SON DAKİKA
reklam
reklam

Bilmem anlatmaya değer mi?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Mart 2026, Çarşamba - 11:53   Okunma Sayısı:

 

Hatayı gençlere mal ettiğimiz pervasız çıkışlarımız oluyor elbette… “Çocuğum, yaşlılar ayakta dururken oturmayı nasıl içine sindiriyorsun?” Devlet yaşlılar için bir imkân sağlamış. Ücretsiz olarak tren, otobüs ve vapurlara biniyorlar. 

Ne hikmetse dedikodu yapmaya giden Ayşe Hanım da torununu gezmeye götüren Ali Dede de dönüşlerini mesai saatlerinin bitimine isabet ettiriyorlar. Dönüşlerini doğru zamanda kullanarak gençlerle didişmeden yapsalar olmaz mı?

 

Trenlerde duyduklarım

*Tren istasyona giriyor. Uyarılar, uyarılar… “Lütfen sarı çizgiyi geçmeyiniz, inenlere öncelik veriniz!” Gayet normal… Bir ülkede ne kadar çok uyarı varsa o ülkenin gelişmişliği o kadar çok tartışmalıdır. Karayolu da öyle değil midir? viraja girerken mıcır, savrulma, keskin dönüş levhaları, virajdan çıktıktan sonra kasis, hayvan çıkabilir, yağmurda kaygan yol işaretleri varsa karayolunun bu bölümü tartışmalıdır. Neden bu olumsuzluklar giderilmez, anlayamıyorum…

 

*Tren yanaşıyor. İçeridekiler inmeden sırada bekleyenler yer kapmak kaygısıyla dalmaya başlıyor. Hanıma çarpmış, yaşlıyı ezmiş, çocuğu ağlatmış, yanındakinin ayağına basmış farkında değil. Yine uygar toplum olduğumuzun göstergesi anonslar ve zorunlu uyarılar başlıyor:

“Lütfen çocuklu hanımlara, yaşlılara yer veriniz!”

*Bu uyarılara halktan kimselerin verdiği cevaplar:

 

    --- Bu adam ne vır vır edip duruyor yav sabahleyin?

    ---Bak dördüncü uyarıda elinde sopayla gelecek… Gençler de bir nineyi dolduruşa getirmişler. O da görüş beyan ediyor.

    --- (Makiniste hitaben) Oğlum kendini ne heder edip duruyorsun? Bas git dökülen dökülsün!

Atmaca kılıklı bir başka yolcu daha farklı çözüm sunuyor: 

--- Bi’ sopalayacaksın, bak bi’ da’ yaparlar mı? (Kimi, ne için?)

 

Her ne kadar toplumumuz cahil davransa da umursamaz olsa da âlim yetiştirmekle ve hazırcevap üretmekle de öne çıkmıştır. Haklarında çeşitli fıkralar üretilen Karadenizliler, aslında sadece güldüren insanımız değil, akıllılığın da sembolüdürler. Bakın ticaret hayatına, bakın iş çevirme konusundaki pratik buluşlarına…

***                     ***                        ***

    İstanbul’daki sarnıç sayısının 65 civarında olduğu söylenmektedir. Osmanlı Arşiv kayıtlarında 

Mecidiye, Gümüşsuyu, Beyoğlu ve Galatasaray Kışlalarına birer sarnıç inşası emredildiğine göre bu kışla ve okul durumundaki yapıların altında veya civarında sarnıç olması muhtemeldir, araştırılması gerekir.

    Bu yazı İstanbul’daki bir sarnıçla ilgili yazılmış olmasına rağmen ülkemizin bütünüyle bir müze olduğunu unutmayalım. Yıkılmış bir kalenin taşlarını inşaat yaptırmak için götüren (çalan) kişiye engel olalım. Yıkılmakta olan bir konağın ahşabını veya tahtalarını bilinçsizce yakmaya götürmeyelim. Elimizden geldiği kadar eski eserleri koruyalım ve başkalarından da bir takdir beklemeyelim.

 

 

 

Yeni siyasi durum

    Türkiye’de siyasi durum yeniden şekillenmeye başlamıştır. Çevresel, bölgesel ve küresel bazdaki ilişkilerde durulma ve düzelme yaşanacağı beklenmelidir. Özellikle iktisadi durumda, yeni hukuki düzenlemeler yapılması ve AB kriterlerinin işlerlik kazanmasıyla rahatlama gözlemlenecektir.

    Hadi bu kuvvetli ihtimali hep birlikte dileyelim. Yeni vekillerin tehdit, şantaj, üfürme ve boşa el kaldırma şeklinde görüntü vermemelerini, sokak ağzının yeni versiyonlarını Meclis’e taşımamalarını ve didişmeden uzak kalmalarını temenni edelim.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam