ABD Başkanı Trump Ocak 2019’da “Türkiye Kürtlere saldırırsa ekonomik baskılarla mahvederiz” demişti. Trump, arkasında kendisini yönlendiren eller vasıtasıyla konuşuyor, dış ülkelerle olan ilişkilerde Amerikan menfaatlerini ön planda tutarak yürütmeye çalışıyordu.
Türkiye’ye gelince; Trump’ın oldukça tahrik ve tahrip edici sözleri karşısında Türk milleti üzülüyor ve tepki gösteriyordu. Halkın söyledikleri veya söyleyecekleri üst perdeden hatta biraz da edebi aşan cinsten olabiliyordu. Oysa bu davranışlar ilk değildi.
Üzüntü sebebi
Her partimizde bulunan ve bu devletten maaş alan Kürt milletvekillerimiz bu demece sessiz kalmışlardı Oysa diplomatik bir dille Türklerin ve Kürtlerin bu ülkede kardeşçe yaşadıklarını, verilen mücadelenin Kürtlere karşı olmayıp terör ve teröristlere karşı olduğunu izah edebilirlerdi.
Amerikan tarafı da Trump’ın bu şekildeki çıkışının iki müttefik ülkenin çıkarlarına zarar verir nitelikte olduğunu, sarf edilen sözlerin yanlış bilgilendirme veya hazırlıksız yapılan ayaküstü bir konuşma olarak algılandığını, bu tür konuların basın önünde değil de muhataplar arasında konuşulmasının daha uygun olacağını belirtebilirlerdi.
Tarihte Kürtler konusunda ABD’nin tavrı
Doğu Anadolu’da nüfus ekseriyeti sağlamak ve bir Hristiyan hükümeti kurdurmak amacıyla Laz, Gürcü ve Kürt kıyafetlerine sokulan Ermeniler kışkırtılarak Müslümanların katledilmesinde kullanılmışlardır. Ayrıca misyoner kıyafetine giren Amerikan ve İngiliz zabitleri (subayları) de Ermenilerin kışkırtılmasında görev almışlardır.
Rusya, İran ve Van Ermenileri Selmas, Hoy, Haftanin ve Rumiye bölgesinde toplanan Ermenilere İngiltere ve Amerika’dan yardım malzemeleri gönderilmiştir. Ermenilerin Kürtler üzerine saldırtılmalarının ve Rusya ile İran hudutları üzerinde karışıklığa meydan verilmesinin önüne geçilmesi konusunda emirler çıkarılmıştır.
Geçmişte el altından yapılan kışkırtmalar günümüzde tehditlere varmıştır. Aktörler hep aynıdır. İngiltere, Fransa, Rusya… Şimdi de sahneye çıkan Amerika… Gelecekte de böyle olacaktır, biz umursamadığımız sürece…
Günümüzde
Barış ve Kardeşlik Projesi bir süredir gündemde… TBMM’de görüşmeler sürdürülüyor. Sorun barış (içinde) çözülmeye çalışılıyor. Hatip, Meclis kürsüsünü yumruklayıp karşıt görüşteki milletvekillerinin üzerine yürümüştür. Herkese posta koyan ve küfreden bu kişi ne kadar otokrat ve barışsavar (!) olduğunu göstermiştir. Gazi Meclis’te Meclis Başkanvekili ise el-kol hareketleriyle diğer milletvekillerini susturmaya çalışmıştır.
Basma başkalarının kuyruğuna, basarlar kuyruğuna!
Şehitlerimizin kemikleri, şehit ailelerinin yürekleri sızlamış, terörle mücadele edenler suçlu gibi anlatılmak istenmiştir. Muhalefet durumundaki partilerin çoğundan ses çıkmaması ise daha vahim bir konudur.
Basında çıkanlar
Basında çıkan yazılara da katılmıyorum. Tepki göstermek hemen üste çıkmak anlamında olmamalıdır. Elinizde kozlar, belgeler ve imkânlar varsa onları konuşturabilirsiniz. Bunlar da en son müracaat edilecek hususlardır. Gerek kalmayabilir de…
Bu günler geçer. Bir araya gelindiğinde insanların birbirinin yüzüne bakmaya yüzü olması gerekir. Evet, bu devletin bazı organlarını, işlevlerini ve icraatını hepimiz tenkit ediyoruz. Hatta demokrasinin tam olarak yerleşmediğini veya işlemediğini de söyleyebiliriz. Ancak bunları düzeltecek olanlar da yine bizleriz, sizlersiniz. El birliği yapabilmemiz için dışarıya karşı sağlam durmak, bütünlük göstermek zorundayız.
Zaman geçirilmiş değildir. Zarif bir dille yapılacak açıklama itibarlı olacağı gibi, ülkemizin yararına da olacaktır. Bunu sizlerden beklemek biz vatandaşların hakkı olsa gerek!
ABD Başkanı Trump Ocak 2019’da “Türkiye Kürtlere saldırırsa ekonomik baskılarla mahvederiz” demişti. Trump, arkasında kendisini yönlendiren eller vasıtasıyla konuşuyor, dış ülkelerle olan ilişkilerde Amerikan menfaatlerini ön planda tutarak yürütmeye çalışıyordu.
Türkiye’ye gelince; Trump’ın oldukça tahrik ve tahrip edici sözleri karşısında Türk milleti üzülüyor ve tepki gösteriyordu. Halkın söyledikleri veya söyleyecekleri üst perdeden hatta biraz da edebi aşan cinsten olabiliyordu. Oysa bu davranışlar ilk değildi.
Üzüntü sebebi
Her partimizde bulunan ve bu devletten maaş alan Kürt milletvekillerimiz bu demece sessiz kalmışlardı Oysa diplomatik bir dille Türklerin ve Kürtlerin bu ülkede kardeşçe yaşadıklarını, verilen mücadelenin Kürtlere karşı olmayıp terör ve teröristlere karşı olduğunu izah edebilirlerdi.
Amerikan tarafı da Trump’ın bu şekildeki çıkışının iki müttefik ülkenin çıkarlarına zarar verir nitelikte olduğunu, sarf edilen sözlerin yanlış bilgilendirme veya hazırlıksız yapılan ayaküstü bir konuşma olarak algılandığını, bu tür konuların basın önünde değil de muhataplar arasında konuşulmasının daha uygun olacağını belirtebilirlerdi.
Tarihte Kürtler konusunda ABD’nin tavrı
Doğu Anadolu’da nüfus ekseriyeti sağlamak ve bir Hristiyan hükümeti kurdurmak amacıyla Laz, Gürcü ve Kürt kıyafetlerine sokulan Ermeniler kışkırtılarak Müslümanların katledilmesinde kullanılmışlardır. Ayrıca misyoner kıyafetine giren Amerikan ve İngiliz zabitleri (subayları) de Ermenilerin kışkırtılmasında görev almışlardır.
Rusya, İran ve Van Ermenileri Selmas, Hoy, Haftanin ve Rumiye bölgesinde toplanan Ermenilere İngiltere ve Amerika’dan yardım malzemeleri gönderilmiştir. Ermenilerin Kürtler üzerine saldırtılmalarının ve Rusya ile İran hudutları üzerinde karışıklığa meydan verilmesinin önüne geçilmesi konusunda emirler çıkarılmıştır.
Geçmişte el altından yapılan kışkırtmalar günümüzde tehditlere varmıştır. Aktörler hep aynıdır. İngiltere, Fransa, Rusya… Şimdi de sahneye çıkan Amerika… Gelecekte de böyle olacaktır, biz umursamadığımız sürece…
Günümüzde
Barış ve Kardeşlik Projesi bir süredir gündemde… TBMM’de görüşmeler sürdürülüyor. Sorun barış (içinde) çözülmeye çalışılıyor. Hatip, Meclis kürsüsünü yumruklayıp karşıt görüşteki milletvekillerinin üzerine yürümüştür. Herkese posta koyan ve küfreden bu kişi ne kadar otokrat ve barışsavar (!) olduğunu göstermiştir. Gazi Meclis’te Meclis Başkanvekili ise el-kol hareketleriyle diğer milletvekillerini susturmaya çalışmıştır.
Basma başkalarının kuyruğuna, basarlar kuyruğuna!
Şehitlerimizin kemikleri, şehit ailelerinin yürekleri sızlamış, terörle mücadele edenler suçlu gibi anlatılmak istenmiştir. Muhalefet durumundaki partilerin çoğundan ses çıkmaması ise daha vahim bir konudur.
Basında çıkanlar
Basında çıkan yazılara da katılmıyorum. Tepki göstermek hemen üste çıkmak anlamında olmamalıdır. Elinizde kozlar, belgeler ve imkânlar varsa onları konuşturabilirsiniz. Bunlar da en son müracaat edilecek hususlardır. Gerek kalmayabilir de…
Bu günler geçer. Bir araya gelindiğinde insanların birbirinin yüzüne bakmaya yüzü olması gerekir. Evet, bu devletin bazı organlarını, işlevlerini ve icraatını hepimiz tenkit ediyoruz. Hatta demokrasinin tam olarak yerleşmediğini veya işlemediğini de söyleyebiliriz. Ancak bunları düzeltecek olanlar da yine bizleriz, sizlersiniz. El birliği yapabilmemiz için dışarıya karşı sağlam durmak, bütünlük göstermek zorundayız.
Zaman geçirilmiş değildir. Zarif bir dille yapılacak açıklama itibarlı olacağı gibi, ülkemizin yararına da olacaktır. Bunu sizlerden beklemek biz vatandaşların hakkı olsa gerek!