SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD-İsrail ittifakı devam ediyor

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Şubat 2026, Cuma - 10:10   Okunma Sayısı:

 

Bugünkü Suriye için müstakil devlet diyebilir miyiz? Kuzeybatı sahilleri Rusların kontrolünde, kuzey sınırları Türkiye’nin gözetiminde, kuzeydoğuda PKK/YPG ve IŞİD unsurlarının el değiştirmesinde, merkezi Şam hükümeti Amerikan güdümünde, güney Suriye ise İsrail kontrolündedir. 

 

İsrail ordusu, Ürdün sınırında

    İsrail ordusunun, 1960'lı yıllardan bu yana terk ettiği Ürdün sınırındaki askeri sığınak ve mevzilere yeniden yerleşmeye başladığı basına yansımıştır. İsrail birliklerinin, Ürdün sınırında yer alan ve onlarca yıldır terk edilmiş vaziyette bulunan askeri mevzileri, "sınır hattında arttığı öne sürülen kaçakçılık faaliyetleri ve olası sızma girişimlerine karşı aldığı yeni güvenlik önlemleri kapsamında" yeniden kullanmaya başladığı ifade edilmiştir.

    Buradaki mevziler, Ürdün Nehri'nin çevresindeki yoğun bitki örtüsünün üzerindedir. Ürdün sınırının 80 kilometrelik bölümünde uzun yıllar sonra ilk kez kapsamlı altyapı çalışmalarının yürütüldüğü belirtilen haberde, eski beton sığınakların onarıldığı ve yeni toprak setler ile gözetleme sistemlerinin sınır hattına yerleştirildiği aktarılmıştır.

Bu durumda Gazze Şeridi ve Lübnan sınırlarının ardından Ürdün sınırı ile işgal altındaki Batı Şeria bölgesi de önem kazanarak stratejik bir cephe içinde yer almıştır. İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'ne saldırılar boyunca çoğunluğu 40-60 yaş aralığındaki gönüllülerden oluşan bir yedek tümen kurduğu da haber kanallarında dile getirilmiştir. 

İsrail, Ürdün sınırından silah kaçakçılığı yapıldığı iddiasıyla 2024'ten itibaren sınırda bir duvar inşa edilmesi için girişimler başlattığını duyurmuştu. Son haberlerde ise İsrail uçağının Türkiye sınırına yakın bölgelere havadan bilinmeyen bir sıvı püskürttüğü yönündedir. Netanyahu ise, İran’ın ABD’ye saldırması halinde İran’ı vuracaklarını söylemiştir.

 

Yorumlama

1.İsrail, Suriye’nin askeri gücünü kırmış, Suriye’nin güneyinde toprak elde etmiştir. Ürdün sınırları civarında gözetleme sistemleri yerleştirmesi, beton sığınakları onarması ve toprak setler inşa etmesi, 

2.ABD’nin İran ile savaşa girmesi halinde İsrail’in İran’ı tekrar vuracağını açıklaması, daha geniş alanlara yayılma isteğini ortaya koymaktadır. 

 

Yeni ticari bağlantılar kuruluyor

 

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland, Panama Kanalı ve Kanada üzerindeki verdiği demeçlerin akabinde Venezuela’nın liderini ABD’ye kaçırmış ve petrol gelirlerine el koymuştur.

Trump'ın Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Avrupa'yı dışlayan tutumu, Grönland'ı ilhak etme ve Kanada'yı ülkesine katma gibi revizyonist talepleriyle Batı ittifakını sarsmıştır.

Yıllarca ABD'nin Çin'e karşı uyguladığı politikalara destek veren ve kendini Amerikan jeopolitik çıkarlarıyla birlikte aynı safta gören İngiltere, Trump politikalarının Avrupa’ya zarar vereceği endişesiyle kendisine yeni bir yol çizmeye başlamıştır. Bu yeni yolda pusula Çin’i göstermektedir. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve İşçi Partisi hükümeti, bu endişelere doğrultusunda Çin ile yakın geçmişte olduğu gibi sıkı ekonomik ilişkiler kurmak istiyor.

