Körfez ülkeleri
Asharq Al-Awsat haber ajansı, Suudi Arabistan’ın hava sahası ve topraklarının İran'a karşı herhangi bir askeri operasyon için kullanılmasına izin vermeyeceğini açıklamış. Wall Street Journal ise hem Suudi Arabistan hem de Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez müttefiklerinin Washington'a doğrudan mesaj göndererek hava sahalarını böyle bir operasyon için açmayacaklarını belirtmiş. İlginç olan ABD'nin İran'a olası bir saldırı planı veya hava harekâtı ihtimali üzerine yükselen tansiyonun ortasında yapılmış olmasıdır. Bu çıkışın,
**ABD'nin bölgesel askeri seçeneklerini diplomatik ve lojistik anlamda sınırlandırmaya,
**Trump yönetiminin seçeneklerinin daraltılmasına,
**Suudi ve BAE tavrının Washington'un askeri planlamasını zorlaştıracağına yönelik olduğunu söyleyebiliriz.
Suudi Arabistan yetkililerinin ikilem içine düştükleri, bir kısım yetkilinin farklı görüşte olduğu, İran'a karşı sert tepki verilmesinin bölgede tehlikeli sonuçlara yol açabileceği belirtilmiştir. Bu durum, Riyad'ın resmî söylemiyle bazı iç değerlendirmeler arasında stratejik bir denge arayışını, Orta Doğu'daki gerginliklerin sadece askeri değil aynı zamanda diplomatik ve jeopolitik bir stratejik savaşa dönüştüğünü göstermektedir.
ABD açısından ise, Trump, Prens Salman’a son model harp silah ve araçları sattı. Onunla kılıç dansı yaptı, gazetecinin ölümündeki suçunu kapattı. Şimdi de bu müttefikinden yakınlık göremiyor. Besle kargayı oysun gözünü! İyi oldu sana…
Suriye denklemi
Şam yönetimi ile SDG arasında için görüşmeler henüz ayrıntılı olarak sonuçlanmadı. Hele bir de uygulamaya konulsun da işleyiş tarzını göreceğiz.
Bu entegrasyonda terör örgütü PKK/YPG'nin Şam yönetimine isimler sunduğu, Suriye devlet yapısına entegre edilecek kadrolar olarak yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu'na karşı silahlı saldırılarda yer aldığı, Kandil çizgisinden gelen ve ideolojik olarak PKK'ya bağlı isimleri dayattığı ifade ediliyor.
PKK/SDG kaynaklarının sızdırdığı yeni aday bilgileri, sözde özerk yönetimin Savunma Bakanı Yardımcılığı için Çiya Kobani kod adlı Azad Simi'yi aday göstermeyi planladığı yönündedir. 2007 Dağlıca baskını, 2008 Aktütün ve 2011 Çukurca saldırısı da dahil olmak üzere toplam 104 askerin şehit edildiği çok sayıda eylemin planlayıcısı ve yürütücüsü olması nedeniyle bu kişinin sicilinin pek de temiz olmadığını gösteriyor.
Ayrıca bu kişinin Van, Hakkâri ve Şırnak başsavcılıkları tarafından arandığı, KCK'nın Suriye yapılanmasının başında bulunduğu ve halen SDG'nin sözde istihbarat biriminin sorumlusu olduğu belirtilmektedir. PKK/YPG'nin Savunma Bakanlığı Yardımcılığı için aday gösterdiği isimlerden birinin, Kandil kanadında öne çıkan ve Cemil Bayık'a yakınlığıyla bilinen Bedran Çiyakurd olduğu da malumdur.
Toplumsal yapı
Suriye’nin bütünlüğü ve toplumun entegrasyonu bizim sınır ötesi milli güvenliğimiz ve göçmen göçünün ortadan kaldırılması için önemlidir. Ayrıca bölgenin istikrarı için de gereklidir. SDG’nin davranışları pek güven verici değildir.
Türkmenlerin yaşam hakları, yerleşim özgürlükleri, devlet kademelerinde görevlendirilmeleri gibi anayasal hakları Arap öncelikli olacaksa toplumun entegrasyonu biraz kırılgan olacaktır. Özellikle Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yapılanmasında Kürt unsurlara tanınan ve anlaşmalarla garanti altına alınan haklar Türkmenler için de geçerli olacak mıdır?
Güneyde bulunan Dürziler tamamen İsrail’in kontrolündedir. Şam yönetimi İsrail ile ters düştüğü zamanlarda İsrail’in toplum entegrasyonunu bozacak faaliyetlerinin olacağı kaçınılmazdır.