SON DAKİKA
reklam
reklam

Düşünceler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 12 Şubat 2026, Perşembe - 11:58   Okunma Sayısı:

 

Erken Uyarı

   Günün her dakikasında Rus casus uyduları tarafından izlenen ve sürekli rapor altında tutulan bir ülkeyiz. İnsan hakları ihlalleriyle Suriye’de ortaya çıkan ve kötüye giden durum, Türkiye-Suriye ilişkilerini son derece germiş olsa da Yunanistan ile Ege’de jetler arasındaki “it dalaşı”nda biraz azalma olmuş gibi…

    Bazı olayların sonuçları belli olmakla birlikte karşı tedbirlerin ne olduğu konusu hep ortada kalmıştır. Böyle olaylara maruz kaldık diye harp açacak halimiz yok tabii, ama hep bize mi isabet ediyor diye de sormaktan da kendimi alamıyorum.

ABD ve Avrupa, İran’ın nükleer enerji programını yakın takibe alınca Suriye, İran ile ittifak yapmıştı. Harp silah ve vasıtaları önemli oranda Rus yapımı olan ve geçmişte Rusya ile ittifak halinde bulunan Suriye, yaşadığı “rejim çatırdaması” yüzünden İran ile daha sıkı fıkı olmuştu. 

Geçmişte tankını yürütemeyen, uçağını kaldıramayan ve yedek parça ikmalinde büyük güçlükler çeken Suriye, eski müttefiki Rusya’dan sağladığı destekle hava savunma sistemini geliştirmişti. Silah veya silah sistemleri son model olsa da kullanıcı personelin eğitimi yeterli değilse ortaya vahim tabloların çıkması beklenen gerçektir. 

Zaten eğitim seviyesi düşük olan Suriye Hava Kuvvetlerinin “tanımlama” yapmakta pratik olamaması veya üst mercilere bildirilen durum için “cevabı almakta gecikmesi” iyimser bakışla şaşkınlık ve panik yaratmış diyelim. Ama o vahim tabloya baktığımız zaman koca bir Silahlı Kuvvetlerin  İsrail hava Kuvvetleri tarafından sıfır etkiye indirilmiş olduğunu gördük.

    Şimdiye kadar “olmuş”u konuştuk. Bundan sonra “olacaklar”ı konuşmalıyız. Suriye için yapılacak en önemli iş, soğukkanlı ve ihtiyatlı davranarak entegrasyonu sağlamak ve Silahlı Kuvvetlerini en kısa sürede yeniden ayağa kaldırmaktır.

 

Her devirde güçlünün yanında olanlar

   “Prens” adlı eserin sahibi Machiavelli’nin torunlarıdır bu gruptakiler. Onlar için “Amaca giden her yol mübahtır” cümlesi bir düsturdur. Bugün sevdiklerini, yarın menfaatleri uğruna taşlamaktan vaz geçmezler... 

    Yüzsüzlükte saltanat sahibi olup yüzleri kızarmaz. Kalplerindeki kötülük her zaman dışarıya vurur. Yüzlerinin rabbiyesi silinmiştir. Yaklaştıkları zaman çirkin oldukları görülür. Fırsatların oluşacağı zamanları iyi bilirler. Dünyanın gidişatı ne yöne olursa olsun muhtemel fırsat ve riskleri iyi analiz eder, çıkarları doğrultusunda karara varmaya çalışırlar.

    Ne yazık ki, ülkemizde siyasetçi, sanayici, işadamı konumunda olan bazı insanlar bu durumdadır. “Dün dündür, bugün bugündür” özdeyişini pek severler. Bu akıma son yıllarda bilim adamları, yazarlar ve sanatçılar da katılmıştır.

    Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemal (İnal)’e sormuşlar. 

    ---Sizdeki bilginin çok azına sahip olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir? 

    ---Ben bilmek için öğrendim, onlarsa tanınmak için…

 

Ermenistan kendini toparlıyor

Azerbaycan ve Türkiye ile barışın yeniden tesisi, Ermenistan'ın ticaret açığını giderek azaltmıştır. Ermenistan Cumhuriyeti İstatistik Komitesi’nin yazdığı raporda Ermenistan'ın dış ticaret hacminin Ocak-Temmuz 2024 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95 artış göstererek 20 milyar 424,5 milyon dolara ulaştığı belirtilmiştir. 

Daha önce Ermenistan Ekonomi Bakanı: “Türkiye ile sınırın açılması ticaret hacmini 700-800 milyon dolara taşıyabilir” demişti. Bunu teyit eder gibi 2025 yılının Ocak-Temmuz döneminde Ermenistan'ın ihracatı 2023 yılının aynı dönemine göre 2,2 kat artarak 8 milyar 738,7 milyon dolara ulaşmıştır.

Ermenistan Parlamentosu, 2026 yılı devlet bütçesi görüşmeleri sırasında Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilere, sınır kapılarının açılmasına ve olası ticaret ortaklığına dair değerlendirmelerde bulunmuştur. Papoyan, Türkiye ile sınırın açılmasının değerlendirildiğini belirterek, “Ermenistan-Türkiye sınırının açılmasının ticaret üzerinde nasıl bir ekonomik etkisi olacağını, hangi ithal edilen ürünlerin ihraç edilebileceğini değerlendiriyoruz” ifadelerini kullanmıştır.

Papoyan’a göre, Ermenistan Türkiye’den ilaç, elektrikli cihazlar ve yerli üretim için gerekli hammaddeler gibi ürünleri daha uygun fiyatla ithal edebilmektedir.

 

Sonuçta barışın tesis edilmiş olması Kafkaslara huzur getirmiş, zenginlik katmıştır. Türkiye, bu konuda her türlü desteği vermektedir. Bunun en bariz örneği de Gürcistan üzerinden Türkiye’ye kaçak giriş yapan Ermenilerdir. Bir Batı ülkesine gitmektense Türkiye’yi tercih etmelerinin sebepleri arasında iki ülkenin yakınlığı, vize kolaylığı, Avrupa'ya göre ucuzluğu ve Türkiyeli Ermenilerin varlığı sayılabilir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam