SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD - İran gerginliği

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 5 Şubat 2026, Perşembe - 10:37   Okunma Sayısı:

 

ABD'nin hassas vuruş planı ve hedefler

    ABD, 22 Haziran saldırılarında sığınak delici bombaları ve Tomahawk füzelerini kullanmıştı.

Başkanı Donald Trump, Türkiye saati ile sabah 05:00'te Amerikan halkına seslenmiş ve İran'daki üç nükleer tesisteki kapasitenin tamamen yok edildiğini söylemişti.

ABD'nin bombalamasından birkaç saat sonra İran, İsrail'e doğru yeni bir füze dalgası başlatmış, Tel Aviv'in bir bölümü ile kuzeydeki Hayfa şehrini vurmuştu.

 

Bugün planlananlar

    ABD'nin İran'a yönelik olası müdahalesinin kısıtlı olması bekleniyor. Bu müdahalede, protestocuların ölümünden sorumlu tutulan İranlı yetkililere yönelik hassas vuruşlar olarak görülebilir. Ancak, İran'ın olası bir misillemesi durumunda nasıl bir yol izleneceği konusunda henüz net bir karar alınmış değil galiba. Beyaz Saray, İran'a yönelik saldırı planlarını henüz doğrulamasa da acil durum planlarının güncellendiği ve ilk etapta;

 

    **Üst düzey isimlere suikastler yapılması, bulundukları yerlere sabotaj eylemleri düzenlenmesi,

    **Füze fırlatma rampalarının, muharip uçak ve gemilerin  imha edilmesi,

    **Devrim Muhafızları'na ait iletişim merkezlerinin tahrip edilmesi,

    **Geçen seferki saldırılarda tam olarak imha edilmemiş olan nükleer tesislere yeniden saldırılar yapılması,

    **Tersane, deniz ve hava üslerinin vurulması kuvvetle muhtemeldir.

 

ABD’nin halkı idamla cezalandıran İranlı yöneticileri devre dışına çıkarmak ve halkın yanında bir görünüm vermek istemesi nedeniyle elektrifikasyon ve haberleşme tesislerine zarar vermemesi gerekir. Aksi takdirde kesin bir Amerikan düşmanlığı söz konusu olacaktır. 

 

Olası bir savaşta İran’ın hareket tarzı

Olası bir çatışmada Tahran’ın masadaki tepki senaryolarının çok sayıda ve yüksek riskli olduğu değerlendiriliyor. Bu senaryolar arasında şunlar öne çıkıyor:

 

    **Amerikan savaş gemilerine karşı, insansız hava aracı filoları ve kıyıda konuşlu füze sistemlerinin kitlesel şekilde kullanılması,

    **Yemen’deki Husiler ile Irak’taki İran yanlısı grupların, Kızıldeniz’deki ticari gemilere ve bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırı düzenlemeleri,

    **ABD’yi destekleyen Basra Körfezi ülkelerinin petrol ve enerji altyapılarının hedef alınması,

    **Ele geçirilen herhangi bir tankere misilleme olarak Amerikan ticaret gemilerinin alıkonulması; geçmişte uygulanan ve Washington’ın caydırıcılığının sınırlı kaldığı bu yöntemin yeniden gündeme gelmesi,

**Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılması; İran’a da ciddi ekonomik zarar verecek bu seçeneğin ise son çare olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

 

Yabancı basının değerlendirmeleri

    BBC güvenlik muhabiri Frank Gardner, ABD saldırısına yanıt olarak İran'ın üç stratejik eylem yolu arasında seçim yapması gerektiğini söylüyor:

    **Hiçbir şey yapmama: Bu, İran'ı daha fazla ABD saldırısından koruyabilir. Hatta Tahran diplomatik yolu seçip ABD ile yeniden müzakere masasına oturabilir. Ancak hiçbir şey yapmamak, özellikle de saldırı durumunda "korkunç sonuçlar" doğacağı yönündeki uyarılar hatırlandığında, İran rejimini zayıf gösteriyor.

    **Tahran yönetimi halkı üzerindeki kontrolünün zayıflatma riskinin, daha fazla ABD saldırısının maliyetinden daha ağır bastığına karar verebilir.

    **Sert ve hızlı bir misilleme: İran, halen önemli miktarda balistik füzeye sahip. Ortadoğu'da da hedef alabileceği yaklaşık 20 ABD üssünden oluşan bir liste var. Ayrıca, insansız hava araçları ve hızlı torpido botları kullanarak ABD donanmasına ait savaş gemilerine "sürü saldırıları" düzenleyebilir.

**Kendi seçtiği bir zamanda misilleme yapmak: Bu, mevcut gerginliğin yatışmasını beklemek ve ABD üsleri artık maksimum alarmda olmadığında sürpriz bir saldırı başlatmak anlamına geliyor. İran ayrıca ABD'ye yardım ettiğini düşündüğü ülkeleri hedef alabilir ve bu da savaşın tüm bölgeye sıçraması riskini taşıyor.

 

Türkiye’ye etkileri

Bir saldırı sonrasında;

    **Düzensiz ve kontrol yetersizliği nedeniyle Türkiye’ye göç dalgası,

     **İran-Türkiye ticareti ve enerji akışı zayıflar,

**PKK/YPG gibi örgütler yeni manevra alanına sahip olabilirler,

**Venezuela, Ukrayna ve Orta Doğu’daki risklerin devam etmesi, değerli metallerin değer artışlarına imkân sağlar.

 

    Sorun, petrol yataklarına sahip bir ülke üzerinde oynanan oyundan ibarettir. Bu oyun hiçbir zaman Amerika kıtasına sıçramayacaktır. İran’ın doğusundaki ve batısındaki ülkelerde çok sayıda Amerikan üssü ve dinleme tesisleri vardır. Amerika’nın havada oluşturacağı elektronik platform, İran’ın tüm iletişim sistemlerini sekteye uğratacaktır. Sorun bir anlaşmayla çözülemezse vahim sonuçlar ortaya çıkacağı kaçınılmaz olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dr. Sakman: Tabi burada Türkiye’nin durumu gittikçe kritik hale geliyor. İran’ın ABD ile topyekûn bir savaşa girme ihtimali hem toplumsal hem siyasal hem ekonomik olarak Türkiye’yi de etkiler. Bölgede oluşacak olan çatışmalı hal ve güç boşluğu Türkiye’yi de etkileyecek olan bir istikrarsızlık oluşturabilir. Üstelik bölgedeki diğer devletlerin de konumunun ne olacağı belli değil. Bu durumda Türkiye’nin bölge politikasında öncelikli olan barış ve istikrar doğrudan etkilenecek. Üstelik bu politikayı güçlendirmek için kullandığı ekonomi gibi enstrümanların etkinliği sorgulanır hale gelecek. ABD’nin daha önce buna benzer operasyonlarının devamında neler yaşandığını biliyoruz. Bu şartlarda askeri bir müttefik olarak Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkinin de kırılgan zamanlar yaşama ihtimali var.

HEM ÖNLEYİCİ HEM PROVOKE EDİCİ SALDIRILAR

Doç. Dr. Emete Gözügüzelli sözlerini şöyle sürdürdü; Büyük resim sadece Amerika'nın B-2'yi seçerek yalnızca bir hedefi vurmadığını, özellikle bu kararlılık ve üstünlük göstergesi yapmaya çalıştığını görüyoruz. Bu tür sembolik saldırılar önemli olabilir. Önleyici olduğu kadar, provoke edici de olabilir. Dolayısıyla bu provoke edici yapı devreye girerse ki İran'ın karakter, sosyolojik, içindeki gruplar açısından dikkate aldığınızda, Amerika'nın doğrudan devreye girmesi, İsrail üzerinden bu çatışmaların devam etmesi, İran'a daha provoke edici, daha tetikleyici, geri adım atmayacağı krizin sonlanması noktasında beklenilen diplomasinin daha zayıf hale gireceği durumlar söz konusu olabilir.

İsrail'in ortaya koyduğu saldırıların yoğunlaşması, devam etmesi ve zorlayıcı diplomasi bağlamında masaya oturtulması için güç yoluyla İran'ın dizginleneceği stratejisi içinde bulunulması herkes için yanıltıcı olabilir. İran'ın bu hamlelerle geri adım atmayacağı kanaatindeyim. Özellikle yıllarca ambargolar altında bir direniş sergileyen, nükleer programa önem veren, devlet geçmişi olan İran'ın bu tip saldırılar karşısında daha kenetlenerek bu konuda karşı saldırıları yoğunlaştıracağı bir yeni dönem içerisine girmiş bulunmaktayız.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam