bakmayın ama bu,
empati değil, körlük.
“BİZE DE” DİYENLERİN ÜLKESİ
Ülkemizde herkes “bize de” diyor.
* Doktor: “Bize de”
* Akademisyen: “Bize de”
* Öğretmen: “Bize de”
Ama ilk kez şu oluyor:
Sahne insanları,
Kamera önündekiler,
Zaten sınırı pasaportsuz geçenler…
“Bize de” diyor.
İşte burası trajikomik.
YEŞİL PASAPORT TARTIŞMASI DEĞİL, YEŞİL EGO MESELESİ
Bu artık pasaport meselesi değil.
Bu bir “ben de önemliyim” çığlığı.
Ama devlet politikaları,
Kimin daha çok takipçisi var diye şekillenmez.
Şekillenirse ne olur biliyor musunuz?
Yarın DJ’ler ister.
Öbür gün influencer’lar.
Sonra “TikTok’ta 1 milyon izlenme = bordo + yeşil arası bir şey” tartışması başlar.
SAHNE IŞIĞIYLA DEVLET IŞIĞI AYNI ŞEY DEĞİL
Demet Akalın ve Funda Arar bu ülkenin tanınmış sanatçılarıdır.
Kimse bunu inkâr etmiyor.
Ama mesele şu:
Her tanınmış olmak, her emek, her meslek, devlet statüsüne girmez.
İki şarkı söylemek,
bir neslin matematik öğretmeni olmakla aynı kefeye konamaz.
Aksi halde bu ülkenin sorunu pasaport değil,
akıl tutulmasıdır.
Ve ne yazık ki onun rengi, yeşil falan da değildir.