 

Çin ile önceki yıllarda ilişkiler

    İngiltere-Çin ilişkileri, eski Başbakan David Cameron'ın liderliğindeki, George Osborne'un Maliye Bakanı olduğu, 2010-2016 yıllarındaki Muhafazakâr Parti iktidarında, daha sonra "altın çağ" olarak adlandırılan dönemini yaşamıştı. Bu dönemde iki ülke arasında ticaret ve yatırımlar artarken Çin şirketleri 5G ağ altyapısından nükleer santrallere dek İngiltere'de çok sayıda alanda yatırımlar yapmış, ortaklıklar kurmuştu.

    2016'da başbakanlığı devralan Theresa May'den itibaren gelen Muhafazakâr Parti iktidarlarında ise ilişkiler giderek ihtilâflı bir seyre girmişti. Londra'nın, Çin'in eski İngiliz sömürgesi Hong Kong'un özerk yönetim yapısını aşındıran adımları, Sincan ile Tibet'teki insan hakları ihlâllerine verdiği tepkiler anlaşmazlıkları derinleştirirken iki ülke arasında üst düzey temaslar azalmıştı.

    İngiltere Parlamentosu, 2021'de "Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur azınlığa soykırım uyguladığına" dair kararı kabul etmiş ve aynı yıl İngiliz hükümeti, Çinli telekomünikasyon şirketi Huawei'in ülkede 5G hücresel iletişim altyapısı kurmasını yasaklamıştı.

 

Yeni gelişmeler

    Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, Pekin'de düzenlenen olağan basın toplantısında, Başbakan Starmer'ın Çin Başbakanı Li Çiang'ın davetiyle, 28-31 Ocak tarihlerinde Çin'i ziyaret edeceğini bildirmiş, İngiltere de Çin'in açıklamasını doğrulanmıştır. İki ülke, 2018'de kurulan İngiltere-Çin CEO Konseyi'ni yeniden canlandırmayı hedeflemektedir.

    Yeni nesil iş platformu CEO Konsey, etkinlik gerçekleştirmenin ötesinde sınırlı sayıda lideri bir araya getirecek olan oluşumdur ve iş dünyasının önemli konularında aksiyon almayı, sosyal etki yaratacak projelere öncülük etmeyi ve buluşmalar organize etmeyi hedefleyecektir. Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, son 10 yılda Muhafazakâr Parti iktidarlarında Çin ile giderek bozulan ilişkileri normalleştirmeye ve özellikle ekonomik alanda iş birliğini yeniden geliştirmeye özen göstermek istemektedir.

    Starmer'a ziyaretinde Maliye Bakanı Rachel Reeves ve Dışişleri Bakanı Yvette Cooper'ın yanı sıra geniş bir iş heyetin eşlik edeceği açıklanmıştır. İngiliz ilaç firması Astra Zenaca, petrol şirketi BP, bankalar HSBC ve Standart Chartered, otel gurubu Intercontinental, otomotiv üreticileri Jaguar, Land Rover, Rolls Royce ve varlık yönetim şirketi Shroaders'in Çin'in devlet şirketleri ile birlikte konseyde yer alacağı ileri sürülmektedir

 

Yorumlama

Türkiye, Rusya ve Çin ile yakın temasa geçtiğinde ve ticarî bağlantılar kurduğunda AB ülkeleri NATO ittifakının bir üyesinin bu ülkelerle yakınlık kurmasını tenkit etmişlerdi. ABD, AB ülkelerini korkutunca kendileri çark ettiler. Demek ki olabiliyormuş, bazen zikzak yapılması gerekiyormuş.

Hey gidi üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk! Her alanda mutlu olan tek bir insan olmadığı gibi tek bir ülke de yoktur.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam