Bir ülkede liyakat öldüyse, torpil baş köşeye kurulmuşsa, zeka da ahlak da kapı önüne bırakılmış demektir. Bu yazı, süslü kelimelerle, akademik ağızla, “efendim aslında mesele çok boyutlu” diye kıvırmak için yazılmadı. Bu yazı, torpil düzenini yıllardır sırtında taşıyan, ama sesini çıkarmadığı için bu bataklığın parçası hâline getirilen herkese bir omuz atma yazısıdır. Evet, omuz atma. Nazikçe değil, bildiğin sokak ağzıyla.
Çünkü bazı gerçekler ancak halk dilinde söylenince anlaşılır.
TORPİL, BU MEMLEKETİN EN ESKİ AMA EN PİSLİK GELENEĞİDİR
Torpil dediğin şey masum başlar. “Bir bakıversen” diye girer cümleye. Sonra “çocuğun geleceği” olur, ardından “bizim adam”a dönüşür. En sonunda da karşına şişmiş bir ego, bomboş bir kafa ve her koltuğu işgal edebileceğini zanneden bir beceriksiz ordusu çıkar.
Ülkemizde torpil, sadece hak yiyenlerin meselesi değildir. Torpil, hakkı yenenlerin de sustukça büyüttüğü bir canavardır. Çünkü torpilciler en çok sessizlikten beslenir. Kimse ses etmez, kimse adını koymaz, kimse “sen bu koltuğu hak etmiyorsun” demez, diyemez. Herkes içinden söver, dışından susar.
Sonra ne olur?
Sonra en zeki olanlar odadan çıkar.
EN ZEKİLER NEDEN GİDER, TORPİLLİLER NEDEN KALIR?
Çünkü zeka, adaletsizliğe uzun süre tahammül edemez. Zeki insan bir süre sabreder. “Belki düzelir” der. “Ben işimi iyi yapayım” der. “Kalite kendini gösterir” diye avutur kendini.
Ama torpil sistemi kaliteyi sevmez. Kalitenin olduğu yerde sırıtır çünkü. Torpil sistemi itaat ister. Sessizlik ister. Kafasını eğeni, sesini kısanı, “aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyeni sever.
Zeki insan sorar:
– Neden o terfi etti?
– Neden o hata yaptı ama bedel ödemedi?
– Neden ben iki kat çalışıyorum ama görünmüyorum?
Torpilli insan sormaz. Torpilli insan emir alır. Torpilli insan koltuğu korur, işi değil.
Ve işte tam burada büyük kırılma yaşanır: En zeki olanlar ya yalnızlaşır ya da çekip gider. Geriye ne kalır? Aynı soyadlar, aynı çevreler, aynı vasatlık.
VASATLIK, TORPİLİN EN SADIK KARDEŞİDİR
Torpil hiçbir zaman çok zeki insanı sevmez. Çünkü zeki insan kontrol edilemez, tam olarak öngörülemez. Soru sorar. İtiraz eder. Yanlışı gösterir. Bu da torpil düzeninin kabusudur.
O yüzden torpil, vasatı sever.
Vasat ama sadık.
Vasat ama biat eden.
Vasat ama “abi sen bilirsin” diyen.
Bu yüzden torpil düzeninde parlak fikirler değil, parlak yalakalar yükselir.
Ve sonra aynı insanlar çıkıp şunu der:
“Bu ülkeden neden beyin göçü var?”
Cevap basit:
Çünkü beyin, lağım çukurunda yaşamaz.
“BANA DOKUNMAYAN TORPİL” DİYEN HERKES SUÇ ORTAĞIDIR
En tehlikelisi kim biliyor musunuz?
Torpilci değil.
Sessiz kalan.
“Ben işime bakarım” diyen.
“Beni etkilemiyor” diyen.
“Her yerde böyle” diye normalleştiren.
Her yerde böyle değil.
Her yerde bu kadar utanmaz değil.
Her yerde bu kadar açık açık hak yenmiyor.
Ve evet, seni etkilemiyor sandığın torpil, yarın senin çocuğunun önüne set çekecek. Senin emeğini hiçe sayacak. Senin alın terini çöpe atacak.
Ama o zaman konuşmak için çok geç olacak.
TORPİLLİLER NEDEN BU KADAR KÜSTAH?
Çünkü hesap soran yok.
Çünkü utanmaları gerekmiyor.
Çünkü yüzlerine “sen burayı hak etmiyorsun” diyen çıkmıyor.
Torpilli insanın en büyük silahı rahatlıktır.
Yanlış yapar, sırıtıp geçer.
Bilmez, konuşur.
Beceremez, suç atar.
Ve en korkuncu şudur:
Zamanla gerçekten hak ettiğine inanmaya başlar.
İşte bu noktada cehalet özgüvene dönüşür.
Cehalet koltuk bulur.
Cehalet yönetir.
HERKESTEN ZEKİ OLDUĞUN ODADA KALMAK NEDEN RİSKTİR?
Çünkü o oda gelişmez.
Çünkü o oda çürür.
Çünkü o odada alkış çoktur ama ilerleme yoktur.
Herkesten zekiysen ve hâlâ oradaysan, iki ihtimal vardır:
Ya seni sömürüyorlardır.
Ya da sen de zamanla onlar gibi olmaya başlamışsındır.
Zeka yalnız kaldığında ya kaçar ya bozulur.
O yüzden gerçek risk, herkesten zeki olduğun odada kalmaktır. Çünkü o oda seni aşağı çeker. Seni yorar. Seni susturur. Seni kendisine benzetir.
BU YAZI KİME?
Bu yazı torpille bir yerlere gelmiş ama geceleri rahat uyuyamayanlara.
Bu yazı hak ettiği hâlde kenarda bekletilenlere.
Bu yazı “ben mi yanlışım” diye kendini sorgulayanlara.
Bu yazı “bu düzen böyle gitmez” diyen ama yalnız hissedenlere.
Yalnız değilsin.
Ve unutma:
Torpil düzeni gürültülüdür ama çürüktür.
Zeka sessizdir ama kalıcıdır.
Bir gün o odalar boşalacak.
Bir gün o koltuklar esas sahiplerine takdim edilecek.
Ve o gün geldiğinde, torpille yükselenlerin tutunacak hiçbir bahanesi olmayacak.
Çünkü liyakat geç gelir ama sağlam gelir.
Torpil hızlı çıkar ama sert düşer.
Her şey zamanla layığını bulur.