SON DAKİKA
reklam
reklam

Türkiye ve Yunanistan arasında görüşmeler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 18 Şubat 2026, Çarşamba - 11:31   Okunma Sayısı:

 

Türkiye ve Yunanistan arasında yıllardır çözüm bekleyen birçok konu mevcut. Yunan B/B’dan Türkiye’ye ziyareti iki ülke açısından önemli bir dönemeç olabilir mi? Buna dönemeç diyemeyiz.

    Miçotakis'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı "Kara sularımızı 12 mile çıkarma hakkı vazgeçilmez" açıklaması, Ankara'nın tepkisini çekmişti. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 11 Şubat'taki Ankara ziyareti sırasında, "Sorumluluk bilinciyle ülkelerimizin huzur ve refahı için çalışabiliriz. Biz Eleftheros Venizelos ve Kemal Atatürk'ün mirasına sahip çıkmak durumundayız" diye konuşmuştur.

    Bu ziyaret, özellikle ekonomik, ticaret, güvenlik ve göç konularında yeni bir sayfa açabilir mi?

 

İlişkilerin ele alındığı alanlar

***Ekonomik iş birliği: Özellikle ekonomik, ticari ve altyapı projelerinde iş birliği yapılması ve her iki ülkenin ilgisini çeken Akdeniz’deki enerji kaynaklarının kullanılması, 

Ticaret hacminin arttırılması ele alınmış, İzmir ve Selanik limanları arasında ro-ro seferlerinin başlatılması, Karadeniz Ekonomik İş Birliği Teşkilatı çerçevesinde iş birliğinin güçlendirilmesi, depreme hazırlık konusunda iş birliği yapılması,

***Turizm ve kültürel ilişkiler: İki ülkenin tarihi ve kültürel bağları çok derinlerdedir. İş birliği olanakları ele alınmıştır. İki ülke arasında yatırım, finans ve dış ticaretin geliştirilmesi,

***Mülteci ve göç politikaları: Göçmen ve mülteci akışı konusunda iş birliği, AB’nin 2016 yılında Türkiye ile yaptığı göç anlaşması politikaları çerçevesinde önem kazanabileceği, her iki ülkenin de Avrupa’nın göç politikalarına katkıda bulunabileceği,

***Savunma ve Güvenlik iş birliği: Karadeniz ve Ege’deki güvenlik meseleleri NATO çerçevesinde iş birliğinin güçlendirilmesi, bilim ve teknoloji alanında işbirliği yapılması gibi konular görüşülmüştür. 

    Ancak bu alanda geçmişteki gerginlikler, iki ülkenin de dikkatli bir yaklaşım sergilemesini gerektirebilir. Gerçekte ise,

 

Gerilimli alanlar.

***Ege, silahsız statüdeki adalar ve Kıbrıs sorunları,

***Sınır meseleleri, deniz yetki alanları, kara suları, hava sahası ve Kıbrıs statüsü gibi konularının açıklanması,

    ***Doğu Akdeniz'deki gelişmeler,

    ***Batı Trakya Türk azınlığının dini özgürlükler ve eğitim imkanlarından tam olarak yararlandırılması

***Diyalog kanallarının açık tutulması (açıktır ama sorunludur) ele alınmıştır.

 

Zaman zaman verilen demeçler

    Emekli Yunan Korgeneral Lazaros Kambouridis geçmiş tarihte, Türkiye'nin Yunanistan'ı kıskaca aldığını belirterek, "Türkiye kasıtlı olarak tarafsız değil, bilinçli olarak aktif olarak tarafsızdır, kâr amacı gütmektedir ve her alanda jeostratejik olarak kendini geliştirmektedir" yorumunu yapmıştır.

Yunanistan ve Türkiye arasındaki stratejik tercihlerin ve hareketlerin, felaket niteliğinde jeopolitik tercihlere yol açtığını belirten Yunan general, “bulunduğumuz dönem belki de Erdoğan'ın içeride ve dışarıda izlediği politika, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) silahlanmasının yenilenmesi, Türk savunma sanayiinin yaygınlaşması vb. açılardan başarı unsurlarının en belirgin olduğu dönemdir” demiştir.

    Yunan general, "Atina Dostluk Deklarasyonu, bir yandan Ege'deki Türk ihlallerinin azalmasıyla birlikte bir sükûnet ortamı sağlamış olabilir, ancak diğer yandan Ankara'nın Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti aleyhine revizyonizmle ilgili konulardaki tutumunu değiştirmede bir etken olmamıştır.

Ama en kötüsü, Yunanistan çeşitli nedenlerle Türk saldırganlığına karşı koyma ve onu kınama şeklindeki eski "milli" ilkeye dönmeye karar verdiğinde çok geç olacak; çünkü Türkiye Yunanistan'a karşı hava gücü açığını kapatmış olacak, aynı zamanda Ankara, siyasi düzeyde Avrupa savunma mekanizmaları için vazgeçilmez hale gelmiş olacak ve Avrupa, Türkiye'yi artık Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti için bir tehdit olarak görmeyecektir." ifadelerini kullanmıştır.

 

Geçmişten alıntılar

Emekli askerlerin genel konular ve adalar konusunda verdikleri demeç adeta Yunan siyasetine yön verir niteliktedir. Aslına bakarsanız Yunanistan’ın bağımsızlığını kazandığı 1830 yılından itibaren Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum sergilediği malumdur. 

    Yunanistan, ilki I. Dünya Savaşı’nın 1916-1918 yılları arasında, ikincisi de İstiklâl Harbi yıllarımız olan 1919-1923 yılları arasında olmak üzere bu tutumunu göstermiş, asılsız ve gerçekdışı bir nitelik taşıyan iddialarla "Bu dönemlerde Anadolu'da yaşayan 700 bin Doğu Karadeniz kökenli Ortodoks'tan 350 bininin katliam ve sürgün metotları ile yok edildiği ve sadece 180 bininin Yunanistan'a gelebildiği" temalarını işlemeye çalışmıştır.1

 

Sonuç

Yaklaşık iki asırdan beri çekişen Yunanistan ile herhangi bir konuda anlaşmak mümkün olmamıştır. Son görüşmede ele alınan konulardan Yunanistan’ın menfaatine uyan hususların bir süre devam edeceğini düşünebiliriz. Lozan, Montrö, Batı Trakya Türkleri, Ege FIR hattı, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi konularda düzelme var mı? 

Doğu Akdeniz enerji sahaları konusunda İsrail ve Mısır ile yaptığı anlaşmaların geçeri olmayacağını veya sonuç getirmeyeceğini anladığı için Yunanistan Türkiye’ye yaklaşmıştır.

          ( Yusuf Sarınay – Tahir Sünbül, Emperyalizm ve Büyük Hayal, Günce Yay, Ank., 1999, s.130-131)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam