SON DAKİKA
reklam
reklam

I.İnönü Muharebesi ve sonuçları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 29 Ocak 2018, Pazartesi - 10:00   Okunma Sayısı:

1921 öncesi siyasi ve askeri durum   
    Mondros Mütarekesi’nin uygulanması kapsamında İngilizler Boğaz’ın hâkimiyetinin kendilerinde olmasını isterken diğer İtilâf Devletleri Boğazlarda İngiliz egemenliğine karşı çıkıyorlardı.[1] 
    1917 Ekim Devrimi, bir iç savaş şekline dönüşmüştü.  İtilâf Devletleri Sovyetler Birliği’nin birçok yerine asker çıkarmış, Kafkasya’daki Ermenilere Trabzon, Erzurum, Gümüşhane, Bitlis, Erzincan ve Van illerini vaat etmişti. Cesaret bulan Ermeniler, 24 Eylül 1920’de Bardiz ve Oltu bölgelerinden taarruza geçmişti. Karabekir Paşa komutasındaki 15’inci Kolordu Ermenilere karşı taarruz icra etmiş, Pontus meselesi nedeniyle bir kısım kuvvet bu bölgeye angaje edilmişti.
    İngilizler 30 Ekim 1919’da Maraş, Antep, Kilis ve Urfa’yı Fransızlara bırakmışlar, Fransızlar da buradaki Ermenileri Türklere karşı kışkırtmışlardı. Ege’ye çıkan İtalyanlar İç Batı Anadolu’da mevzi yerleşme ve teşkilâtlanmaya geçmişlerdi.

Yunan ileri harekâtı ve ayaklanmalar
    Yunan Genel Karargâhı, 28 Haziran 1919’da İzmir’e intikal etmiştir. Yunan ordusu Temmuz 1920 başlarında Bursa-Uşak-Sarayköy hattına ulaşmış, Doğu Trakya’nın istilâsına girişmiştir. 1 Aralık 1920’de başlayan Demirci Mehmet Efe başkaldırısı, aralık sonunda bastırılmış ama yerini 30 Aralık 1920’de yerini Çerkes Ethem ayaklanmasına bırakmıştır. Çerkes Ethem, teşkil ettiği birliklerine “Kuvve-i Seyyare” adını veriş, kendisini de “Umum Kuvve-i Seyyare Komutanı” olarak sıfatlandırmıştır.
    Düzenli ordu kurulmasına karşı çıkan ve kendi gücünü arttırmak için asker toplayan Ethem, Batı Cephesi Komutanlığının haberleşmesini de engelleyerek Ankara hükümetine tehditkâr bir tavırla Simav’a saldırmış ve mahkeme kurmak suretiyle yetki dışı işlemler yapmıştır.

Hedefleri sınırlı taarruz
    İtilâf Devletlerinin güvenini kazanması bakımından yeni bir harekâta olan ihtiyacını ortaya koyan ve Türk ordusunun asıl kuvvetleriyle Kütahya Gediz bölgelerinde asi Ethem kuvvetleriyle uğraşmasını fırsat bilen Yunan birlikleri, harekete geçmenin uygun olduğuna karar vermişlerdi.  Anadolu toprakları her yanıyla işgal edilmiş, yangın yerine dönmüştü.
    Eskişehir, Yunan harekât planında stratejik hedef olarak işaretlenmişti. Türk birliklerinin Yunan ordusuyla sıkı bir çatışmaya girmediği ve varlık gösteremediği görüşünü ortaya koyan çevrelere sadece şunu söylemenin yerinde olacağını düşünüyorum: 
    Bu muharebe kazanılmamış olsaydı basit tabirle kapısı çalınan İç Batı Anadolu’ya girilmiş, burada toplanmakta olan Türk kuvvetleri dağıtılmış, harp malzemeleri, mühimmat, demiryolu ve köprüler tahrip edilmiş olacaktı. Bu nedenle Yunan ilerlemesine, askeri açıdan ciddi anlamda büyük bir keşif harekâtının ardından icra edilen mahdut hedefli bir taarruzdur, diyebiliriz.

Gezi grubum
    Harekâtın geçtiği yerlere gezi grubumu da götürmüştüm. İki gün süreyle İntikam Tepe’yi, mağaraları, karargâhı ve şehitlikleri gezdik. Ocak ayında yüksek rakımlı bu yerlerde keskin bir ayaz ve kar vardı. Mevzilerin işgal veya takviye edilmesi için kıtaların günde 50 km. civarında yol yürümek zorunda kalmaları[2], zamanında ve yeterli gıda alamadıkları, yollardan ve nakil vasıtalarından istifade imkânının asgari ölçüde olduğu gibi ağır şartları düşününce ürpermemek elde değildi. 
    Kanatları branda bezinden, parçaları toplama iki eski model uçakla hava keşfi dahi yapamamışız. İntikal halindeki birliklerimiz üzerinde bir hava şemsiyesi oluşturamamışız. İstihbaratımız Yunan telli devrelerini dinlemek, esirleri sorgulamak, çıplak göz veya dürbünle tespit etmek ve köylü raporlarına itibar etmek (Bozüyüklü Numan Ağa)[3] esasına dayandırılmış.

İnönü’deki karargâhın gezilmesi
    Albay İsmet’in karargâhı, bugün müzeye dönüştürülmüş olarak ziyarete açık tutulmaktadır. Grubumdan sessiz kalmalarını isteyerek, bir an için mors alfabesi esasıyla bu karargâhtan İsmet Paşa’nın Ankara’da Mustafa Kemal Paşa ile yaptığı görüşmeleri hayal etmelerini istedim.
   “Bulun İsmet’i telgraf başına gelsin!” emriyle sabaha kadar “dıt dıt” sesleri içinde ve şifreli bir telgraf muhaberatı sonunda yazdırılan emirler… Arkasından “Mustafa Kemal Paşa’ya arz edilmek üzere” diye başlayan cevabî yazışmalar. 
    Günümüzde en modern haberleşme vasıtalarını bile kullanırken karşılaştığımız kötü niyet ve yetersizlik karşısında anlaşmakta güçlük çektiğimizi dikkate alırsak; bu kadar yokluğa, düşman baskısına, Çerkes Ethem’in ihanetine ve ağır tabiat şartlarına rağmen koca bir harekâtın aksatılmadan yürütüldüğünü daha iyi değerlendirebiliriz. 
 
I.İnönü Zaferi ve sonuçları
    I.İnönü muharebesi, Türk ordusunun hıyanete ve düşmana karşı kazandığı bir zaferdir.[4] Bu zaferle isyanlar son bulmuş, halkın orduya desteği artmıştır. Milli iktidar güç bulunca Meclis anayasa taslağını kabul etmiştir. Tasarıdaki bir hüküm rejimle ilgilidir. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
    Devlet mekanizması işlemeye başlamış, vergi ve asker alma işleri esasa bağlanmış, İstanbul hükümetine üstünlük sağlanmıştır. Sevr Antlaşması öncesi Londra’da toplanacak konferansa Ankara hükümetinden da temsilci çağrılır. Bu durum küresel platformda Ankara hükümetine yer ve değer verildiğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Ayrıca Türk-Rus ilişkileri gelişir, Ruslar yardım yapmayı teklif ederler.
    Milli Mücadele’nin kahraman komutanı İsmet Paşa ve I.İnönü muharebesine katılan silah arkadaşları! Ruhunuz şâd olsun!

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam